12 Ekim 2026 Pazartesi

Birileri bu ülkede Sedat Peker gerçeğini görmezden geldi. Kimileri onu yok sayabileceğini, kimileri ise zamanla unutulacağını düşündü. Ancak gözden kaçırdıkları çok önemli bir gerçek vardı: Sedat Peker, yalnızca bugün konuşulan bir isim değildi. Onu tanıyan, seven ve yıllardır takip eden geniş bir kitle zaten vardı.
Sedat Peker, son dönemde yayımladığı videolarla yeniden gündemin merkezine yerleşmiş olabilir. Ancak onun kamuoyundaki karşılığı, yalnızca bu videolarla ortaya çıkmış bir olgu değil. Asıl mesele, yıllardır var olan bu ilginin ve sevginin neden bu kadar büyüdüğünü anlayabilmekti.
Onu görmezden gelenler, toplumun bir kesiminde oluşan bu güçlü duygusal bağı yeterince hesaba katamadı.
Reis Sedat Peker, dün olduğu gibi bugün de Türkiye’nin farklı kesimlerinden insanların gönlünde kendine yer bulmuş bir isim. Onu sevenlerin gözünde bu bağın temelinde yalnızca gündeme gelen açıklamalar değil; samimiyet, duruş, aidiyet ve yapılan yardımlara ilişkin anlatımlar da bulunuyor.
Onu kendilerince bitirmek, etkisini azaltmak veya zamanla unutulmasını sağlamak isteyenlerin bulunduğunu düşünenler olabilir. Fakat toplumsal karşılık, yalnızca bir kişinin görünür olup olmamasıyla ölçülemez. Bazen bir ismin kamuoyundaki etkisi, ortalıkta görünmediği dönemlerde bile varlığını sürdürür.
İşte Sedat Peker’e duyulan ilginin en dikkat çekici tarafı da burada ortaya çıkıyor: Gündem değişebilir, isimler tartışılabilir, mesafeler araya girebilir; ancak insanların kendi gönüllerinde oluşturduğu bağ kolay kolay ortadan kalkmaz.
Sedat Peker’in son yıllarda yayımladığı videolar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı ve çeşitli tartışmaları beraberinde getirdi. Bu videolarla birlikte pek çok insan, onun açıklamalarını ve gündeme taşıdığı iddiaları yeniden değerlendirmeye başladı.
Onu destekleyenler açısından bu süreç, zaten var olan düşüncelerinin ve duygularının daha görünür hâle gelmesi anlamına geldi. Bazıları içinse bu açıklamalar, daha önce yeterince dikkat etmedikleri bir ismi yeniden değerlendirme fırsatı oldu.
Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı var: Bir ismin kamuoyundaki etkisini yalnızca sosyal medya paylaşımlarıyla ölçmek mümkün değil. Buna rağmen Sedat Peker’in adı etrafında oluşan tartışmalar, kendisine duyulan ilginin hâlâ güçlü biçimde sürdüğünü gösteriyor.
Sedat Peker hakkında konuşulduğunda, sevenlerinin sıkça dile getirdiği konuların başında yardımları ve ihtiyaç sahiplerine yönelik destekleri geliyor. Kamuoyuna yansıyan veya sevenleri tarafından anlatılan bu hikâyeler, onunla kurulan duygusal bağın önemli parçalarından biri olarak görülüyor.
Bu yardımları ve anlatılan hikâyeleri tek tek sıralamaya kalksak, uzun bir yazı ortaya çıkabilir. Fakat burada önemli olan yalnızca kaç kişiye ulaşıldığı değil; bu yardımların, onları hatırlayan ve anlatan insanlar üzerindeki etkisi.
İnsanların hafızasında yer eden bazı davranışlar, aradan yıllar geçse de unutulmuyor. Sedat Peker’e duyulan sevginin bir bölümünün de bu hatıralar üzerinden şekillendiğini söylemek mümkün.
Sedat Peker’in Türkiye’ye duyduğu özlem, sevenleri tarafından sıkça dile getirilen konular arasında yer alıyor. Ülkesine, bayrağına ve inandığı değerlere bağlılığı, onu destekleyenlerin anlatılarında önemli bir yer tutuyor.
Benim için de bu mesele yalnızca uzaktan takip edilen bir isimden ibaret değil. Kendisiyle birkaç kez yan yana gelme ve tanışma imkânım oldu. Onu sevenlerin gözündeki değerini biliyorum; benim nezdimde de kendisinin ayrı ve özel bir yeri var.
İnsan bazen bir ismi yalnızca söyledikleriyle değil, bizzat tanışma fırsatı bulduğunda edindiği izlenimlerle de değerlendirir. Benim düşüncelerimde bu kişisel tanışıklığın önemli bir payı bulunuyor.
Son dönemde Sedat Peker’in Türkiye’ye dönme ihtimali üzerine çeşitli medya yorumları ve sosyal medya paylaşımları yapılıyor. Bu paylaşımların artması, kendisine duyulan ilginin ve dönüş beklentisinin kamuoyunda ne kadar canlı tutulduğunu gösteriyor.
Elbette bu yorumlar, dönüşün kesinleştiği anlamına gelmiyor. Böyle bir konuda belirleyici olan, doğrulanmış bilgiler ve ilgili tarafların açıklamaları olacaktır.
Ancak tartışmanın kendisi bile önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Bir insan, uzun süre ülkesinden uzakta olsa da nasıl oluyor da kendisine duyulan ilgiyi ve desteği gündemde tutabiliyor?
Bu sorunun cevabı, Sedat Peker’i destekleyenlerin gözünde taşıdığı anlamda ve yıllar içinde oluşan toplumsal karşılığında aranmalı.
Sedat Peker’e yönelik ilginin dikkat çeken yönlerinden biri de destekçilerinin farklı siyasi görüşlerden geldiğinin ifade edilmesi. Onu seven herkesin aynı düşünceye sahip olduğunu söylemek elbette mümkün değil. Ancak bazı isimler, siyasi ayrımların ötesinde, farklı kesimlerden insanlarla duygusal bağ kurabiliyor.
Sedat Peker de kendisini destekleyenlerin gözünde böyle bir karşılığa sahip. Kimileri onu yaptığı yardımlarla, kimileri açıklamalarıyla, kimileri de kişisel duruşuyla değerlendiriyor.
Bu sevginin büyüklüğünü yalnızca iddialı sözlerle anlatmak yerine, insanların neden destek verdiğini anlamak gerekiyor. Çünkü kalıcı bir toplumsal karşılığın arkasında çoğu zaman tek bir neden değil, farklı beklentiler, hatıralar ve duygular bulunuyor.
Reis Sedat Peker…
Seni sevenler, seni takip edenler ve senden haber bekleyenler var. Türkiye’nin farklı şehirlerinde, farklı hayatların içinde adını anan, yaptıklarını konuşan ve ülkeye dönüş ihtimalini merak eden insanlar bulunuyor.
Bugün belki her zamankinden daha fazla gündemdesin. Ancak seni sevenlerin gözünde senin hikâyen, yalnızca bugünün haberlerinden ibaret değil. Onlar için bu, yıllara yayılan bir bağlılığın, hatıraların ve beklentilerin hikâyesi.
Bu sevginin ne kadar geniş olduğunu kesin rakamlarla ifade etmek mümkün olmayabilir. Fakat adının hâlâ bu kadar sık konuşulması, hakkındaki tartışmaların devam etmesi ve dönüş ihtimalinin gündeme gelmesi, kamuoyundaki karşılığının sürdüğünü ortaya koyuyor.
Zaman geçer, gündem değişir, tartışmalar sona erer. Ancak insanların gönüllerinde yer verdiği isimler, onlar için taşıdıkları anlamla yaşamaya devam eder.
Sedat Peker’i sevenler için o, yalnızca son dönemde videolarıyla gündeme gelen bir isim değil. Onların gözünde yıllardır var olan, kendine özgü bir hikâyeye ve güçlü bir duygusal karşılığa sahip bir figür.
Onu görmezden gelenler, hakkında yapılan tartışmaların bir gün sona ereceğini düşünmüş olabilir. Ancak bugün gelinen noktada adı hâlâ gündemde, kendisine duyulan ilgi hâlâ tartışılıyor ve Türkiye’ye dönüş ihtimali hâlâ merak ediliyor.
Belki de asıl mesele tam olarak budur: Bir insanın kamuoyundaki yerini yalnızca onu eleştirenler veya destekleyenler değil, zaman içinde toplumda bıraktığı iz de belirler.
Reis Sedat Peker’e duyulan sevgi, onu destekleyenlerin gönlünde yaşamaya devam ediyor. Bu bağlılığın gelecek yıllarda nasıl şekilleneceğini ise zaman gösterecek.
Bir zamanlar mahalle muhtarı Ali, sonra belediye başkanı Ali vardı… Bugün ise Kilimli’de vatandaşın dilinde aynı sorular dolaşıyor: Belediye halktan bu kadar uzaklaşmak zorunda mı? Makam, hizmet için mi var, yoksa vatandaşın önüne duvar örmek için mi?
Kilimli’de siyaset değişti, başkanlar değişti, koltuklar el değiştirdi. Ancak bugün ilçede geçmişle bugünün karşılaştırılması giderek daha fazla tartışılıyor. Bir dönem belediye başkanlığı yapan Ali Aslankılıç’ın yılları, mevcut Belediye Başkanı Kamil Altun dönemine yönelik eleştirilerle yeniden gündeme geliyor.
Elbette Ali Aslankılıç döneminin de eksikleri, yapılamayan hizmetleri ve eleştirilecek yönleri vardı. Ancak bugün bazı Kilimlililerin geçmişi hatırlarken dile getirdiği bir konu var: Belediyeye ulaşabilmek, derdini anlatabilmek ve kendini bu ilçenin eşit bir sakini olarak hissedebilmek…
1996 yılından itibaren belediye başkanlığı yaptığı belirtilen Ali Aslankılıç, 2019 yerel seçimlerine kadar farklı dönemlerde ilçenin yönetiminde bulundu. Kilimli’de mahalle muhtarlığından belediye başkanlığına uzanan siyasi geçmişi, onu ilçenin hafızasında yer edinmiş isimlerden biri haline getirdi.
Aslankılıç’ın belediye başkanlığı döneminde yapılan hizmetler kadar yapılamayanlar da konuşulabilir. Hiçbir belediye başkanı eleştiriden muaf değildir. Ancak bugün asıl tartışılması gereken, Kilimli’nin geçmişteki eksiklerinden ders çıkarıp daha ileriye gidip gitmediğidir.
Çünkü gelişmeye açık bir ilçede yıllar geçmesine rağmen vatandaş hâlâ aynı sorunları konuşuyorsa, burada yalnızca geçmişi değil, bugünü de sorgulamak gerekir.
Belediye başkanlığı bir ayrıcalık değil, halka karşı sorumluluktur. Belediye binası da yalnızca protokol ziyaretlerinin yapıldığı bir yer değil, vatandaşın derdini anlatabildiği kamu kurumudur.
Kilimli’de bugün dile getirilen eleştirilerin başında, vatandaşın belediye yönetimine ulaşma ve sorunlarını doğrudan anlatma konusunda yaşadığını düşündüğü güçlükler geliyor.
Bazı vatandaşlar, geçmişte belediye başkanına daha rahat ulaşabildiklerini ve sorunlarını daha doğrudan aktarabildiklerini ifade ediyor. Bugün ise belediye yönetimiyle iletişim konusunda daha fazla yakınlık ve erişilebilirlik bekliyorlar.
Sayın Kamil Altun, belediye başkanlığı makamı halkın üzerinde değil, halkın hizmetindedir.
Bir vatandaşın belediyeye giderken çekinmesi, kendisini dışlanmış hissetmesi veya derdini anlatamayacağını düşünmesi bile üzerinde durulması gereken bir meseledir. Belediye yönetiminin görevi eleştirileri susturmak değil, eleştirilerin neden ortaya çıktığını anlamaktır.
Bir belediye yönetiminin başarısı yalnızca asfaltla, kaldırımla, projelerle ölçülmez. Adalet duygusu, eşit muamele ve kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı da en az yapılan hizmetler kadar önemlidir.
Kilimli’de mevcut yönetime yönelik eleştiriler arasında, siyasi tercihleri nedeniyle bazı vatandaşların kendilerini dışlanmış hissettiği ve belediye imkânlarından yararlanma konusunda eşitlik beklentisinin karşılanmadığı yönündeki iddialar da bulunuyor.
Eğer bir vatandaş siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğradığını düşünüyorsa, bu iddia açıklığa kavuşturulmalıdır. Eğer çalışanlar siyasi tercihleri nedeniyle baskı gördüklerini ileri sürüyorsa, bu iddialar somut bilgilerle araştırılmalıdır.
Belediye başkanının görevi yalnızca kendisine oy verenlerin değil, bütün Kilimli halkının hakkını korumaktır.
Sandıkta farklı tercihte bulunmak, hiç kimsenin vatandaşlık hakkını, emeğini veya adil muamele görme beklentisini ortadan kaldırmaz.
Kilimli’de belediye yönetimi hakkında kamuoyunun cevap beklediği konular varsa bunların üzeri örtülmemeli; şeffaflıkla ele alınmalıdır.
Belediye araçlarının kullanımı, personel alımları, belediye meclisi üyelerinin ticari ilişkileri, ihaleler ve kamu kaynaklarının dağıtımı gibi başlıklar, kamu yararı bakımından incelenmeye açıktır.
Ancak bu konularda açık konuşmak kadar doğru konuşmak da önemlidir. Somut belge ve resmî kayıtlarla desteklenmeyen yolsuzluk, usulsüzlük veya kayırmacılık iddiaları kesinleşmiş gerçekler gibi sunulamaz.
Ali Aslankılıç döneminin bu alanlarda daha iyi olduğu ileri sürülüyorsa, bunu ortaya koymanın yolu da iki dönemin kayıtlarını karşılaştırmaktır. Geçmişin ve bugünün belediye harcamaları, işe alımlar, ihale süreçleri ve denetim raporları kamuoyuna açıklanmalıdır.
Kilimli halkının beklentisi nettir: İddialara cevap, eleştirilere açıklama, kamu kaynaklarına ise şeffaflık…
Kilimli, potansiyeli olan bir ilçe. Konumu, insan kaynağı, ekonomik imkânları ve gelişme fırsatlarıyla çok daha ileriye taşınabilecek bir yer.
Böyle bir ilçede belediyecilik tartışmalarının kişisel çekişmeler, siyasi ayrışmalar ve vatandaşın yönetime ulaşma sorunları etrafında dönmesi düşündürücüdür.
Kilimli’nin ihtiyacı; daha fazla kibir tartışması değil, daha fazla hizmettir. Daha fazla ayrışma değil, eşitliktir. Daha fazla kapalı kapı değil, hesap verebilir bir yönetimdir.
Ali Aslankılıç’ın geçmişteki belediye başkanlığı dönemini özlemle anan vatandaşlar olabilir. Kamil Altun döneminde yapılan hizmetleri olumlu bulanlar da olabilir. Önemli olan, bu değerlendirmelerin kişisel yakınlıklardan değil, somut hizmetlerden, şeffaflıktan ve halkın yaşadığı gerçeklerden hareketle yapılmasıdır.
Kilimli’de hiçbir belediye başkanı eleştirilerin üzerinde değildir. Dün Ali Aslankılıç sorgulandı, bugün Kamil Altun sorgulanıyor; yarın da göreve gelecek herkes sorgulanacaktır.
Çünkü belediye başkanlığı bir güç gösterisi değil, hizmet sorumluluğudur.
Sayın Kamil Altun’a sorulması gereken soru şudur: Kilimli halkı belediyeye rahatça ulaşabiliyor mu? Vatandaşlar siyasi görüşleri ne olursa olsun eşit muamele gördüklerine inanıyor mu? Kamu kaynakları konusunda yeterli şeffaflık sağlanıyor mu? İlçe, sahip olduğu potansiyeli hizmete ve gelişime dönüştürebiliyor mu?
Bu soruların cevabı, sloganlarla değil, belgelerle ve vatandaşın günlük hayatındaki karşılığıyla verilmelidir.
Kilimli Kilimli olalı böylesini görmedi mi? Yoksa Kilimli, yıllar içinde değişen başkanları karşılaştırırken artık daha fazlasını mı bekliyor?
Bu sorunun cevabını en iyi, ilçede yaşayan ve belediye hizmetlerini her gün deneyimleyen Kilimlililer verecek.
Zekai Kamitoğlu, MHP Çaycuma İlçe Başkanı Mustafa Kaplan’ı ziyaret etti. Gündemde Çaycuma’nın ekonomik geleceği ve yaklaşan TSO seçimleri vardı.
Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Kamitoğlu, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Çaycuma İlçe Başkanı Mustafa Kaplan’ı makamında ziyaret etti. Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine kısa süre kala gerçekleşen ziyaret, ilçenin ticari hayatı ve ekonomik gelişimi açısından dikkat çekti.
Gerçekleşen görüşmede Çaycuma’nın ekonomik gelişimi, ticari hayatın güçlendirilmesi ve ilçenin geleceğine yönelik konular ele alındı. Taraflar, ilçenin gelişimine katkı sağlayacak çalışmalar hakkında karşılıklı görüş alışverişinde bulundu.
MHP Çaycuma İlçe Başkanı Mustafa Kaplan, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Zekai Kamitoğlu’na teşekkür etti.
Hafta sonu gerçekleştirilecek Çaycuma Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerine de değinen Mustafa Kaplan, Zekai Kamitoğlu ve ekibine başarılar diledi. Kaplan, seçimlerin Çaycuma’ya, iş dünyasına ve esnafa hayırlı sonuçlar getirmesi temennisinde bulundu.
Ziyarette, ilçenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunan çalışmaların önemine vurgu yapılırken birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları da öne çıktı.
Karşılıklı iyi dileklerin iletilmesiyle sona eren ziyaret, Çaycuma’nın ekonomik geleceği ve iş dünyasının temsilinde önem taşıyan TSO seçimleri öncesinde gerçekleşen temaslardan biri olarak kayıtlara geçti.
Zonguldak’ın birçok bölgesinde ciddi sorun hâline gelen kokarca istilası, Kilimli’de de vatandaşların kâbusu olmaya başladı. Evlerin içine, balkonlara ve çamaşırlara kadar yayılan kokarcalar nedeniyle vatandaşlar yaşam alanlarını kullanamaz hâle geldiklerini belirtiyor. İddialara göre belediyeye yapılan başvurulara rağmen günlerdir beklenen ilaçlama hizmetinin gerçekleştirilmemesi ise tepkileri büyütüyor. Peki, Kilimli’de vatandaşın feryadını kim duyacak?
Zonguldak genelinde uzun süredir gündemden düşmeyen kokarca sorunu, şimdi de Kilimli’de vatandaşların kapısına dayandı. İhbar hattımıza ulaşan şikâyetler, sorunun görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor.
Kilimli’de yaşadığını belirten bir vatandaş, evini ve balkonunu adeta kokarcaların istila ettiğini, bir günde 70-80 kadar böcek öldürmek zorunda kaldığını ifade ederek yaşadığı çaresizliği dile getirdi.
Vatandaşın iddiasına göre, Kilimli Belediyesi aranarak ilaçlama talebinde bulunuldu ancak yaklaşık 20 gündür beklenen müdahale gerçekleşmedi.
Vatandaşın anlattıkları, meselenin yalnızca birkaç böcekten ibaret olmadığını gözler önüne seriyor.
Evini kokarcalardan korumak için kendi imkânlarıyla mücadele ettiğini belirten vatandaş, tanesi 175 TL’den 25 kutu Detan aldığını, buna rağmen sorunun önüne geçemediğini söylüyor.
Bir vatandaşın cebinden binlerce lira harcayarak kendi evini korumaya çalışması, buna rağmen çözüm bulamaması kabul edilebilir mi?
İlaçlama talebinin üzerinden yaklaşık 20 gün geçtiği iddiası doğruysa, burada sorulması gereken çok açık bir soru var: Vatandaşın şikâyeti neden zamanında değerlendirilmedi?
Belediyeye başvuran bir vatandaş, kendi yaşam alanını koruyabilmek için neden günlerce çözüm beklemek zorunda kalıyor?
Kilimli’den gelen şikâyetlerde en dikkat çekici nokta, kokarcaların günlük yaşamı doğrudan etkilemesi.
Vatandaşın ifadelerine göre böcekler balkonlara doluyor, perdelerin üzerine yerleşiyor ve asılan çamaşırlara yapışıyor. Evlerin havalandırılması bile sorun hâline gelirken vatandaşlar kendi evlerinde rahatça yaşayamamaktan şikâyet ediyor.
İhbar hattımıza ulaşan vatandaşın sözleri ise yaşanan öfkeyi özetliyor:
“Evlerimize, balkonlarımıza kokarcalar bastı. Bugün 70-80 tane öldürdüm. Kilimli Belediyesi’ni aradım, 20 gündür hâlâ ilaçlamaya gelecekler. Cam açamıyoruz, çamaşır asamıyoruz. Detan sıktığım hâlde bile ölmüyorlar. Yetkililer bu sorunu görmüyor mu? Acilen önlem alınmasını istiyoruz.”
Bu sözler, Kilimli’de çözüm bekleyen bir vatandaşın feryadı olarak kayda geçti.
Zonguldak’ın farklı bölgelerinde kokarca sorununa karşı çeşitli önlemler gündeme gelirken Kilimli’de yaşayan vatandaşlar da somut bir mücadele ve açık bir bilgilendirme bekliyor.
Kilimli Kaymakamlığı ve Kilimli Belediyesi başta olmak üzere, ilgili kurumların bu şikâyetlere nasıl yanıt vereceği merak konusu.
Kilimli Belediyesi, vatandaşın ilaçlama talebini hangi tarihte değerlendirdi? İlaçlama yapılacaksa neden hâlâ bekleniyor? İlçede kokarca yoğunluğuna karşı bir mücadele programı var mı?
Bunlar cevap bekleyen sorular.
Kilimli Kaymakamlığı ve Zonguldak Valiliği de vatandaşların endişelerini giderecek bir açıklama yapmalı; ilgili kurumlar sorunun boyutunu değerlendirerek atılacak adımları kamuoyuyla paylaşmalı.
Elbette her böcek şikâyeti aynı yöntemle çözülemeyebilir. Ancak vatandaşın başvurusunun alınıp alınmadığı, ne zaman müdahale edileceği ve sorunun nasıl kontrol altına alınacağı konusunda açık bir bilgilendirme yapılması gerekir.
Kokarca sorunu artık yalnızca bahçelerde ya da açık alanlarda karşılaşılan bir mesele olarak anlatılmıyor. Kilimli’den gelen ihbarlarda evlerin, balkonların ve çamaşırların etkilendiği belirtiliyor.
Vatandaşlar kendi imkânlarıyla mücadele etmekten yorulmuş durumda. Şimdi gözler Kilimli Belediyesi’ne, Kilimli Kaymakamlığı’na ve Zonguldak Valiliği’ne çevrildi.
Kilimli halkı ayrıcalık değil, çözüm istiyor!
Vatandaşın evine kadar giren bir sorun karşısında sessiz kalındığı yönündeki algıyı ortadan kaldırmak, ancak zamanında müdahale ve şeffaf bilgilendirmeyle mümkün.
Kilimli’de yaşayan vatandaşların sorusu net:
KOKARCA İSTİLASINA KARŞI NE ZAMAN HAREKETE GEÇİLECEK?
Kilimli halkı yetkililerden açıklama ve acil çözüm bekliyor.
Zonguldak’ın sevilen esnaflarından ve iş insanlarından Ahmet Aygün’ün kızı Yazgı Aygün Alada, uzmanlık eğitimini tamamlayarak Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında uzman doktor unvanını aldı.
Zonguldak’ın tanınan isimlerinden Ahmet Aygün’ün kızı Yazgı Aygün Alada, eğitim hayatındaki önemli bir başarıya daha imza attı. Elazığ Fırat Üniversitesi Plastik Cerrahi Bölümü’ndeki uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan Yazgı Aygün Alada, Op. Dr. Yazgı Aygün Alada olarak meslek hayatında yeni bir döneme adım attı.
Kızının uzmanlık eğitimini tamamlamasının mutluluğunu yaşayan Ahmet Aygün, sevincini sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla duyurdu.
Ahmet Aygün paylaşımında, “Kızım Dr. Yazgı bugün itibarıyla uzmanlığını bitirdi. Op. Dr. Yazgı Aygün Alada olarak Allah yolunu, bahtını açık etsin inşallah.” ifadelerini kullandı.
Genç doktorun elde ettiği başarı, ailesi ve sevenleri için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Mesleki eğitimini tamamlayarak uzmanlık unvanını alan Yazgı Aygün Alada’nın, bundan sonraki meslek hayatında da önemli başarılara imza atması temenni ediliyor.
Kilimli Haber Zonguldak ailesi olarak Op. Dr. Yazgı Aygün Alada’yı tebrik ediyor, meslek hayatında başarılar diliyoruz.