08 Kasım 2026 Pazar
Kilimli’de kıyı kenar çizgisi tartışması artık görmezden gelinecek bir mesele olmaktan çıkmıştır. Bir tarafta devletin kıyı mevzuatı, diğer tarafta kamuoyuna yansıyan iddiaların odağındaki NorthWest Otel… Şimdi soruyoruz: Kanun gerçekten uygulanacak mı, yoksa bazı yapıların ve bazı çevrelerin söz konusu olduğu yerde hukuk rafa mı kaldırılacak?
Kilimli sahilinde bulunan NorthWest Otel hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar son derece ciddi.
Otelin kıyı kenar çizgisi içerisinde kalan bölümleri bulunduğu, yapılaşma ve ruhsat işlemlerinin mevzuata aykırı olduğu, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından yıkım talebinde bulunulduğu yönündeki haberler aylardır tartışılıyor.
Peki, bütün bunlar karşısında yetkililer ne yaptı?
Kilimli Belediyesi ne yaptı?
Belediye Başkanı Kamil Altun ne yaptı?
Yoksa konu, kamuoyunun dikkatinden uzak tutulup zaman içerisinde unutturulmaya mı çalışılıyor?
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 43. maddesi açık: Kıyılar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Kıyılardan yararlanmada öncelik kamu yararınındır.
3621 sayılı Kıyı Kanunu da kıyıların herkesin eşit ve serbest kullanımına açık olduğunu hükme bağlamaktadır.
Kıyı alanları birilerinin ticari çıkarlarına göre şekillendirilemez. Kamuya ait alanlar kişisel kullanım alanına dönüştürülemez. Kanunun yasakladığı yapılaşmalar, kim tarafından yapılırsa yapılsın hukuka uygun hâle getirilemez.
Üstelik Kıyı Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin 17. maddesi, sahil şeridinin ikinci bölümünde konaklama içeren otel yapılarına da izin vermeyen hükümler içermektedir.
Şimdi soruyoruz:
NorthWest Otel’in bulunduğu alanın kıyı kenar çizgisine göre konumu nedir? Otelin hangi bölümleri hangi imar kararına dayanılarak yapılmıştır? Bu yapılaşmaya kimler izin vermiştir?
Bunların cevabı kamuoyundan saklanamaz.
2025 yılında yayımlanan haberlerde Milli Emlak Müdürlüğünün otelle ilgili yıkım talebinde bulunduğu ileri sürüldü.
Eğer bu iddia doğruysa, ortada son derece ciddi bir idari mesele vardır.
Devletin bir kurumu kıyı mevzuatına aykırılık nedeniyle işlem yapılmasını istiyorsa belediye bu talebi nasıl değerlendirmiştir?
Yıkım talebine cevap verilmiş midir?
Yapı hakkında yapı tatil tutanağı düzenlenmiş midir?
Mühürleme yapılmış mıdır?
Encümen kararı alınmış mıdır?
Yıkım kararı varsa neden uygulanmamıştır?
Yoksa bütün bu işlemler kâğıt üzerinde mi kalmıştır?
Kilimli halkı bu soruların cevabını bekliyor.
Devletin bir kurumu yasal işlem talep ederken diğer bir kurumun hiçbir şey olmamış gibi davranması kabul edilebilir mi?
Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun’a soruyoruz:
Sayın Başkan!
Bu sorular kişisel değildir. Bu sorular Kilimli halkının hakkıdır.
Belediye başkanlığı, belirli kişilerin veya işletmelerin çıkarlarını koruma makamı değildir. Belediye başkanlığı, kamu yararını ve kanunları koruma makamıdır.
Eğer bir yapı mevzuata aykırıysa, sahibinin kim olduğuna bakılmaksızın gerekli işlemler yapılmalıdır.
Eğer mevzuata aykırılık yoksa, bunun belgeleri açıklanmalıdır.
Hukuka uygunluk iddiası da hukuka aykırılık iddiası da belgeyle konuşmalıdır.
Asıl mesele yalnızca bir otel değildir.
Asıl mesele, kamu gücünün nasıl kullanıldığıdır.
Bir vatandaşın yaptığı küçük bir tadilat için işlem yapılırken, kıyı mevzuatıyla ilgili böylesine ağır iddiaların bulunduğu bir yapı hakkında neden yeterli açıklama yapılmadığı soruluyorsa, belediye yönetimi bunun cevabını vermek zorundadır.
Kamu görevi yapan hiç kimse denetimden muaf değildir.
Bir belediye başkanının görevi, bir işletmenin veya bir çevrenin çıkarlarını korumak değil, kamu kaynaklarını ve kamu hakkını korumaktır.
Eğer iddia edildiği gibi mevzuata aykırı yapılaşma varsa, buna izin veren, göz yuman veya denetim görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri yönünden de idari ve hukuki sorumluluk araştırılmalıdır.
Böyle bir durumda kişisel ilişkiler, siyasi yakınlıklar ve ticari bağlantılar hukukun önüne geçemez.
Kamu gücü kullanılarak herhangi bir kişiye ayrıcalık sağlandığı yönünde somut delil ortaya çıkarsa, bunun hesabı da hukuk önünde sorulmalıdır.
Kilimli’nin sahili Kilimli halkınındır.
Kıyı, bir işletmenin ticari alanı değildir. Birilerinin kişisel tasarrufuna bırakılamaz. Kanunların üstünde hiçbir işletme, hiçbir makam ve hiçbir siyasi güç yoktur.
Kilimli Belediyesi’nden, Zonguldak Valiliği’nden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nden ve Milli Emlak Müdürlüğü’nden açık ve belgeli açıklama bekliyoruz.
Otelin kıyı kenar çizgisine göre konumu kamuoyuna açıklanmalıdır.
Yıkım talebi varsa akıbeti açıklanmalıdır.
İmar ve ruhsat işlemleri kamu denetimine açılmalıdır.
Hukuka aykırılık varsa gereği yapılmalıdır.
Hukuka aykırılık yoksa bunu iddia edenlerin karşısına belgelerle çıkılmalıdır.
Bizim kimseyle kişisel bir hesabımız yok. Ancak kamu hakkı söz konusu olduğunda susmak da gazetecilik değildir.
Kilimli halkının kıyısını, hukukunu ve geleceğini ilgilendiren hiçbir meseleyi unutturmayacağız.
Çünkü mesele bir otel meselesi değil, hukukun kimler için uygulanıp kimler için uygulanmadığı meselesidir.
ŞİMDİ KONUŞMA SIRASI YETKİLİLERDE!