16 Nisan 2026 Perşembe

“Okullarımızı koruyamıyorsak, geleceğimizi kaybediyoruz!”
Anahtar Parti Zonguldak İl Başkanı Dilay Yurdumakan Küçük, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta eğitim kurumlarında yaşanan kanlı saldırıların ardından sert bir çıkış yaptı: “Yeter artık!”
Yaşanan acı olayların yalnızca bölgeyi değil tüm Türkiye’yi derinden sarstığını vurgulayan Küçük, okulların güvenliği konusunda artık söz değil, somut ve profesyonel adımlar atılması gerektiğini söyledi.
“Okullar şiddetin değil, geleceğin kalesidir”
Açıklamasında duygusal ve sert ifadeler kullanan Küçük, şu sözlerle dikkat çekti:
“Okul kapısından giren her çocuk bu millete emanettir. Ama bugün evlatlarımızı okula gönderirken endişe duyuyoruz. Bu kabul edilemez. Okullar; korkunun değil, güvenin adresi olmalıdır.”
“Sadece üzülmek yetmez!”
Küçük, yaşananların ardından klasik kınama mesajlarının yetersiz kaldığını belirterek üç kritik öneriyi gündeme taşıdı:
“Bu böyle devam edemez”
Toplumda oluşan korku iklimine dikkat çeken Küçük, öğretmenlerin ve öğrencilerin güven içinde eğitim hayatına devam edebilmesi için acil önlem çağrısında bulundu.
“Çocuklarımızı koruyamıyorsak…”
Açıklamasını çarpıcı bir mesajla tamamlayan Küçük:
“Çocuklarını koruyamayan bir toplumun koruyacak başka hiçbir şeyi kalmaz. Çocuklarımızı korumak, geleceğimizi korumaktır” dedi.
Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için başsağlığı dileklerini ileten Küçük, yetkilileri okulları gerçek anlamda güvenli alanlara dönüştürmek için harekete geçmeye davet etti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kilimli İlçe Başkanlığı, son günlerde yaşanan üzücü gelişmelerin ardından anlamlı bir ziyarete imza attı. İlçe Başkanı Atakan Örer öncülüğündeki heyet, Kilimli İlçe Milli Eğitim Müdürü Recep Alkuş’u makamında ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti.
“Zor zamanlarda daha güçlü dayanışma”
Gerçekleştirilen ziyarette, eğitim camiasının yaşadığı sıkıntılara dikkat çekilirken, özellikle fedakârca görev yapan öğretmenlerin yalnız olmadığı vurgulandı. MHP heyeti, her koşulda eğitimcilerin yanında olduklarını net bir şekilde ifade etti.
Acılara ortak mesaj
Açıklamada ayrıca Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylarda hayatını kaybeden vatandaşlar için rahmet dilenirken, ailelerine sabır ve başsağlığı temennileri iletildi.
“Birlikte aşacağız”
MHP Kilimli İlçe Başkanlığı, devlet ve milletin dayanışma ruhuyla bu zorlu sürecin üstesinden gelineceğine olan inancını vurgulayarak, toplumsal birlik ve beraberlik çağrısında bulundu.


İYİ Parti Zonguldak İl Başkanı Yavuz Erkmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, siyasi partilerin ortak kararıyla okullardaki şiddet olaylarının nedenlerinin belirlenmesi ve çözüm yollarının bulunması amacıyla bir araştırma komisyonu kurulacağı haberine tepki göstererek ‘Geç alınmış karar’ olarak değerlendirdi.
İl Başkanı Yavuz Erkmen konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Kahramanmaraş’ta yaşanan okuldaki şiddet olayı hepimizi derin üzüntüye boğmuştur. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına acil şifalar diliyoruz. Dün bu acı olay sonrası TBMM’de partilerin katılımıyla okullardaki şiddet olaylarını araştırmak ve önlem almak amaçlı bir ‘’Komisyon’’ kurulacağını öğrendik. Tabi ki bu doğru bir karardır. Ancak insan ister istemez AKP ve MHP’ye sormak istiyor. Okulda ve sokaklarda şiddet, akran zorbalığı ve kötü alışkanlıkların önlenmesine yönelik, TBMM’de İyi Parti grup başkan vekillerinin önerileri hiç kaale alınmadı, en son 2 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da Fatma Nur Çelik öğretmenimizin, öğrencisi tarafından öldürülmesi üzerine 03.03.2026 tarihinde İyi Parti Grup Başkan Vekili Uğur Poyraz ve Manisa Milletvekilimiz Şenol Suat tarafından Meclis Araştırma Komisyonu kurulması önerisi AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Bakın reddedilmenin üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçti. Maalesef acı olaylarla yüz yüze geldik. Dün reddettiğinizi bugün kabul ediyorsunuz. Yani illa acıları yaşamamız mı gerekiyordu? Ülkenin, toplumun yararına olan teklifleri sırf muhalefet teklif etti diye niye reddediyorsunuz? Belki bir buçuk ayda komisyon çalışmalarını tamamlar, önlemler almaya başlardı. Akıl akıldan üstündür. Bilmiyorum şimdi vicdanınız sızlıyor mu ama bari buradan dersler çıkarıp, bundan sonra toplum yararına konularda teklif kimden gelirse gelsin kabul görsün. Hepimiz ülkemizdeki değişik sorunlar nedeniyle insanların psikolojisinin gittikçe kötüleştiğini görüyoruz. Bu açıdan önemli olan milletimizin huzuru diyerek, ötekileştirmeden, sorunların çözümünde birlikte olalım. Gün birlik günü, gün milletimizle birlik olma zamanı. Aksi halde siyaseten belki belli bir grup bugün kazandım zanneder ama kaybeden milletimiz, devletimiz olur. Biz başka acılar yaşamak istemiyoruz. Millet olarak birlikte refah içinde , güzel ve iyi günler yaşamak istiyoruz. Her halde çok şey istemiyoruz. İnsanımızın hakkını istiyoruz. Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.”dedi.

ALTUN’A KANUN İŞLEMİYOR MU?
Kilimli Belediyesi’nde uygulamaya konulan parmak izi ve yüz tanıma sistemi, sadece bir “mesai takibi” meselesi olmaktan çıktı; doğrudan hukuka meydan okuma tartışmasına dönüştü. Belediye Başkanı Kamil Altun’un, çalışanların biyometrik verilerini işleyen sistemi sürdürmesi, açık yasal düzenlemelere ve yüksek yargı kararlarına rağmen devam ediyor.
Ortada ağır bir iddia var: Kanunlar görmezden mi geliniyor?
Türkiye’de biyometrik veriler, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında “özel nitelikli kişisel veri” olarak tanımlanıyor. Kanunun 6. maddesi açık: Bu tür veriler, ancak çok sınırlı hallerde ve sıkı güvenlik önlemleriyle işlenebilir. Gelişi güzel, rutin mesai takibi için kullanılması ise hukuka uygun kabul edilmiyor.
Dahası, KVKK’nın 4. maddesinde yer alan “hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma”, “belirli, açık ve meşru amaç” ve en kritik olarak “işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma” ilkeleri açıkça ihlal ediliyor. Mesai takibi gibi basit bir amaç için parmak izi ve yüz tanıma gibi ağır veri işleme yöntemlerine başvurulması, “ölçülülük ilkesine” aykırı bulunuyor.
Bu durum yalnızca kanunla sınırlı değil.
Anayasa Mahkemesi de benzer uygulamalara ilişkin verdiği kararlarda, biyometrik verilerin zorunlu ve orantılı bir gerekçe olmadan kullanılmasını hukuka aykırı buldu. Yüksek Mahkeme, alternatif yöntemler (kartlı geçiş, imza vb.) varken çalışanların biyometrik verilerinin alınmasını özel hayatın gizliliği hakkının ihlali olarak değerlendirdi.
Ayrıca, Kişisel Verileri Koruma Kurulu da birçok kararında açık rıza alınmış olsa bile, işveren-çalışan ilişkisindeki güç dengesizliği nedeniyle bu rızanın “özgür iradeye dayalı” kabul edilemeyeceğini vurguladı. Yani çalışan “kabul ediyorum” dese bile bu uygulama otomatik olarak hukuka uygun hale gelmiyor.
İstisna ne?
Sadece yüksek güvenlik gerektiren, sınırlı ve kritik alanlarda —örneğin veri merkezleri veya özel Ar-Ge birimleri gibi— ve başka hiçbir alternatifin olmadığı durumlarda biyometrik sistemlere sınırlı şekilde izin verilebiliyor. Belediyelerde rutin mesai takibi bu kapsamda değerlendirilmiyor.
Bu tablo karşısında sorular büyüyor:
Bir belediye başkanı, açık kanun hükümlerine ve yüksek yargı kararlarına rağmen bu uygulamayı nasıl sürdürebiliyor? Bu yetkiyi kim veriyor?
Kilimli’de yaşananlar, sıradan bir idari tercih değil; hukukun üstünlüğü ilkesinin test edildiği bir örnek haline gelmiş durumda. Eğer iddialar doğruysa, ortada yalnızca bir uygulama hatası değil, doğrudan kanunlara meydan okuyan bir yönetim anlayışı var.
Çağrı açık ve net:
Yetkili kurumlar göreve. Çünkü kanun, makamı ne olursa olsun herkes için bağlayıcıdır. Sessizlik ise bu tartışmayı daha da büyütecek gibi görünüyor.

Bay başkan hizmet etmeyi unuttu, çalışmayı bıraktı. Tüm derdi rant sağlamak, cebini doldurmak. Gizli ortaklarıyla birlikte zenginliğine zenginlik katmanın peşinde. Ancak bunların dışında kaçak et kesimini de ihmal etmiyor. Üstelik bu yeni bir durum değil; ilk günden beri bunu yaptığı konuşuluyor. Şimdi ise biraz daha temkinli hareket ettiği görülüyor.
Bay başkanın belli zamanlarda kendisi ve arkadaşı Ç.D. ile birlikte Bolu ve Düzce’ye gittiği dikkat çekiyor. “Bakanlığa gidiyorum” diyerek yola çıktığı belirtilen bu ziyaretler, kamuoyunda soru işaretlerine neden oluyor. Yoksa bakanlıklar Ankara’dan bu şehirlere mi taşındı da kimsenin haberi olmadı?
İddialara göre bay başkan, “bakanlığa gidiyorum” diyerek yola çıkıyor ancak Soğulu Ç.D. ile birlikte Bolu ya da Düzce’de vakit geçiriyor. Birkaç günlük kısa kaçamakların ardından bakanlıklara uğrayıp birkaç fotoğraf çektirdiği, bu şekilde durumu örtbas etmeye çalıştığı öne sürülüyor.
Şehirde yaptıkları günlerce yazılmasına rağmen bay başkanın bu tavrından vazgeçmediği ifade ediliyor. Tüm bu yaşananlara rağmen hâlâ aynı şekilde hareket etmeye devam ettiği iddiaları gündemdeki yerini koruyor.
Artık beklenti net:
Biraz da hizmet, bay başkan.