21 Mayıs 2026 Perşembe

Milliyetçi Hareket Partisi’nde bir dönem yönetim kurulu üyeliği yapan Mehmet Ali Güldaş’ın siyasette hangi limana yanaşacağı artık kendisinin bile kafasını karıştırmış durumda. Dün başka isimlerin yanında poz veren, bugün başka kayıklara binmeye çalışan Güldaş’ın siyasi rotası adeta savrulup duruyor.
Bir dönem Sinan Oğan’ın en yakın isimlerinden biri olarak ortalıkta dolaşan Güldaş, o süreçte büyük hedefler kurdu. Ancak o günlerden geriye ne siyasi ağırlık kaldı ne de etkili bir pozisyon. MHP içerisinde yeniden yer edinmeye çalıştı, çeşitli çevrelerde boy göstermeye uğraştı ama sonuç ortada: Bir arpa boyu yol alınamadı.
Şimdi ise rotasını Murat Kotra’ya çevirmiş durumda. Ankara kulislerinde de, yerel siyasette de Güldaş ile Kotra arasındaki yakınlık herkes tarafından konuşuluyor. Ancak dikkat çeken asıl mesele şu: Mehmet Ali Güldaş, “Beni il başkanı yap” talebini doğrudan Murat Kotra’ya söyleyemiyor mu? Söyleyemediğini gidip Mustafa Korkutan’a mı anlatıyor? İşte siyasi kulislerde asıl konuşulan soru bu.
Siyaset üretmek yerine tatlıcı köşelerinde masa kurup dedikodu siyaseti yapan Güldaş’ın, ekonomik durumundan yakındığı da artık herkesin bildiği bir gerçek. Restoranlarda değil, maliyeti düşük olsun diye tatlıcılarda buluşmalar yaptığı konuşuluyor. İl başkanlığı gibi maddi yükü ağır bir göreve talip olup ardından “İşler kötü, para yok” söylemleriyle dolaşmak ise büyük bir çelişki olarak değerlendiriliyor.
Siyaset fedakârlık ister, güç ister, vizyon ister. Maddi ve manevi olarak yük taşıyamayan birinin sürekli koltuk hesabı yapması kamuoyunda karşılık bulmuyor. Hele ki geçmişte Murat Kotra için “Onun adayı olmam, olursam adam değilim” gibi ağır sözler sarf edip bugün aynı isimlerin çevresinde dolaşmak, siyasi omurganın ne kadar zayıf olduğunu açıkça gösteriyor.
Dün söylediklerini bugün inkâr eden, her dönemin adamı olmaya çalışan siyasetçiler artık toplumda karşılık bulmuyor. Mehmet Ali Güldaş’ın da önce kendi siyasi çizgisini netleştirmesi gerekiyor. Çünkü sürekli farklı kayıklara binmeye çalışanların sonu genelde ortada kalmak oluyor.
MHP tabanı artık laf değil, ağırlık koyabilecek isimler görmek istiyor. Kulislerde dolaşan değil, sorumluluk alabilen insanlar aranıyor. Siyaseti kişisel hesaplaşma ve koltuk pazarlığına çevirenlerin değil, gerçekten mücadele edenlerin önü açılmalı.

Türk siyasetinde dengeleri değiştirecek tarihi bir karar çıktı. Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) son kurultay süreçlerine ilişkin açılan davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, parti yönetimini doğrudan etkileyen kritik bir hüküm verdi. Mahkeme, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı hakkında “mutlak butlan” kararı alarak tüm seçim ve kararları hukuken geçersiz saydı.
Kararın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve mevcut parti yönetiminin görevleri düşerken, eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki Parti Meclisi üyelerinin yeniden göreve dönmesine hükmedildi.
Mahkemenin incelediği dosyada, 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38’inci Olağan Kurultay ile sonrasında yapılan 21’inci Olağanüstü Kurultay sürecinde ciddi usulsüzlük iddiaları değerlendirildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, her iki kurultayın da “mutlak butlan” kapsamında olduğuna karar verdi.
Bu kararla birlikte söz konusu kurultaylarda alınan tüm kararlar, yapılan seçimler ve oluşturulan yönetim organları hukuken hiç yapılmamış kabul edildi.
Gerekçeli kararda özellikle 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi ile 38’inci Olağan Kurultay sürecine dikkat çekildi. Mahkeme, delegelerin iradesinin özgür şekilde oluşmadığı, parti içi demokrasi ve eşitlik ilkelerinin zarar gördüğü yönünde değerlendirmelerde bulundu.
Kararda, “parti içi demokrasi, eşitlik ve serbest irade ilkelerine aykırılık” tespitine yer verilirken, kongre sürecinde fırsat eşitliğinin ortadan kalktığı ifade edildi.
Mahkemenin verdiği kararın ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in görevden uzaklaştırıldığı ve mevcut yönetimin hukuki dayanağının ortadan kalktığı belirtildi. Böylece CHP’de Özgür Özel dönemi resmen sona ermiş oldu.
Kararın en dikkat çeken bölümü ise partide oluşabilecek yönetim boşluğuna ilişkin oldu. Mahkeme, yeni bir hukuki kriz yaşanmaması adına, kurultay öncesi görev yapan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile o dönemki Parti Meclisi üyelerinin tedbiren yeniden görevlerine devam etmesine hükmetti.
Bu gelişmeyle birlikte CHP yönetimi yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve eski kurmaylarının kontrolüne geçti.
Karar Ankara kulislerinde adeta deprem etkisi yarattı. CHP içinde yeni bir kriz döneminin başlayabileceği konuşulurken, gözler parti yönetiminden ve yargı sürecinin devamına ilişkin yapılacak açıklamalara çevrildi. Kararın Yargıtay süreci ve olası siyasi sonuçları şimdiden merak konusu oldu.

Mustafa Çağlayan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti Çaycuma İlçe Teşkilatı toplantısında, yeni dönem çalışmaları ve saha stratejileri masaya yatırıldı. İl Koordinatörü Selman Altaş’ın da katıldığı toplantıda teşkilatın yol haritası değerlendirildi.
AK Parti’nin Çaycuma’daki teşkilat gücünü artırmaya yönelik yapılan istişare toplantısında, saha programları, vatandaşla birebir temas çalışmaları ve önümüzdeki sürece ilişkin hedefler detaylı şekilde ele alındı.
Toplantı sonrası açıklama yapan Mustafa Çağlayan, birlik ve beraberlik mesajı vererek, “AK Parti teşkilatları milletimize hizmet yolunda kararlılıkla çalışmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Çağlayan ayrıca, Çaycuma İlçe Başkanı Birol Yiğit ve teşkilat üyelerine çalışmalarından dolayı teşekkür ederek başarı dileklerini iletti. AK Parti kulislerinde ise gerçekleştirilen toplantının, önümüzdeki siyasi süreç öncesi teşkilatın sahadaki etkinliğini artırmaya yönelik önemli bir hazırlık olduğu değerlendiriliyor


Niyazi Kiransoy’un sosyal medya hesabından yaptığı sert paylaşım, MHP kulislerini hareketlendirdi. Kongre sürecinin yaklaştığı dönemde yapılan açıklama, parti içerisinde yaşanan iç çekişmeleri ve yönetim tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Kiransoy paylaşımında, “Koca bir il teşkilatı bir kişinin şahsi ikbal davasına teslim edilemez” ifadelerini kullanarak, teşkilat yönetiminde liyakat, sadakat ve hakkaniyet vurgusu yaptı. Açıklamadaki sert ifadeler, parti tabanında “kim hedef alındı?” sorularını da beraberinde getirdi.
Eski başkanın özellikle;
şeklindeki sözleriyle, mevcut kongre sürecinde etkili olan bazı isimlere ve teşkilat içindeki güç mücadelesine gönderme yaptığı değerlendiriliyor.
Kiransoy’un açıklamasında, yıllarca teşkilata emek veren isimlerin dışlandığını ima etmesi ise dikkat çekti. Özellikle “teşkilatı yıllarca sırtlamış insanları yok sayan anlayış” ifadesi, partide uzun süredir görev alan bazı eski kadroların süreçten rahatsız olduğu yorumlarına neden oldu.
Kongrelerin siyasi partiler için bir “fırsat” olduğunu vurgulayan Kiransoy, bu dönemin şahsi hesaplara kurban edilmemesi gerektiğini belirterek teşkilatın yeniden toparlanması çağrısında bulundu.
Siyasi kulislerde ise açıklamanın, yaklaşan il ve ilçe kongreleri öncesi parti içerisindeki adaylık hesapları ve yönetim tartışmalarına yönelik güçlü bir mesaj olduğu konuşuluyor. Özellikle “tek adam anlayışı” ve “şahsi ikbal” vurgularının, parti içinde belirli bir yönetim anlayışına doğrudan eleştiri niteliği taşıdığı ifade ediliyor.


Zonguldak siyasetinde Milliyetçi Hareket Partisi üzerinden yürütülen il başkanlığı kulisleri gündemdeki yerini korurken, eski Zonguldak Ülkü Ocakları Başkanı Gökmen Karali dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Yerel basında MHP üzerine yapılan değerlendirmelerin kendilerini rahatsız etmediğini ifade eden Karali, partinin köklü teşkilat yapısına ve lider odaklı disiplin anlayışına vurgu yaptı. Açıklamasında birlik ve dava vurgusu yapan Karali, “Milliyetçi Hareket Partisi, köklü teşkilat yapısı ve liderine bağlı duruşuyla her zaman dimdik ayaktadır” dedi.
Son dönemde şehirde il başkanlığı üzerinden çeşitli hesapların yapıldığına dikkat çeken Karali, teşkilat içerisinde makam yarışının doğal olduğunu ancak karar merciinin belli olduğunu söyledi. Karali, “Şehirde sessizce her köşe başında bir yönetim oluşturulmaya çalışılıyor olabilir. Ancak MHP’de son sözü Lider söyler” ifadelerini kullandı.
Her ülkücünün gönlünde il başkanı olabilme düşüncesinin bulunduğunu belirten Karali, bunun parti adına olumsuz değil, aksine güçlü bir dava bilincinin göstergesi olduğunu savundu.
Teşkilat mensuplarının kişisel makam hırsıyla değil, dava şuuru ile hareket ettiğini dile getiren Karali, açıklamasında şu mesajlara yer verdi:
“Bizler teşkilat mensuplarıyız. Kimin il başkanı olduğundan önce davamızın neyi temsil ettiğine bakarız. Asıl olan makamlar değil; davanın ağır yükünü omuzlayıp teşkilata leke getirmeden bu kutlu mücadeleyi daha yukarı taşımaktır.”
MHP’nin sıradan bir siyasi yapı olmadığını vurgulayan Karali, partinin köklü gelenekleri ve disiplinli teşkilat anlayışıyla hareket ettiğini belirterek, “Burası çat kapı siyaset yapılan bir yer değil, köklü bir teşkilattır” dedi.
Açıklamasının sonunda birlik ve dava mesajı veren Karali, “Herkes müsterih olsun; aslolan şahıslar değil, davamızdır” sözleriyle tartışmalara son noktayı koydu.