DOLAR 46,6473 0.03%
EURO 53,3187 0.36%
ALTIN 6.029,14-1,65
BITCOIN 27889820.10557%
İstanbul
29°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

  • HABERLER
  • SERVİS 1
  • SERVİS 3
  • FİNANSİF
  • HESAP
admin

admin

16 Ağustos 2026 Pazar

BAŞKAN GEZİDE, PERSONEL MİTİNGDE!

BAŞKAN GEZİDE, PERSONEL MİTİNGDE!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kamil Altun AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğine katılmadı, iddiaya göre personeli Ankara’ya gönderdi! “Vekillik sözü alamadığı için mi tepki gösterdi?” sorusu teşkilatta huzursuzluk yarattı

Kilimli’de siyaset kulislerini hareketlendiren iddiaların ardı arkası kesilmiyor.

AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü kapsamında Ankara Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlenen büyük buluşmaya Zonguldak’tan yoğun katılım sağlanması beklenirken, Kilimli cephesinde yaşananlar siyasi kulislerde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

Ortaya atılan iddiaya göre Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun, söz konusu etkinliğe kendisi katılmak yerine belediye personelini Ankara’ya gönderdi.

Üstelik iddialar bununla da sınırlı değil.

Kulislerde, mitinge yeterli vatandaş katılımı sağlanamayınca Kilimli Belediyesi’nde görev yapan yaklaşık 10 personelin Ankara’ya yönlendirildiği konuşuluyor.

Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:

VATANDAŞ GELMEYİNCE BELEDİYE PERSONELİ Mİ DEVREYE SOKULDU?

Eğer bu iddia doğruysa, mesele sıradan bir siyasi tercih olmaktan çıkıyor.

Çünkü belediye personeli bir siyasi partinin mitingindeki kalabalığı tamamlamak için mi vardır, yoksa Kilimli halkına hizmet etmek için mi?

Kilimli Belediyesi’nde çalışanların mesai saatleri içerisinde Ankara’daki siyasi etkinliğe katıldığı iddiası doğruysa, kamuoyunun cevap bekleyen çok ciddi soruları bulunuyor.

Personel izinli miydi?

İzinliyse kim izin verdi?

Mesai saatleri içerisinde gönderildilerse bunun hukuki ve idari gerekçesi neydi?

Belediye araçları veya başka belediye imkânları kullanıldı mı?

Ve en önemlisi:

Kilimli halkının vergileriyle maaş alan belediye çalışanları, siyasi bir etkinlikte katılım sayısını artırmak amacıyla mı kullanıldı?

BAŞKAN GİTMEDİ, PERSONEL GİTTİ İDDİASI!

Tartışmayı daha da büyüten konu ise Başkan Kamil Altun’un AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğine kendisinin katılmadığı, buna karşın belediye personelinin Ankara’ya gönderildiği yönündeki iddialar.

Daha da dikkat çekici olan ise Altun’un aynı süreçte arkadaşları ve eşiyle birlikte il dışında vakit geçirmeyi tercih ettiği yönündeki kulis bilgileri.

Bu iddialar doğruysa ortaya siyasi açıdan oldukça ilginç bir tablo çıkıyor:

Partinin kuruluş yıl dönümü Ankara’da kutlanıyor.

Belediye başkanı etkinlikte yok.

Belediye personelinin ise Ankara’ya gönderildiği iddia ediliyor.

İşte bu tablo, AK Parti teşkilatı içerisinde de rahatsızlık ve huzursuzluğa neden olduğu ileri sürülen tartışmaları beraberinde getiriyor.

“VEKİLLİK SÖZÜ ALAMADI, TEPKİ Mİ GÖSTERDİ?”

Kilimli siyasi kulislerinde konuşulan bir başka iddia ise çok daha dikkat çekici.

Kamil Altun’un uzun süredir siyasi geleceği ve milletvekilliği beklentisi üzerinden çeşitli değerlendirmeler yapılırken, Ankara’dan beklediği desteği veya “vekilliğe giden yol” konusunda istediği karşılığı alamadığı için AK Parti’nin kuruluş yıl dönümü etkinliğine katılmayarak tepki gösterdiği ileri sürülüyor.

Elbette bu iddia henüz doğrulanmış değil.

Ancak siyasette bazen katılmamak da bir mesajdır.

Hele ki bir siyasi partinin 25. kuruluş yıl dönümü gibi sembolik değeri yüksek bir organizasyonda belediye başkanının bulunmaması, ister istemez çeşitli yorumlara neden olur.

Şimdi AK Parti kulislerinde konuşulan soru şu:

Kamil Altun Ankara’ya neden gitmedi?

Partisinin en önemli organizasyonlarından birini neden tercih etmedi?

Ve eğer kendisi gitmediyse, belediye personelinin Ankara’ya gönderilmesinin gerekçesi neydi?

“PARTİYE BAŞKAN YOK, MİTİNGE PERSONEL VAR!”

Bu tabloyu daha da çarpıcı hale getiren nokta ise şu:

Başkan kendi tercihleriyle il dışında geziyor, belediye personelinin ise parti etkinliğinde bulunduğu iddia ediliyor.

Kilimli halkı açısından bakıldığında bunun izah edilmesi gerekiyor.

Çünkü belediye başkanlığı, kişisel siyasi hesapların yürütüldüğü bir makam değildir.

Belediyenin personeli de herhangi bir siyasi organizasyonun “kalabalık tamamlayıcısı” değildir.

Eğer personel tamamen kendi iradesiyle ve izinli olarak etkinliğe katıldıysa bunun açıkça ortaya konulması gerekir.

Eğer belediye yönetiminin yönlendirmesiyle gönderildilerse, bunun da kim tarafından, hangi yetkiyle ve hangi gerekçeyle yapıldığı açıklanmalıdır.

KİLİMLİ’DE ASIL SKANDAL İDDİANIN KENDİSİ DEĞİL, CEVAPSIZ KALMASI OLUR!Kamil Altun’un önünde aslında çok basit bir seçenek var:

Çıkıp açıklamak.

Personel Ankara’ya gönderildi mi?

Kaç kişi gönderildi?

Kim gönderdi?

Hangi araçla gittiler?

Mesai içerisinde miydiler?

İzinli miydiler?

Belediye bütçesinden herhangi bir harcama yapıldı mı?

Ve kendisi neden AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğinde değildi?

Bu soruların cevabı verilirse tartışma büyük ölçüde sona erer.

Ancak cevap verilmez, konu sessizlikle geçiştirilmeye çalışılırsa, o zaman kamuoyunun kafasındaki soru işaretleri daha da büyür.

KİLİMLİ HALKI BELEDİYEYİ SİYASET ÜSSÜ OLARAK DEĞİL, HİZMET MAKAMI OLARAK GÖRMEK İSTİYOR

Kilimli vatandaşının belediyeden beklentisi son derece açık:

Yol istiyor.

Temizlik istiyor.

Altyapı istiyor.

Düzenli belediye hizmeti istiyor.

Kimse belediye personelinin siyasi mitinglerde görüntü vermesini, siyasi organizasyonlarda kalabalık oluşturmasını beklemiyor.

Bu nedenle ortaya atılan iddialar, yalnızca AK Parti içindeki bir organizasyon meselesi değildir.

Eğer doğruysa, konu kamu görevi, belediye kaynakları ve siyasi faaliyet arasındaki sınırın nerede çizildiği meselesidir.

VE ŞİMDİ GÖZLER KAMİL ALTUN’DA!

Kilimli’de siyasi kulisleri hareketlendiren bu tablo karşısında Başkan Kamil Altun’un kamuoyuna açık bir açıklama yapması bekleniyor.

Neden Ankara’ya gitmedi?

Belediye personeli Ankara’ya gönderildi mi?

Gönderildiyse kim gönderdi?

Hangi yetkiyle gönderildi?

Personel izinli miydi?

Belediye imkânları kullanıldı mı?

AK Parti’nin 25. kuruluş yıl dönümü etkinliğine katılmamasının siyasi bir gerekçesi var mı?

Ve en kritik soru:

“Vekillik beklentisi karşılanmadığı için parti teşkilatına bir mesaj mı verdi?”

Şimdilik bunların tamamı iddia ve siyasi kulis düzeyinde.

Ancak bir gerçek var:

Kilimli’de siyaset artık bu soruların cevabını bekliyor.

Çünkü belediye başkanlığı koltuğu, kişisel siyasi hesapların değil, Kilimli halkına hizmet etmenin makamıdır.

Vatandaş gelmedi diye personel gönderildi mi?

Başkan gitmedi, personel neden gitti?

Parti etkinliğinde başkan neden yoktu?

Bu soruların cevabı verilmeden Kilimli’deki miting tartışmasının kapanması pek mümkün görünmüyor.

Devamını Oku

DERELİ’DE SÖZ VAR, İCRAAT YOK!

DERELİ’DE SÖZ VAR, İCRAAT YOK!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cem Dereli Zonguldak’ı Yapay Zekâ Projeleriyle mi Yönetmeye Çalışıyor?

Zonguldak siyasetinde adı her seçim döneminde yeniden gündeme gelen Cem Dereli, son aylarda sosyal medya üzerinden peş peşe proje paylaşımları yapıyor. Raylı sistemden kongre merkezine, hava kirliliğinden tapu sorununa, sağlık yatırımlarından toplu konuta kadar onlarca başlıkta öneriler sunan Dereli’nin paylaşımları dikkat çekse de kamuoyunda giderek daha yüksek sesle şu soru soruluyor:

“Bu projelerin hangisi gerçekten hayata geçebilir?”

Sosyal Medyada Proje Fabrikası, Sahada Sessizlik

Dereli’nin paylaşımlarına bakıldığında Zonguldak için neredeyse her alanda bir proje bulunuyor. Şehir hastanesi, raylı ulaşım, kültür merkezi, TOKİ hamlesi, tapu reformu…

Ancak eleştirilerin odağındaki nokta projelerin çokluğu değil; hiçbirinin somut bir siyasi girişime, resmi çalışmaya ya da yatırım programına dönüşmemesi.

Kamuoyunda oluşan algı giderek netleşiyor: Sosyal medyada üretilen projeler var, fakat sahada görülen bir icraat yok.

Zonguldakspor’da Başladı, “Gel Takımı Al” Denilince Sustu

Dereli’nin Zonguldakspor üzerinden yaptığı çıkışlar da hafızalarda yerini koruyor.

Kulübe yönelik eleştirilerle gündeme gelen Dereli’ye taraftarların önemli bir kısmı, “Madem bu kadar iddialısın, gel takımı sen yönet” çağrısında bulundu. Bu çıkışın ardından ise beklenen adımlar gelmedi.

Siyasette olduğu gibi sporda da iddialı söylemler, somut sorumluluğa dönüşmedi.

Yapay Zekâ ile Hazırlanan Şehir, Gerçek Hayatta Karşılık Bulmuyor

Cem Dereli’nin paylaşımlarının büyük bölümü yapay zekâ destekli görseller ve dijital şehir tasarımlarından oluşuyor.

Modern tramvaylar… Gökyüzüne uzanan kültür merkezleri… Yeşil yaşam alanları… Dev meydanlar…

Görseller etkileyici olabilir. Ancak Zonguldaklı vatandaşın beklentisi görsel değil, gerçek yatırım.

Kentte birçok kişi artık bu paylaşımları, “çocuk parkı tasarlar gibi şehir tasarlamak” şeklinde yorumluyor. Çünkü hayal ile plan arasında; plan ile yatırım arasında ciddi bir fark bulunuyor.

Seçimden Seçime Hatırlanan Bir İsim mi?

Zonguldak siyasetinde uzun yıllardır konuşulan bir başka eleştiri ise Dereli’nin şehirle kurduğu bağ.

Ankara merkezli siyasi çalışmalar yürüten Cem Dereli’nin, Zonguldak’ta daha çok seçim dönemlerinde görünür olduğu yönündeki eleştiriler kamuoyunda sıkça dile getiriliyor.

Sokakta vatandaşın söylediği cümle oldukça net:

“Seçim geliyor, Cem Dereli geliyor. Seçim bitiyor, Cem Dereli kayboluyor.”

Bu algının kırılması için yalnızca paylaşım yapmak değil, şehrin sorunlarında sürekli sahada olmak gerektiği ifade ediliyor.

Zonguldak’ın İhtiyacı Render Değil, Gerçek Proje

Bugün Zonguldak’ın çözüm bekleyen dosyaları ortada duruyor:

  • Hastane yatırımı
  • Tapu ve mülkiyet sorunu
  • Hava kirliliği
  • Kentsel dönüşüm
  • Ulaşım
  • İstihdam

Bunlar sosyal medya etkileşimiyle değil; Ankara’da takip edilen dosyalar, hazırlanan fizibiliteler, bulunan bütçeler ve hayata geçirilen yatırımlarla çözülebilir.

Son Söz

Cem Dereli’nin fikir üretmesi elbette siyasetin doğal parçasıdır. Ancak siyaset, yalnızca fikir paylaşma sanatı değil; sonuç alma sorumluluğudur.

Zonguldak artık görsel değil, temel bekliyor. Render değil, temel atma töreni görmek istiyor. Çünkü bu şehirde vatandaşın karnı vaatlere değil, icraata aç.

Devamını Oku

ORHAN KORKMAZ ÇALIŞIYOR, YILANLAR KULİS YAPIYOR!

ORHAN KORKMAZ ÇALIŞIYOR, YILANLAR KULİS YAPIYOR!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MHP’DE ORTALIK NEDEN HÂLÂ DURULMUYOR?

MHP Zonguldak’ta siyaset yeniden hareketlendi.

Bir tarafta göreve geldiği günden bu yana teşkilatı sahada tutmaya çalışan, kongre süreçlerini tamamlayan, ziyaret trafiğini sürdüren ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 8 il başkanını aynı masa etrafında buluşturan MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz

Diğer tarafta ise parti içinde bitmek bilmeyen hesaplar, kulisler, fısıltılar ve kişisel beklentiler!

Korkmaz bir yandan kongreleri tamamlarken, diğer yandan teşkilat çalışmalarını sürdürüyor, davet edildiği programlara katılıyor, kendisine gelen ziyaretleri kabul ediyor.

Kısacası adam çalışıyor!

Fakat belli ki MHP’nin içerisinde çalışmaktan başka işleri olanlar da var.

KOTRA’NIN YAKININDAN UZAKLAŞANLAR MI VAR?

MHP’de mevcut il yönetim kurulu üyelerinden Mehmet Ali Güldaş, MHP MYK Üyesi Murat Kotra’ya yakınlığıyla bilinen isimlerden biri.

Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:

Kotra ile Güldaş’ın arasına yılan mı girdi?

Merkez İlçe Kongresi’nde yaşanan bazı gelişmeler bu soruyu daha da anlamlı hale getiriyor.

Kongreye davet edilen eski il başkanlarından Mustafa Öztürk’ün protokolde yer alması, bazı isimleri fazlasıyla rahatsız etmiş görünüyor.

Ardından MHP MYK Üyesi Murat Kotra’nın, Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun’u kürsüye konuşma yapmak üzere davet etmesiyle parti içerisindeki gerilimin daha da yükseldiği konuşulmaya başlandı.

Asıl mesele ise divan kurulunun oluşturulması sırasında yaşananlar.

İddialara göre Mehmet Ali Güldaş’ın divanda yer almaması ciddi bir rahatsızlık oluşturdu.

Fakat salonun ortasında açıkça tepki vermek yerine, bu rahatsızlığın farklı ortamlarda ve farklı isimlere anlatıldığı iddiaları gündeme geldi.

SAYIN GÜLDAŞ, DÜN NE SÖYLÜYORDUNUZ?

Şimdi sormak gerekiyor:

Sayın Mehmet Ali Güldaş, dün Murat Kotra ile aranızdan su sızmıyordu. Bugün ne değişti?

İl başkanı olabilmek adına çalmadığınız kapı, binmediğiniz kayık kalmadığı konuşulurken, o dönemde Kotra’nın yanında durmadınız mı?

Kotra hakkında söylenenlerin, savunulanların ve yapılan siyasi hesapların içerisinde olmadınız mı?

Peki bugün ne oldu?

Aynı insanlar neden birbirlerine sırt dönmeye başladı?

MHP Zonguldak siyasetinde yıllardır değişmeyen bir tablo var:

Parti içerisinde birbirlerine ağır sözler söyleyen, birbirlerine hakaret eden, hatta birbirleri hakkında çok sert ifadeler kullanan bazı isimler; birkaç gün sonra aynı masada oturup hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyor.

Sonra da bunun adına “siyaset” deniliyor.

Yok öyle yağma!

KOTRA VE ÖZTÜRK ÖRNEĞİ ORTADA

Murat Kotra ile eski il başkanı Mustafa Öztürk arasında geçmişte yaşanan siyasi gerilimler bunun en açık örneklerinden biri olarak hafızalarda.

Bugün gelinen noktada ise aynı siyasi hesapların peşine yeni isimlerin takıldığı görüntüsü ortaya çıkıyor.

Şimdi sırada Mehmet Ali Güldaş mı var?

Elbette bunun cevabını Güldaş verecek.

Ama kamuoyunun da sormaya hakkı var:

MHP, kişisel hesaplaşmaların arenası mı olacak, yoksa Zonguldak için siyaset yapan güçlü bir teşkilat mı olacak?

BIRAKIN DA KORKMAZ ÇALIŞSIN!

Buradan açıkça söylüyoruz:

MHP Zonguldak’ta bir il başkanı göreve gelmiş.

Kongrelerini tamamlıyor.

Teşkilatlarıyla bir araya geliyor.

Ziyaretler gerçekleştiriyor.

Etkinliklere katılıyor.

Türkiye çapında dikkat çeken organizasyonlara imza atıyor.

Teşkilatı hareketlendirmeye çalışıyor.

Bırakın adam işini yapsın!

Eğer gerçekten MHP’nin başarısını istiyorsanız, kişisel koltuk hesaplarını, eski defterleri, siyasi husumetleri ve küçük hesapları bir kenara bırakın.

Çünkü MHP’nin Zonguldak’ta yeniden güçlü günlerine dönmesi isteniyorsa, bunun yolu kişisel hesaplardan değil, birlikten ve çalışmaktan geçer.

BURA KİMSENİN BABASININ MALI DEĞİL!

MHP hiç kimsenin babasının malı değildir.

Hiçbir MYK üyesinin, hiçbir il başkanının, hiçbir eski il başkanının ya da hiçbir yönetim kurulu üyesinin şahsi mülkü değildir.

Partiler kişilerin egolarını tatmin edeceği yerler değildir.

MHP, Türk milliyetçiliği iddiası taşıyan bir siyasi harekettir.

Dolayısıyla herkes haddini, yerini ve sorumluluğunu bilmek zorundadır.

Murat Kotra’nın çevresinde siyaset yapanlar da…

Eski il başkanları da…

Mevcut yöneticiler de…

Bugün makam sahibi olanlar da…

Yarın makam bekleyenler de…

Hiç kimse MHP’nin üzerinde değildir.

YILAN GİBİ SESSİZCE DOLAŞANLARA SÖZÜMÜZ VAR!

Parti içerisinde açık açık mücadele etmek yerine, kulislerde konuşmayı, insanların arkasından hesap yapmayı, birinin yanında başka, diğerinin yanında başka konuşmayı siyaset zannedenlere de bir çift sözümüz var:

MHP sizin kişisel hesaplaşma alanınız değildir!

Yılan gibi sessizce dolaşıp fırsat kollamak, insanların arkasından konuşmak, zamanı geldiğinde saf değiştirmek siyaset değildir.

Bu olsa olsa kişisel hesap ve koltuk mücadelesidir.

Eğer Orhan Korkmaz’ın başarısından rahatsız olan varsa, bunu açıkça söylesin.

Eğer yönetimden memnun olmayan varsa, çıkıp açıkça konuşsun.

Eğer il başkanlığına talip olan varsa, günü geldiğinde aday olsun.

Ama arkadan dolanarak, kulis yaparak, fitne üreterek, insanları birbirine düşürerek MHP’ye hizmet edilmez.

ARTIK YETER!

MHP’nin yakasından düşün!

Koltuk hesaplarınızı bir kenara bırakın.

Kişisel husumetlerinizi parti üzerinden yürütmeyin.

Kimsenin şahsi egosunu MHP’nin önüne koymaya hakkı yok.

Orhan Korkmaz’ın da yakasından düşün!

Bırakın adam il başkanlığını yapsın.

Bırakın teşkilatı büyütsün.

Bırakın çalışmalarını sürdürsün.

Bırakın MHP’yi yeniden “şahlanmış” dönemlerine taşıyacak çalışmaları yapsın.

Çünkü Zonguldak’ın MHP’ye ihtiyacı varsa, MHP’nin de kendi içerisindeki kısır kavgalardan kurtulmaya ihtiyacı var.

Artık herkes aynaya bakmalı.

Kim ne söylediğini, dün kimin yanında durduğunu, bugün neden karşısında olduğunu ve yarın hangi kapıyı çalacağını düşünmeli.

Çünkü siyaset unutmaz.

Kulis unutmaz.

Teşkilat unutmaz.

Ve en önemlisi…

Kamuoyu hiç unutmaz!

Devamını Oku

BAŞKANIN “SON HALİ”

BAŞKANIN “SON HALİ”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Belediyenin İşçisi Halka mı Hizmet Ediyor, Başkanın Yatına mı?

Kilimli Belediye Başkanı, son günlerde yine tartışmaların odağına oturdu.

Bu kez gündemin merkezinde belediyenin yol, asfalt, altyapı ya da imar sorunları değil; “SON HALİ” adı verilen bir tekne ve bu tekneyle ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar bulunuyor.

Başkanın aile dostlarıyla ortak aldığı öne sürülen tekneyle Kilimli açıklarında deniz gezileri ve balık sefaları yaptığı iddiaları ilçede konuşulurken, asıl tartışma teknenin kendisinden çok belediye personeli ve belediye imkânlarının bu tekneyle bağlantılı işlerde kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine yoğunlaşıyor.

ASIL BOMBA: BELEDİYE İMKÂNLARIYLA TEKNEYE BAĞLAMA YERİ Mİ YAPILIYOR?

Kamuoyuna yansıyan iddialar bununla da sınırlı değil.

İddiaya göre belediye çalışanları Cemalettin Şen ve ekibi, belediyeye ait imkânları kullanarak söz konusu teknenin yanaşması ve bağlanması amacıyla bir alan oluşturulması çalışmalarında görev alıyor.

Daha da dikkat çekici olan iddia ise kullanılan malzemeler ve iş makineleriyle ilgili.

İddialara göre söz konusu çalışmalarda belediyenin çimentosu, kumu ve kepçesi kullanılarak tekne için bir gemi/tekne bağlama yeri hazırlanıyor.

Eğer bu iddialar doğruysa, artık ortada yalnızca bir belediye başkanının özel teknesiyle denize açılması meselesi bulunmuyor.

Ortada çok daha ciddi bir soru var:

Belediyenin malzemesi, işçisi ve iş makinesi özel bir teknenin kullanımına yönelik bir alan oluşturmak için mi kullanılıyor?

İşte Kilimli halkının asıl cevap beklediği soru budur.

CEMALETTİN ŞEN VE EKİBİ NEDEN ORADA?

Kamuoyuna yansıyan görüntülerde Fen İşleri bünyesinde görev yapan inşaat ustası Cemalettin Şen ve ekibinin teknenin bulunduğu bölgede çalışma yaptığı görülüyor.

Ancak burada cevaplanması gereken kritik noktalar var:

Cemalettin Şen ve ekibi hangi görev emriyle orada?

Çalışma belediyenin resmi iş programında bulunuyor mu?

Kullanılan çimento ve kum belediyenin deposundan mı çıktı?

Kepçe belediyeye mi ait?

Bu çalışma için resmi bir iş emri veya görevlendirme yapıldı mı?

Yapılan iş Kilimli Belediyesi’nin kamu hizmetleri kapsamında mı?

Ve en önemlisi:

Belediyenin imkânlarıyla yapılan bu çalışmanın kamu yararı nedir?

Eğer gerçekten belediyenin malzemeleri ve iş makineleri kullanılarak özel bir tekneye bağlama yeri hazırlanıyorsa, bunun açıklanması artık bir tercih değil, kamuoyuna karşı bir sorumluluktur.

BELEDİYE İŞÇİSİNİN GÖREVİ BAŞKANIN TEKNESİ Mİ?

Kilimli Belediyesi’nde görev yapan personelin asli görevi bellidir:

Kilimli halkına hizmet etmek.

Yol yapmak, altyapıyla ilgilenmek, belediyenin ihtiyaçlarını karşılamak ve vatandaşın sorunlarını çözmek.

Peki belediye çalışanlarının özel bir teknenin bulunduğu alanda çalışma yapması hangi hizmet kapsamına giriyor?

Daha da önemlisi;

Çimento belediyenin.

Kum belediyenin.

Kepçe belediyenin.

İşçiler belediyenin.

Eğer bütün bunlar gerçekten teknenin bağlanacağı alanın hazırlanması için kullanıldıysa, Kilimli halkının şu soruyu sorması son derece doğaldır:

“Belediyenin imkânları neden özel bir teknenin ihtiyaçları için kullanılıyor?”

“SON HALİ”NİN SAHİBİ Kİ?

Bir diğer büyük soru işareti ise teknenin mülkiyeti.

Başkanın aile dostlarıyla ortak aldığı öne sürülen “SON HALİ” isimli teknenin resmi olarak kimin adına kayıtlı olduğu kamuoyu tarafından net biçimde bilinmiyor.

Teknenin sahibi kim?

Ortakları kim?

Başkanın tekneyle hukuki veya ticari bağlantısı bulunuyor mu?

Teknenin bağlanması için yapılan alan kimin kullanımına tahsis edildi?

Bu alan için herhangi bir resmi izin veya tahsis işlemi yapıldı mı?

Bunların tamamı kamuoyunun cevap beklediği sorular.

ÖZEL KEYİF, KAMU İMKÂNIYLA MI?

Elbette bir belediye başkanının özel hayatı ve deniz keyfi kimseyi ilgilendirmez.

Ancak özel hayat ile kamu görevi arasındaki çizgi belediyenin personeli, malzemesi veya iş makineleri devreye girdiği anda tartışmaya açılır.

Çünkü kamu kaynakları kişisel kullanım için değil, kamu hizmeti için vardır.

Bu nedenle iddiaların muhatapları tarafından açık ve net biçimde cevaplanması gerekiyor.

Belediyenin çimentosu kullanıldı mı?

Belediyenin kumu kullanıldı mı?

Belediyenin kepçesi kullanıldı mı?

Cemalettin Şen ve ekibi hangi emirle çalıştı?

Çalışma hangi resmi proje kapsamında yapıldı?

Tekne için özel bir bağlama alanı mı oluşturuldu?

Eğer bütün bunlar belediyenin resmi bir hizmetiyse, projesi, iş emri ve gerekçesi kamuoyuna açıklanmalı.

Eğer resmi bir belediye hizmeti değilse, bu kez kamu imkânlarının hangi gerekçeyle kullanıldığı açıklanmalı.

KİLİMLİ HALKI CEVAP BEKLİYOR

Bugün Kilimli’de tartışılan mesele artık yalnızca “Başkanın yatı var mı?” sorusu değildir.

Asıl mesele şudur:

“Başkanın özel olduğu öne sürülen teknesi için belediyenin işçisi, kumu, çimentosu ve kepçesi kullanıldı mı?”

Eğer kullanıldıysa;

Kim talimat verdi?

Kim görevlendirdi?

Masraf kimin bütçesinden karşılandı?

Bu işin belediye kayıtlarındaki karşılığı nedir?

Kilimli halkının hakkı olan cevaplar bunlardır.

Çünkü belediye başkanlığı kişisel imkânları artırma makamı değil, kamu hizmeti makamıdır.

Ve eğer “SON HALİ” isimli tekne gerçekten belediye kaynaklarıyla hazırlanan bir bağlama alanının önünde duruyorsa, Kilimli halkının sorusu son derece nettir:

BELEDİYENİN İMKÂNLARI KİLİMLİ HALKINA MI, “SON HALİ”NE Mİ?

Bu iddiaların tamamı ilgili makamlar tarafından açıklığa kavuşturulmalıdır. Zira mesele bir teknenin ötesine geçiyor; kamu kaynağının nerede, nasıl ve kimin için kullanıldığı sorusuna dayanıyor.

Devamını Oku

HALKIN CEBİNE BİR DARBE DAHA!

HALKIN CEBİNE BİR DARBE DAHA!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kilimli-Zonguldak arasında dolmuş ücretlerine yapılan zam, vatandaşın sabrını bir kez daha taşırdı. “Bu halk daha ne kadar zam yükünü taşıyacak?” sorusu yükselirken, gözler Kilimli Belediyesi’ne çevrildi.

Kilimli halkı yine zamla karşı karşıya…

Kilimli Taşıyıcılar Kooperatifi (KİLTAŞ) bünyesinde hizmet veren dolmuş hatlarında yeni tarife uygulamaya alındı. Daha önce 58 TL olan Zonguldak-Kilimli sivil yolcu ücreti 65 TL’ye, öğrenci ve indirimli yolcu ücreti ise 45 TL’den 50 TL’ye yükseldi.

Kısacası Kilimli halkının ulaşım faturası yine kabardı.

BU ZAMMI KİM DURDURACAK?

Akaryakıt fiyatları ve artan işletme maliyetleri gerekçe gösterilerek yapılan zam, ekonomik yükün altında ezilen vatandaşın sırtına bir yük daha bindirdi.

Peki soruyoruz:

Kilimli halkı her gelen zammı kabullenmek zorunda mı?

Asgari ücretle, emekli maaşıyla, sabit gelirle geçinmeye çalışan vatandaşın ulaşım giderleri nereye kadar artırılacak?

Kilimli halkının cebini kim koruyacak?

Ve en önemlisi…

KİLİMLİ BELEDİYESİ NEREDE?

Vatandaşın doğrudan cebini ilgilendiren ulaşım ücretlerinde yaşanan artış karşısında belediyenin nasıl bir girişimde bulunacağı merak ediliyor.

Elbette dolmuş esnafının da artan maliyetleri var. Ancak vatandaşın da artık dayanacak gücü kalmadı.

Bir tarafta artan akaryakıt, bakım ve işletme maliyetleri…

Diğer tarafta her gün işe, okula ve hastaneye gitmek zorunda olan Kilimli halkı…

İki taraf da “haklıyım” diyorsa, vatandaşın mağduriyetini kim çözecek?

VATANDAŞIN SIRTINA ZAM, CEBİNE YÜK!

Zonguldak’a çalışmak, eğitim görmek, hastaneye gitmek veya günlük ihtiyaçlarını karşılamak için gidip gelen Kilimli vatandaşının ulaşım gideri artık ciddi bir yük haline geliyor.

Bugün 65 TL olan ücretin yarın nerede duracağının da garantisi yok.

Vatandaşın korkusu yalnızca bugünkü zam değil.

“Yarın yine zam gelir mi?” endişesi…

Kilimli halkı artık yalnızca zamları konuşmuyor; geçimini nasıl sürdüreceğini düşünüyor.

BELEDİYE SADECE İZLEYECEK Mİ?

Kilimli Belediyesi’nin önünde önemli bir sınav bulunuyor.

Belediye, vatandaşın ulaşım yükünü hafifletecek alternatifler geliştirecek mi?

Dolmuş ücretleri konusunda tarafları bir araya getirerek çözüm arayacak mı?

Vatandaşın mağduriyetini azaltacak bir çalışma yapacak mı?

Yoksa “Maliyetler arttı, zam kaçınılmazdı” denilerek konu kapanacak mı?

Kilimli halkının artık bu sorulara cevap beklediği açık.

Çünkü mesele yalnızca 7 liralık bir zam değil.

Mesele, her gün üst üste gelen zamların vatandaşın hayatını yaşanmaz hale getirmesi.

KİLİMLİ HALKI ARTIK “YETER!” DİYOR

Vatandaşın beklentisi çok açık:

Ulaşım temel ihtiyaçtır.

Kilimli halkı, yaşadığı ilçeden Zonguldak’a ulaşmak için her gün daha fazla para ödemek zorunda bırakılmamalıdır.

Esnafın mağduriyeti de vatandaşın mağduriyeti de görmezden gelinmemeli.

Artık top Kilimli Belediyesi’nde.

Kilimli halkının çıkarlarını kim koruyacak?

Vatandaşın sesi ne zaman duyulacak?

Ve en önemlisi: Kilimli halkı daha ne kadar zam yükünün altında ezilecek?

Bu soruların cevabını Kilimli halkı bekliyor.

Devamını Oku