İstifa edip parti değiştirdiler, hesapların adını değiştirdiler ama CHP izini silemediler!
Kilimli siyasetinde yaşanan parti değişikliğinin yankıları bitmek bilmiyor.
CHP Kilimli İlçe Başkanı Erdinç Kargidan’ın istifa ederek yeni bir siyasi oluşuma geçmesinin ardından, CHP Kilimli Kadın Kolları’nda da benzer bir hareketlilik yaşandığı iddiaları gündeme geldi.
Ancak bu kez ortaya çıkan tablo, siyasi kulislerin bile yüzünü güldürecek cinsten.
İddiaya göre CHP Kilimli Kadın Kolları ile bağlantılı sosyal medya hesabının logosu değiştirildi. Ancak hesap üzerindeki adı ve bazı görsel unsurlarda “CHP Kilimli Kadın Kolları” ibaresinin bırakıldığı görülüyor.
Yani yeni adres belli…
Ama eski tabela hâlâ kapıda!
BU NE PERHİZ, BU NE LAHANA TURŞUSU?
Şimdi sormak gerekiyor:
Yeni partiye geçtiyseniz neden CHP ismini taşıyan bir sosyal medya kimliğini hâlâ kullanıyorsunuz?
CHP’den ayrıldıysanız CHP Kilimli Kadın Kolları ibaresinin orada ne işi var?
Yeni bir siyasi yol çizdiyseniz neden eski partinin kurumsal kimliğinden vazgeçemiyorsunuz?
Siyasette tercih yapmak elbette herkesin hakkı.
İstifa etmek de, başka bir partiye geçmek de demokratik bir haktır.
Ancak siyasi kimliğinizi değiştirdiyseniz, eski partinin adı ve kurumsal kimliği üzerinden kamuoyunda kafa karışıklığı yaratmamak da siyasi nezaketin gereğidir.
Çünkü burada mesele yalnızca bir logo meselesi değil.
Mesele siyasi kimlik meselesidir.
“ESKİ SEVDADAN VAZGEÇEMEDİLER” YORUMLARI
Kilimli siyasi kulislerinde bu görüntünün nasıl yorumlanacağı şimdiden konuşulmaya başlandı.
Bir kesim, ortaya çıkan tabloyu “Yeni partiye geçildi ama CHP sevgisi bir türlü bırakılamadı” şeklinde değerlendirirken, bir başka kesim ise bunun tamamen sosyal medya hesabındaki teknik veya idari bir hata olabileceğini savunabilir.
İşte tam da bu nedenle ortada cevaplanması gereken basit ama önemli bir soru var:
Bu bir hata mı, yoksa bilinçli olarak mı böyle bırakıldı?
Eğer hataysa, düzeltmek birkaç dakika.
Eğer bilinçli bırakıldıysa, bunun siyasi gerekçesi nedir?
İKİ TARAFA DA GÖZ KIRPMAK OLMAZ!
Siyasette her yolun bir bedeli vardır.
Bir partiden ayrılıp başka bir siyasi yapıya geçiyorsanız, yeni adresinizi açıkça ortaya koymanız gerekir.
Hem yeni partinin çatısı altında durup hem de eski partinin kurumsal kimliğini üzerinde taşımak, ister istemez kamuoyunda soru işaretleri oluşturur.
Çünkü seçmen şunu bilmek ister:
“Siz kimsiniz, hangi partiyi temsil ediyorsunuz?”
CHP mi?
İYİ Parti mi?
Yoksa “bir ayağı burada, bir ayağı orada” siyasetinin yeni modeli mi?
Başkanın personele yönelik ağır sözleri ve görevden alma kararı tepki çekiyor: “Bu nasıl yönetim anlayışı?”
Kilimli Belediyesi’nde gündem bu kez hizmet değil, personel yönetimi ve belediye başkanının çalışanlara yönelik tutumu olduğu ileri sürülen iddialar.
Belediye Başkanı Kamil Altun’un, belediyede görev yapan bazı personelleri AK Parti ilçe teşkilatında yeterince görünmedikleri gerekçesiyle baskı altına aldığı ve Z. G. isimli personelin de teşkilat çalışmalarına katılmadığı gerekçesiyle işten çıkarıldığı iddiası ilçede büyük tepki yaratacak cinsten.
İddialar doğruysa ortaya yalnızca bir personel meselesi değil, belediye yönetiminde siyasi sadakat beklentisinin çalışanların ekmeğinin önüne geçirildiği son derece ciddi bir tablo çıkıyor.
“BELEDİYE Mİ, PARTİ TEŞKİLATI MI?”
Belediyede görev yapan bir personelin asli görevi halka ve belediyeye hizmet etmek değil midir?
Yoksa belediye çalışanlarından aynı zamanda siyasi parti teşkilatının faaliyetlerine katılmaları mı beklenmektedir?
Kilimli kamuoyunun cevap aradığı soru tam da burada başlıyor.
İddialara göre Başkan Altun, bazı çalışanlara ilçe teşkilatına gitmedikleri gerekçesiyle sert şekilde tepki gösterdi. Hatta belediye içerisinde çalışanların bulunduğu ortamda son derece ağır ve hakaret içerikli ifadeler kullanıldığı ileri sürülüyor.
Kamuoyuna yansıyan iddialar arasında, Başkan Altun’un çalışanlara yönelik:
“Göt büyütmeye mi geldiniz? Sizi AK Parti aldı. Çalışmak istemeyen siktirsin gitsin.”
şeklinde son derece ağır ifadeler kullandığı da yer alıyor.
Bu sözlerin gerçekten sarf edilip edilmediği ise kamuoyunun ve varsa tanıkların değerlendirmesine bırakılmalı.
Ancak böyle bir ifadenin kullanıldığı iddiası dahi başlı başına ciddi bir yönetim anlayışı tartışmasını beraberinde getiriyor.
İŞTEN ÇIKARILAN PERSONELİN HAYAT HİKÂYESİ TEPKİ ÇEKTİ
İddiaların merkezindeki Zehra Güneş’in durumunu daha da dikkat çekici hale getiren ise özel hayatında yaşadığı zorlu süreç.
Güneş’in yakın zamanda eşinden boşandığı, babasını yeni kaybettiği ve çocuklarının lise son sınıfta olduğu belirtiliyor.
Tam da böyle bir dönemde işini kaybettiği ve sonrasında yeni bir iş bulmakta zorlandığı yönündeki iddialar, Kilimli’de vicdanları yaralayan ayrı bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Üstelik iddialara göre Güneş, seçim süreci boyunca Başkan Altun’u destekleyen isimlerden biriydi.
Burada sorulması gereken soru çok açık:
Bir insanın siyasi olarak destek verdiği bir yönetici, zor günlerinde yanında mı durmalı; yoksa teşkilat faaliyetlerine katılmadığı gerekçesiyle ekmeğinden mi etmeli?
Elbette iş akdinin sona erdirilmesinin hukuki ve idari gerekçeleri varsa bunların açıkça ortaya konulması gerekiyor.
ASIL RAHATSIZLIK: AYRIMCILIK İDDİASI
Belediye çalışanları arasında konuşulduğu ileri sürülen bir başka iddia ise daha da vahim.
Başkana yakın olduğu düşünülen bazı kişilerin teşkilat çalışmalarına katılmadığı, hatta teşkilata kayıtlı olmadığı halde herhangi bir yaptırımla karşılaşmadığı; buna karşılık bazı çalışanların siyasi faaliyetlere katılmadıkları gerekçesiyle baskı gördüğü öne sürülüyor.
Eğer bu iddialar doğruysa ortada ciddi bir çifte standart tartışması vardır.
Bir belediyede çalışanlar arasında “başkana yakın olanlar” ve “gücün yettiği kişiler” şeklinde bir ayrım oluştuğu algısı bile çalışma barışını yerle bir etmeye yeter.
BELEDİYEDE “GÜÇ ZEHİRLENMESİ” Mİ YAŞANIYOR?
Kilimli halkının vergileriyle hizmet veren bir belediyede çalışanların kendilerini güvende hissetmesi, siyasi baskı altında kalmadan görevlerini yapabilmesi gerekir.
Başkanlık makamı korkutma, bağırma, hakaret etme veya siyasi sadakat ölçme makamı değildir.
Eğer belediye çalışanlarına yönelik ağır hakaretler edildiği, insanların siyasi tercihlerine veya parti teşkilatındaki faaliyetlerine göre değerlendirildiği ve iş güvencelerinin bu kriterlere bağlandığı iddiaları doğruysa, burada artık basit bir personel tartışmasından söz edilemez.
Burada konuşulması gereken şey yönetim anlayışıdır.
Çünkü makamlar geçicidir.
İnsanların ekmeği ise birilerinin kişisel öfkesine teslim edilemeyecek kadar değerlidir.
KİLİMLİ HALKI CEVAP BEKLİYOR
Şimdi gözler Kilimli Belediyesi’ne ve Başkan Kamil Altun’a çevriliyor.
Z.G. gerçekten teşkilata gitmediği için mi işten çıkarıldı?
İş akdinin sona erdirilmesinin resmi gerekçesi nedir?
Belediye personelinden siyasi parti teşkilatının çalışmalarına katılmaları isteniyor mu?
Çalışanlara yönelik ağır hakaret içeren sözler gerçekten sarf edildi mi?
Başkana yakın olduğu iddia edilen personel ile diğer çalışanlar arasında farklı uygulamalar yapılıyor mu?
Ve en önemlisi:
Bir belediyede işe alınmanın veya işte kalmanın kriteri liyakat ve görev performansı mı, siyasi teşkilat faaliyetlerine katılım mı?
Kilimli halkı bu soruların cevabını bekliyor.
Çünkü mesele artık tek bir çalışanın işinden olup olmaması değil.
Mesele, belediye çalışanlarının ekmeğinin siyasi sadakate bağlanıp bağlanmadığı iddiasıdır.
Eğer bu iddialar doğruysa, ortaya son derece ağır bir tablo çıkacaktır.
Kilimli Belediyesi hizmet üretmek için mi var, yoksa siyasi bağlılık testinden geçenlerin ayakta kalabildiği bir yapıya mı dönüşüyor?
Bu sorunun cevabını artık yalnızca çalışanlar değil, Kilimli halkı da bilmek istiyor.
Kilimli Belediyesi’nde bugün dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen Bakanlık Kontrolörü, belediye bünyesinde resmi inceleme başlattı.
Bakanlık bünyesindeki stajyerlik sürecini tamamlayan ve Bakanlık adına belediyeler, yerel yönetimler ve çeşitli kamu kurumlarında denetim, inceleme ve resmi kontrol görevleri yürüten Bakanlık Kontrolörü, Kilimli Belediyesi’ndeki çalışmalarına başladı.
İncelemenin ilk adresi ise Belediye Meclisi tarafından alınan kararlar oldu.
MECLİS KARARLARI TEK TEK İNCELENİYOR
Bugün başlatılan inceleme kapsamında belediye meclis kararlarının mercek altına alındığı öğrenildi.
Alınan kararların mevzuata uygunluğu, karar süreçleri, yetki sınırları ve uygulamaya geçirilme biçimleri Bakanlık Kontrolörü tarafından incelenecek.
İnceleme sırasında herhangi bir hata, usulsüzlük, mevzuata aykırılık veya yanlış işlem tespit edilmesi halinde bunların raporlanması bekleniyor.
Ancak burada kritik soru şu:
Kilimli Belediyesi’nde geçmiş dönemde alınan hangi kararlar mercek altında?
Ve daha da önemlisi…
İnceleme tamamlandığında kamuoyunun karşısına nasıl bir tablo çıkacak?
“NE VARSA ORTAYA ÇIKACAK MI?”
Belediyelerde yapılan Bakanlık denetimlerinin amacı, kamu yönetiminin mevzuata uygun şekilde yürütülüp yürütülmediğini ortaya koymak.
Bu nedenle Kilimli Belediyesi’nde başlayan inceleme, yalnızca belediye yönetimini değil, geçmişte alınan meclis kararlarını ve bu kararların uygulanma süreçlerini de yakından ilgilendiriyor.
Şimdi gözler Bakanlık Kontrolörü’nün yapacağı incelemeye çevrilmiş durumda.
Eğer inceleme sonucunda herhangi bir hukuka aykırılık veya idari hata tespit edilirse, bunun hangi işlemlerle ilgili olduğu ve sorumluluğun kimlerde bulunduğu da ayrı bir tartışma konusu olacak.
KAMUOYU CEVAP BEKLİYOR
Kilimli halkının merak ettiği en önemli konu ise incelemenin sonucunun kamuoyuyla paylaşılıp paylaşılmayacağı.
Çünkü belediye, doğrudan vatandaşın vergileri ve kamu kaynaklarıyla hizmet veren bir kamu kurumudur.
Dolayısıyla vatandaşın beklentisi açık:
“Belediyede ne incelendi, ne bulundu, hangi kararlar sorunlu çıktı?”
Kilimli Belediyesi’nde başlayan Bakanlık incelemesinin önümüzdeki günlerde daha da genişleyip genişlemeyeceği, başka işlemlerin ve kararların da denetime dahil edilip edilmeyeceği merak konusu.
Yavuz Erkmen’den Balıkesir’de güçlü mesaj: “İYİ Parti milletimizin son kalesidir!”
İYİ Parti’nin “Bayrak Açıyorum” mitinglerinin ikincisi Balıkesir’de binlerce vatandaşın katılımıyla gerçekleştirildi. Cumhuriyet, bayrak ve Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü vurgusunun öne çıktığı mitinge Zonguldak teşkilatının yoğun katılımı dikkat çekti.
İYİ Parti Zonguldak İl Başkanı Yavuz Erkmen’in organizasyonuyla Zonguldak’tan Balıkesir’e giden teşkilat yöneticileri, parti üyeleri ve vatandaşlardan oluşan kalabalık heyet, miting alanında yerini aldı.
ZONGULDAK’TAN BALIKESİR’E GÜÇLÜ ÇIKARMA
Zonguldak teşkilatının miting alanındaki yoğun katılımı dikkat çekerken, partililer ellerindeki Türk bayraklarıyla organizasyona destek verdi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun miting alanındaki konuşması, Zonguldak’tan gelen partililer tarafından da coşkuyla takip edildi.
Mitingin ardından binlerce kişinin meşaleler eşliğinde Alaca Mescit’e kadar gerçekleştirdiği yürüyüş, gecenin en dikkat çeken görüntülerinden biri oldu.
Bayraklarla gerçekleştirilen yürüyüşte birlik, beraberlik ve Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü mesajları öne çıktı. Yürüyüşe çevrede bulunan vatandaşların da destek verdiği belirtildi.
“TÜRKİYE’NİN SAHİPSİZ OLMADIĞINI GÖSTERDİK”
Balıkesir’deki organizasyonun ardından açıklamalarda bulunan İYİ Parti Zonguldak İl Başkanı Yavuz Erkmen, mitingin yalnızca bir siyasi parti etkinliği olmadığını, aynı zamanda Cumhuriyet ve milli değerlere sahip çıkma iradesinin ortaya konulduğu bir buluşma olduğunu söyledi.
Erkmen, “Binlerce vatandaşımızla birlikte Cumhuriyetimize, bayrağımıza ve bölünmez bütünlüğümüze sahip çıkarak bu ülkenin sahipsiz olmadığını bir kez daha gösterdik.” dedi.
“İYİ PARTİ MİLLETİMİZİN SON KALESİDİR”
İYİ Parti’ye yönelik son dönemde yaşanan tartışma ve saldırılara da değinen Erkmen, bunların partinin yükselişini durduramayacağını savundu.
Erkmen açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Son dönemde İYİ Parti’ye yönelik yapılan saldırılar, partimizin yükselişinin net bir göstergesidir. Son çıkarılan çerçeve yasa da açıkça ortaya koymuştur ki İYİ Parti vatandaşımızın sığınacağı son kale, Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu ise milletimizin güvendiği liderdir.”
Erkmen, Balıkesir’de ortaya çıkan tablonun İYİ Parti teşkilatları açısından önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirterek, milli birlik ve beraberlik vurgusunu yineledi.
ZONGULDAK TEŞKİLATI SAHADA MESAJ VERDİ
Balıkesir’deki miting, İYİ Parti Zonguldak teşkilatının da kent dışında gerçekleştirdiği en dikkat çekici kitlesel katılımlardan biri olarak öne çıktı.
Zonguldak’tan Balıkesir’e uzanan organizasyonla teşkilat, hem parti programına güçlü destek verdi hem de bayrak, Cumhuriyet ve milli birlik mesajlarının yanında olduğunu gösterdi.
Yavuz Erkmen’in öncülüğünde gerçekleşen katılım, İYİ Parti Zonguldak teşkilatının önümüzdeki süreçte sahadaki çalışmalarını daha da artıracağı yönündeki mesaj olarak değerlendirildi.
Erkmen’in miting sonrası verdiği mesaj ise netti:
“Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti! Ne Mutlu Türk’üm Diyene!”
Cem Öztürk’ten AK Parti’ye akaryakıt zammı üzerinden sert eleştiri: “Muhalefet zam yapınca külfet, iktidar yapınca neden sessizlik?”
Zonguldak’ta belediyenin su tarifesine yapılan zam üzerinden başlayan siyasi tartışma büyüyor. AK Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Sezer Köroğlu’nun su zammını “halkın sırtına yüklenen bir külfet” olarak nitelendirmesinin ardından İYİ Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Cem Öztürk’ten dikkat çeken bir yanıt geldi.
Öztürk, akaryakıt fiyatlarında yapılan vergi düzenlemeleri ve artışları gündeme taşıyarak AK Parti’ye “Sizin yaptığınız zamlar halkın sırtına külfet olmuyor mu?” diye sordu.
“O ZAMAN ŞİMDİ SORMAK GEREKİYOR”
İYİ Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Cem Öztürk, yaptığı değerlendirmede AK Parti’nin belediyenin su zammına yönelik eleştirilerini hatırlatarak, iktidarın akaryakıt politikalarının da aynı bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Öztürk, “Başka bir partinin yaptığı zam halkın sırtına yüklenen bir külfet oluyorsa, iktidar sahiplerinin akaryakıt fiyatları için yaptığı düzenlemeler halkın sırtına külfet olmuyor mu?” ifadelerini kullandı.
Akaryakıt fiyatlarındaki değişimlerin yalnızca araç sahiplerini değil, toplumun tamamını etkilediğini belirten Öztürk, özellikle ulaşım ve taşıma maliyetlerindeki artışın birçok ürüne yansıyacağını söyledi.
“BUGÜN 2 LİRA İNDİRİM, YARIN 4 LİRA ZAM”
Akaryakıt fiyatlarındaki dalgalanmalara da tepki gösteren Öztürk, vatandaşın fiyat değişimlerini takip etmekte zorlandığını belirterek eleştirilerini sertleştirdi.
Öztürk, “İnsanların aklıyla oynarcasına bugün 2 lira indirim yapıp ertesi gün 4 lira zam yapılıyor. Kaldı ki akaryakıt fiyatlarına yapılan düzenlemeyle artacak maliyetler iğneden ipliğe her kalem ürüne zam olarak yansıyacaktır.” dedi.
Öztürk’e göre akaryakıttaki her artış, yalnızca pompa fiyatlarına değil; nakliye, üretim, lojistik ve dolayısıyla vatandaşın günlük yaşam maliyetlerine de doğrudan etki ediyor.
“YAPARSA AK PARTİ YAPAR!”
AK Parti’nin “Yaparsa AK Parti yapar” sloganına da göndermede bulunan Öztürk, iktidarın ekonomi politikalarını sert sözlerle eleştirdi.
Öztürk, “Evet, gerçekten de yaparsa AK Parti yapıyor! Hem de öyle zamlar yapıyor ki vatandaşı tamamen çileden çıkartıyor, belini büküyor ve yaşanacak hal bırakmıyor.” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Merkez İlçe Başkanı, muhalefet tarafından yapılan bir zammın AK Parti tarafından ağır şekilde eleştirildiğini, ancak iktidarın gerçekleştirdiği fiyat ve vergi artışlarına karşı aynı tepkinin gösterilmediğini öne sürdü.
“FATURAYI HALK ÖDÜYOR”
Zam tartışmasının siyasi bir polemik olmaktan çıkarılarak vatandaşın ekonomik yükü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savunan Cem Öztürk, açıklamasının sonunda AK Parti’ye yönelik eleştirisini şu sözlerle sürdürdü:
“Muhalefet bir zam yaptığı zaman bunu diline dolayan AK Parti, kendi yaptığı zamlarla vatandaşın canına okuyor. Bu zamların külfetine taraf olduğunuz için sessiz kalıyor, tepki gösteremiyorsunuz. İşte yaptığınız bu ikircikli siyasetin faturasını maalesef halkımız ödüyor.”
Zonguldak’ta su zammı üzerinden başlayan tartışmanın, akaryakıt fiyatları ve genel ekonomik politikalar üzerinden yeni bir siyasi polemiğe dönüşüp dönüşmeyeceği ise önümüzdeki günlerde daha da netleşecek.