18 Ağustos 2026 Salı

Milliyetçi Hareket Partisi’nde Kilimli teşkilatının yeniden yapılanması sürerken, MHP Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer’in yeniden göreve gelerek güven tazelemesi ve teşkilata yeni isimler kazandırması, parti tabanında dikkat çekiyor.
Örer’in göreve yeniden seçilmesiyle birlikte Kilimli teşkilatının daha da güçlenmesi ve sahadaki çalışmalarını artırması beklenirken, asıl tartışma ise başka bir noktada düğümleniyor:
MHP, Kilimli’de yaşanan tartışmalar karşısında neden sessiz?
Bu sorunun muhatabı yalnızca Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer değil.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz, MHP Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak ve Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer’e soruyoruz:
MHP ile AK Parti arasında ülke genelinde sürdürülen Cumhur İttifakı siyasi bir gerçeklik.
Ancak ittifak ortaklığı, ittifak içerisinde yer alan yöneticilerin veya belediyelerin yaptığı ileri sürülen yanlışlar karşısında sessiz kalmayı mı gerektiriyor?
Bir siyasi parti ittifak ortağı olduğu için, kendi tabanının ve vatandaşların gündeme getirdiği sorunlara karşı susmayı mı tercih etmeli?
Yoksa tam tersine, ittifakın ruhuna zarar verecek yanlışlar varsa bunları açıkça dile getirmek, çözüm istemek ve vatandaşın yanında durmak mı siyasi sorumluluğun gereğidir?
İşte Kilimli’de asıl tartışılması gereken soru budur.
Atakan Örer’in yeniden göreve gelmesi ve teşkilata yeni isimler kazandırması, MHP Kilimli’nin örgütsel olarak güçlenme iddiasını ortaya koyuyor.
Kamuoyuna yansıyan çalışmalar, saha faaliyetleri ve teşkilatın hareketliliği dikkate alındığında, Kilimli’de MHP’nin daha görünür bir siyasi aktör olma çabası açıkça görülüyor.
Ancak tam da bu nedenle şu soru daha yüksek sesle soruluyor:
Teşkilat sahada bu kadar aktifken, Kilimli’de vatandaşların gündeme getirdiği bazı sorunlarda neden aynı cesaretle konuşulmuyor?
Kilimli halkının beklentisi yalnızca törenlerde, toplantılarda ve siyasi programlarda görünmek değil.
Vatandaş, haksızlık gördüğünde karşısında duran, yanlış gördüğünde konuşan ve gerektiğinde kendi ittifak ortağına dahi “burada yanlış yapıyorsunuz” diyebilen bir siyasi irade görmek istiyor.
Kilimli Belediyesi hakkında son dönemde kamuoyunda çeşitli tartışmalar ve iddialar gündeme geliyor.
Bazı çalışanların haksızlığa uğradığı, hakaret veya küfür içerikli olaylar yaşandığı, bazı kişilerin ise işlerinden haksız veya keyfi biçimde uzaklaştırıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda tartışılıyor.
Bu iddiaların doğru olup olmadığı elbette araştırılmalı ve ilgili tarafların açıklamaları alınmalı.
Fakat burada MHP yöneticilerine düşen sorumluluk açısından daha temel bir soru var:
Kilimli’de insanlar bu iddiaları konuşurken, siyasi partiler neden konuşmuyor?
Eğer ortada bir haksızlık yoksa, çıkıp açıklayın.
Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, kamuoyunu bilgilendirin.
Eğer gerçekten vatandaşın, çalışanın veya teşkilat mensuplarının mağdur edildiği bir durum varsa, o zaman da gereğini yapın.
Ama sessizlik, Kilimli’de artık cevap olarak görülmek istenmiyor.
Siyasi tarih boyunca sıkça kullanılan “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” sözü üzerinden MHP yöneticilerine de açık bir soru yöneltmek gerekiyor:
Siz hangi tarafta duracaksınız?
Sessiz kalan tarafta mı?
Yoksa yanlışın karşısında duran tarafta mı?
Elbette bir siyasi parti yöneticisinin her iddia karşısında açıklama yapması beklenemez. Ancak kamuoyunun ciddi biçimde tartıştığı konuların tamamını görmezden gelmek de siyasi sorumluluk açısından ciddi soru işaretleri doğurur.
Atakan Örer yeniden göreve geldi.
Teşkilatını güçlendiriyor.
Yeni isimlerle kadrosunu genişletiyor.
Sahada daha güçlü bir MHP görüntüsü vermeye hazırlanıyor.
O halde şimdi daha zor bir görev var:
Kilimli’de konuşulması gereken meseleleri de konuşmak.
Belki İlçe Başkanı Örer’in bazı konularda yetkisi sınırlıdır.
Belki teşkilat hiyerarşisi nedeniyle tek başına hareket etmesi mümkün değildir.
Belki ittifak dengeleri nedeniyle siyasi olarak daha dikkatli davranması gerektiğini düşünüyordur.
Ancak bu ihtimallerin hiçbiri Kilimli halkının sorularını ortadan kaldırmıyor.
Burada yalnızca Atakan Örer’i hedefe koymak da doğru değil.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz ve MHP Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak’ın da bu tartışmanın dışında kalması mümkün değil.
Eğer Kilimli İlçe Başkanı teşkilatın başında yalnız bırakılıyorsa, bunun hesabını il ve merkez ilçe yönetimleri vermeli.
Eğer Atakan Örer’in bazı konularda açıklama yapmasının önünde siyasi veya teşkilatsal bir engel varsa, bu engelin kaldırılması yine üst yönetimin sorumluluğunda.
Kilimli halkı artık şunu görmek istiyor:
MHP, ittifak ortağı olduğu için mi susuyor, yoksa gerçekten Kilimli’de yaşanan sorunları görmüyor mu?
Bu sorunun cevabı artık ertelenmemeli.
İlçe başkanlığı koltuğu elbette önemlidir.
Ancak o koltuğun anlamı yalnızca makam sahibi olmak değildir.
O koltuk; teşkilatın, üyelerin ve vatandaşın sorunlarını dinlemek, gerektiğinde kendi siyasi çevresine karşı dahi doğru bildiğini söylemek ve haksızlık gördüğünde tavır koyabilmektir.
İttifak ortaklığı siyaseten anlaşılabilir.
Ancak ittifak adına her yanlışa susmak, kamuoyunda bambaşka bir algı oluşturur.
Kilimli’de bugün tartışılan tam olarak budur.
Kilimli halkının MHP yöneticilerinden beklediği şey kavga değil.
Beklenen şey, açıklık, samimiyet ve siyasi cesaret.
Atakan Örer’e,
Orhan Korkmaz’a,
Gündüz Torlak’a soruyoruz:
Kilimli’de yaşanan tartışmalara daha ne kadar sessiz kalacaksınız?
İttifak, yanlışları görmezden gelmek anlamına mı geliyor?
Kilimli’de vatandaşın yanında olduğunuzu göstermek için daha ne olması gerekiyor?
Ve en önemlisi:
Kilimli için artık masaya yumruğu vurmanın zamanı gelmedi mi?
Çünkü makamlar geçici olabilir.
İttifaklar değişebilir.
Siyasi dengeler yeniden kurulabilir.
Ama vatandaşın hafızası kalır.
Kilimli halkı da bugün en çok bunu sorguluyor:
“Yanlış karşısında kim konuşacak?”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.