06 Ekim 2026 Salı
CHP Kilimli İlçe Başkanı Berkay Kesim, yaklaşan delege seçimleri ve ilçe kongresi öncesinde partililere ve eski yol arkadaşlarına seslendi. Kesim, CHP’den koparak farklı siyasi mecralara yönelen isimlere “baba ocağına dönün” çağrısında bulundu.
Önümüzdeki ay gerçekleştirilmesi planlanan delege seçimleri ve ilçe kongresi hazırlıklarına hız kesmeden devam ettiklerini belirten CHP Kilimli İlçe Başkanı Berkay Kesim, teşkilatın gücünü artırmak ve saha çalışmalarını yoğunlaştırmak için stratejik adımlar attıklarını ifade etti.
Kongre sürecine dair değerlendirmelerde bulunan Kesim, vatandaşlarla kurulan temasların artırılacağını ve teşkilat içerisindeki eksikliklerin hızla giderileceğini vurguladı.
Geçmişte partiden ayrılarak farklı siyasi oluşumlara katılan isimlerle diyalog kanallarının her zaman açık tutulduğunu belirten Kesim, bu temaslar sonucunda bazı isimlerin yeniden CHP’ye katılma yönünde olumlu adımlar attığını müjdeledi.
Kilimli Belediye Meclisi’ndeki mevcut duruma da değinen Kesim, mecliste doğrudan CHP rozeti taşıyan bir üye bulunmadığını, ancak iki eski partilinin bağımsız meclis üyesi olarak görev yaptığını hatırlattı. Bu isimlerle görüşmelerin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Kesim, yerelde muhalefet gücünü artırmak adına bu temasların önemine dikkat çekti.
Konuşmasının en dikkat çekici kısmında eski yol arkadaşlarına seslenen Berkay Kesim, şu anlamlı mesajı verdi:
“Gelin, baba ocağına, ata ocağına geri dönün. Bu çatı altında herkesin yeri var; omuz omuza vererek Kilimli’de ve ülkemizde hak ettiği güce ulaşacağız.”
Kilimli’de bugün sabah saatlerinde gerçekleştirildiği öne sürülen operasyon ilçede gündeme bomba gibi düştü.
Edinilen iddialara göre, saat 05.00 sıralarında Zonguldak KOM ekipleri tarafından bazı adreslere eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyon kapsamında çok sayıda kişinin gözaltına alındığı ileri sürülürken, gözaltına alınan kişilerin sorgularının sürdüğü öğrenildi.
Operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği, soruşturmanın kapsamı nedeniyle ek süre talep edildiği yönünde de bilgilere ulaşıldı.
Ancak operasyonun hangi soruşturma kapsamında gerçekleştirildiği, gözaltı sayısının kesin olarak kaç olduğu ve şüphelilere yöneltilen suçlamaların ne olduğu konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Kilimli’de gün boyunca konuşulan operasyonla ilgili kamuoyunun merak ettiği çok sayıda soru bulunuyor.
Operasyonun hedefinde kimler var?
Gözaltıların gerekçesi ne?
Soruşturmanın kapsamı ne kadar geniş?
Başka gözaltılar gelecek mi?
Tüm bu soruların yanıtları soruşturmanın ilerleyen saatlerinde netleşecek.
Kilimli’de büyük yankı uyandıran operasyonla ilgili resmî makamların açıklamaları ve yeni gelişmeleri yakından takip ediyoruz.
Soruşturmanın perde arkasındaki detaylar, gözaltıların kesin sayısı ve operasyonun kapsamına ilişkin ulaştığımız yeni bilgileri yarın sizlerle paylaşacağız.
Kilimli’nin geleceğini doğrudan ilgilendiren Kilimli Sahil Projesi, daha şimdiden tartışmaların merkezine oturdu.
İhaleyi en düşük teklifi veren Öztürk İnşaat’ın aldığı belirtilirken, asıl tartışma şimdi başlıyor:
Bu proje gerçekten bu işi en hızlı, en kaliteli ve zamanında yapabilecek firmaya mı verildi, yoksa yalnızca maliyet avantajı nedeniyle mi tercih edildi?
Çünkü ortada sıradan bir yol, kanalizasyon ya da su hattı işi yok.
Ortada Kilimli’nin sahil dokusunu değiştirecek, ilçeye ciddi ekonomik ve sosyal değer kazandırabilecek devasa bir proje bulunuyor.
Öztürk İnşaat’ın su hatları, depolar ve kanalizasyon altyapısı gibi işlerde deneyimli olduğu ifade ediliyor.
Ancak kamuoyunun merak ettiği asıl konu başka:
Firmanın bugüne kadar bu ölçekte, bu kapsamda ve deniz dolgusundan dalgakıranlara kadar çok farklı mühendislik süreçlerini içeren bir sahil projesini tamamladığı biliniyor mu?
Çünkü Kilimli Sahili’nde;
Böylesine büyük bir projenin yalnızca “en düşük fiyatı kim verdi?” anlayışıyla değerlendirilmesi halinde ortaya çıkabilecek risklerin hesabını kim verecek?
Burada çok açık bir soru sormak gerekiyor:
Kilimli’ye hızlı, kaliteli ve kalıcı hizmet götürmek mi amaçlandı, yoksa ihale maliyetini aşağı çekmek mi?
Çünkü en düşük fiyat her zaman en doğru tercih anlamına gelmez.
Büyük kamu projelerinde önemli olan yalnızca işi ucuza yaptırmak değil;
işi zamanında bitirmek, kaliteli yapmak, teknik şartlara uygun gerçekleştirmek ve yıllarca vatandaşın kullanabileceği kalıcı bir eser ortaya çıkarmaktır.
Eğer proje zamanında tamamlanamazsa bunun bedelini kim ödeyecek?
Firma mı?
İhaleyi yapanlar mı?
Yoksa her zamanki gibi Kilimli halkı mı?
Kulislerde ve kamuoyunda proje için ciddi soru işaretleri konuşulmaya başlanırken, projenin ihale takviminde öngörülen sürede tamamlanıp tamamlanamayacağı şimdiden tartışma konusu.
Kilimli halkının görmek istediği şey açık:
Şantiye kurulacak mı?
Çalışmalar hangi hızda başlayacak?
Firmanın bu büyüklükte bir projeyi tamamlayacak makine, ekipman, teknik kadro ve finansal gücü var mı?
Proje takvimine uyulabilecek mi?
Ve en önemlisi:
Kilimli Sahil Projesi başarıyla tamamlanırsa ilçenin çehresini değiştirebilir.
Kilimli için turizmden ticarete, sosyal yaşamdan kent estetiğine kadar ciddi bir değer oluşturabilir.
Tam da bu nedenle bu proje deneme-yanılma yapılacak bir proje değildir.
Bu ihale neden en düşük teklif üzerinden sonuçlandı?
Firmanın bu büyüklükte bir projeyi gerçekleştirme kapasitesi nasıl değerlendirildi?
Daha önce benzer ölçekte tamamladığı projeler hangileri?
Projenin öngörülen sürede bitirilebileceğine dair hangi teknik değerlendirmeler yapıldı?
İş gecikirse sorumluluk kimde olacak?
Ve en önemlisi:
Kilimli halkının artık laf değil, şantiye; vaat değil, sonuç görmeye ihtiyacı var.
Çünkü Kilimli Sahili, bir firmanın kapasitesini test edeceği sıradan bir iş değil.
Burası Kilimli’nin geleceği.
Ve Kilimli’nin geleceğinin bedelini, yanlış planlamanın ya da yanlış tercihin sonucunda Kilimli halkının ödemesine kimsenin hakkı yok.
Kilimli’nin mahallelerinden gelen görüntüler, ilçede yol ve altyapı sorunlarının bitmek bilmediğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Kilimli Haber olarak daha önce defalarca gündeme getirdiğimiz mahallelerdeki yol, temizlik ve altyapı sorunlarıyla ilgili şikâyetler devam ediyor. Haberlerimizin ardından ilçenin farklı mahallelerinden vatandaşlar, yaşadıkları sorunları gösteren görüntüleri tarafımıza ulaştırmaya devam ediyor.
Vatandaşların anlattıkları ise artık “yol bozuk” sınırını çoktan aşmış durumda.
Kimi mahallede çamur ve çukur, kimi yerde ot ve dikenler, kimi sokakta ise lağım suları vatandaşların günlük yaşamını çekilmez hale getiriyor.
Bölüm Mahallesi Pelit 1 Sokak’tan gelen şikâyet, yaşanan tabloyu açıkça ortaya koyuyor.
Mahalle sakinleri, yolun uzun süredir düzgün bir şekilde yapılmadığını, özellikle yaşlı vatandaşların ulaşım konusunda büyük sıkıntı yaşadığını belirtiyor.
Vatandaşlar, kış aylarında kar ve yağmur nedeniyle yolun tamamen kullanılamaz hale geldiğini ifade ederken, defalarca ilgili yerlere başvurmalarına rağmen kalıcı bir çözüm üretilmediğini söylüyor.
İddiaya göre belirli dönemlerde yola taş dökülerek geçici müdahaleler yapıldı ancak kısa süre sonra yol yeniden eski haline döndü.
Mahalle sakinleri şu soruyu soruyor:
“Bir kepçe gelip bu yolu düzgünce kazıyıp yapamaz mı?”
Üstelik vatandaşların anlattığına göre sokakta telefon ve internet altyapısıyla ilgili de ciddi sıkıntılar yaşanıyor.
Mahalle sakinleri, iletişim imkanlarının da kısıtlı olduğunu belirterek adeta “Yol yok, iletişim yok, hizmet yok” diye isyan ediyor.
Öyle ki vatandaşlar, özel günlerde bile bu yolun içler acısı görüntüsünden dolayı mahcup olduklarını ifade ediyor.
Kilimli’nin Hisararkası Mahallesi’nden gelen görüntüler ise çok daha ciddi bir sorunu gündeme taşıyor.
Vatandaşların iddiasına göre lağım suları sokaklara akıyor.
Çocukların ve mahalle sakinlerinin bu yolları kullanmak zorunda kaldığı belirtilirken, kötü koku ve çevre kirliliğinin mahalle halkını ciddi şekilde rahatsız ettiği ifade ediliyor.
Mahalle sakinleri, sorunu belediyeye bildirmelerine rağmen bugüne kadar kalıcı bir çözüm göremediklerini dile getiriyor.
Burada artık sorulması gereken soru çok açık:
Lağım suyunun sokağa aktığı bir yerde belediyenin müdahale etmesi için daha ne olması gerekiyor?
Kilimli’nin farklı mahallelerinden gelen şikâyetlerin ortak noktası ise aynı:
Vatandaş hizmet bekliyor.
Yol istiyor.
Temizlik istiyor.
Altyapı istiyor.
Güvenli ve yaşanabilir bir mahalle istiyor.
Bunlar lüks değil, belediyeciliğin en temel görevleri.
Kilimli halkı artık verilen sözlerden çok yapılan hizmeti görmek istiyor.
Seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çalmak kolay…
Peki ya seçim bittikten sonra?
Asıl mesele vatandaşın oyunu almak değil, aldığı oyun hakkını vermektir.
Kilimli’nin mahallelerinde vatandaş bu sorunlarla uğraşırken, belediyenin önceliği tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Kilimli halkının beklentisi son derece net:
Vatandaşın yolunu yapın.
Lağım sorununu çözün.
Mahalleleri temizleyin.
Çocukların ve yaşlıların güvenliğini sağlayın.
Kısacası, Kilimli’ye hizmet edin!
Kilimli Belediyesi ve Belediye Başkanı’na soruyoruz:
Pelit 1 Sokak’ın yolu ne zaman yapılacak?
Hisararkası’nda sokaklara akan lağım ne zaman durdurulacak?
Mahallelerdeki yol ve temizlik sorunları daha kaç kez haber yapılacak?
Vatandaşın sesini duymak için daha ne olması gerekiyor?
Kilimli halkı artık mazeret değil, hizmet bekliyor.
Çünkü belediyecilik; makamda oturmak değil, vatandaşın ayağına hizmet götürmektir.
KİLİMLİ’DE HALK SORUYOR:
“BİZİM SOKAĞIMIZA HİZMET NE ZAMAN GELECEK?”
Türk siyasetçilerine, belediye başkanlarına ve özellikle Zonguldak’ı yönetenlere örnek olsun…
Bir belediye başkanının makamı vatandaşa tepeden bakmak için değil, vatandaşın önünde sorumluluk taşımak için vardır.
Tokat Belediye Başkanı Mehmet Kemal Yazıcıoğlu’nun bir vatandaşla yaşadığı diyalog ise belediye başkanlığının nasıl yapılması gerektiğini adeta tek cümlede anlatıyor.
Vatandaş, başkanın karşısında ellerini bağlayarak saygısını gösteriyor. Yazıcıoğlu ise buna karşılık:
“Sen benim karşımda öyle durma. Ben senin karşında öyle duracağım.”
diyor.
İşte mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü makam büyüdükçe insan küçülmeyi bilmeli.
Başkanlık; vatandaşı kapıda bekletmek, makamına gelen insanı azarlamak, kendisine oy vermeyeni ötekileştirmek, eleştireni düşman görmek ya da çevresine yalnızca kendisine yakın isimleri toplamak değildir.
Şimdi bu görüntüleri izleyen Kilimli halkının kendi kendine sorduğu sorular var.
Bir tarafta vatandaşın karşısında nasıl duracağını bilen Mehmet Kemal Yazıcıoğlu…
Diğer tarafta ise Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun hakkında kamuoyunda yıllardır dile getirilen kibir, ulaşılmazlık, vatandaşla iletişim ve makamın gücüyle hareket edildiği yönündeki eleştiriler…
Vatandaşın belediye kapısından içeri girdiğinde kendisini eşit, değerli ve dinlenmiş hissetmesi gerekir.
Başkanlık koltuğu kimseye vatandaşın üzerinde bir konum vermez.
Tam tersine;
O koltuk, vatandaşa karşı daha fazla sorumluluk yükler.
Seçim günü sandığa giden vatandaşın görevi biter, seçilen başkanın görevi ise o gün başlar.
Vatandaşın hangi partiye oy verdiği, kimi desteklediği ya da seçim döneminde kimin yanında durduğu başkanlık makamında ölçü olmamalıdır.
Çünkü belediye başkanının görevi yalnızca kendisini destekleyenlere değil, bütün ilçeye hizmet etmektir.
İşinden olduğunu, belediyede dışlandığını, makam kapılarında kötü muamele gördüğünü veya seçim tercihi nedeniyle mağdur edildiğini ileri süren vatandaşların iddiaları varsa, bunların da kamuoyu önünde açıkça tartışılması gerekir.
Çünkü belediye başkanlığı kişisel güç alanı değil, kamu emanetidir.
Biz kimseye “şu başkan iyi, bu başkan kötü” demiyoruz.
Önlerine iki görüntü koyuyoruz.
Birinde vatandaşın karşısında:
“Ben senin karşında öyle duracağım.”
diyen bir belediye başkanı var.
Diğer tarafta ise Kilimli’de yönetim anlayışı hakkında yıllardır farklı eleştirilerin merkezinde olan Kamil Altun var.
Şimdi karar Kilimli halkının.
Sizce belediye başkanı nasıl olmalı?
Vatandaşın karşısında dik duran mı?
Yoksa vatandaşın karşısında eğilmeyi bilen mi?
Çünkü unutulmamalıdır:
KİLİMLİ HABER – ÖZEL HABER
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.