01 Eylül 2026 Salı
Kilimli’de aylardır gündeme getirdiğimiz bir konu var:
Kilimli Belediye Başkanı’nın kullandığı makam aracında iki farklı plakanın kullanıldığı ve araçta çakar-siren sistemi bulunduğu iddiaları neden hâlâ aydınlatılmadı?
Defalarca sorduk, yeniden soruyoruz:
Bu aracın resmi kaydı nedir?
Araç resmi plakalı mı?
Beyaz plaka mı kullanıyor?
Aynı araçta farklı plakaların kullanılmasının yasal dayanağı nedir?
Çakar ve siren sistemi hangi izinle araçta bulunuyor?
Ve en önemlisi:
Vatandaşın aracındaki en küçük trafik ihlalinde işlem yapan trafik ekipleri, söz konusu belediye başkanının makam aracı olduğunda neden aynı hassasiyeti göstermiyor?
Kanun herkes için aynı değil mi?
Bir belediye başkanı AK Parti’den seçildi diye trafik kurallarının dışında mı kalıyor?
Belediye başkanlığı dokunulmazlık değildir!
Hiçbir makam, hiçbir siyasi kimlik ve hiçbir kamu görevi kişiye kanunların üzerinde olma ayrıcalığı vermez.
Sıradan vatandaşın aracında mevzuata aykırı bir ekipman bulunduğunda işlem yapan devlet mekanizması, aynı iddia bir belediye başkanının makam aracı hakkında gündeme geldiğinde neden harekete geçmiyor?
Eğer ortada hukuka aykırı bir durum yoksa;
Çıkın açıklayın!
Eğer plaka kullanımı mevzuata uygunsa;
Hangi mevzuata göre uygun olduğunu kamuoyuna anlatın!
Eğer araçta bulunan çakar ve siren sistemi yasal bir izne dayanıyorsa;
Bu izni ve hukuki dayanağını açıklayın!
Ama gerçekten mevzuata aykırı bir durum varsa ve buna rağmen işlem yapılmıyorsa, o zaman çok daha ağır bir soru ortaya çıkar:
Biz kimseyi peşinen suçlamıyoruz.
Biz açıklama, denetim ve şeffaflık istiyoruz.
Ancak kamuoyunun gözü önünde bu kadar ciddi iddialar varken yetkililerin sessiz kalmasını da anlamakta güçlük çekiyoruz.
Zonguldak İl Emniyet Müdürü başta olmak üzere Trafik Şube Müdürlüğü ve Kilimli İlçe Emniyet Müdürlüğü’nü açıkça göreve davet ediyoruz.
Aracın plaka kayıtları incelensin.
Kullanılan plakaların hukuki statüsü ortaya çıkarılsın.
Araç üzerindeki çakar ve siren sisteminin yasal olup olmadığı denetlensin.
Varsa gerekli izinler kamuoyuna açıklansın.
Mevzuata aykırılık varsa gerekli işlem yapılsın.
Çünkü vatandaşın devletten beklentisi çok basit:
Polis, vatandaşın yanında olduğu kadar makam sahibinin karşısında da hukukun temsilcisi olmak zorundadır.
Polis halkın vicdanıdır.
O vicdanın siyasi kimliklere, makamlara ve güç sahiplerine göre değişmediğini görmek istiyoruz.
Bugün bir vatandaşın aracına uygulanan hukuk yarın bir belediye başkanının makam aracına da uygulanabiliyor mu?
Asıl mesele budur.
Sayın yetkililerden beklentimiz nettir:
İnceleyin. Denetleyin. Açıklayın.
Eğer ortada ihlal yoksa kamuoyunu bilgilendirin.
Eğer ihlal varsa gereğini yapın.
Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde hiçbir makam kanunların üzerinde değildir.
VATANDAŞA UYGULANAN HUKUK, MAKAM SAHİPLERİNE DE UYGULANMAK ZORUNDADIR.
Kilimli kamuoyu şimdi tek bir cevabı bekliyor:


Kilimli’de 27 Ağustos 2026 tarihinde etkili olan şiddetli yağışların ardından yaşanan mağduriyetler sürerken, MHP Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer sahaya inerek yağıştan etkilenen esnafı ziyaret etti.
Esnafın yaşadığı sorunları yerinde görmek ve taleplerini doğrudan dinlemek amacıyla gerçekleştirilen ziyaretlerde Örer, iş yerlerinde meydana gelen zarar ve mağduriyetler hakkında bilgi aldı. Esnafa geçmiş olsun dileklerini ileten Örer, yaşanan sıkıntıların çözümü noktasında üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduklarını ifade etti.
Ziyaretlerde esnafın sorunlarını tek tek dinleyen Atakan Örer, MHP Kilimli İlçe Başkanlığı olarak ihtiyaç duyulan her noktada destek vermeye hazır olduklarını belirtti.
Örer, ziyaretleri sırasında MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz ile MHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Üyesi Murat Kotra’nın selamlarını da esnafa iletti.
Başkan Örer yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Milliyetçi Hareket Partisi Kilimli İlçe Başkanlığı olarak vatandaşımızın ve esnafımızın iyi gününde de zor gününde de yanındayız. Yaşanan yağış nedeniyle mağduriyet yaşayan tüm esnafımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eksik, noksan veya bizim yapabileceğimiz bir şey varsa her zaman yanlarındayız.”
MHP Kilimli İlçe Başkanlığı’nın gerçekleştirdiği ziyaretler, yalnızca geçmiş olsun ziyareti olarak değil, ilçedeki sorunların yerinde tespit edilmesi ve vatandaşın taleplerinin doğrudan dinlenmesi açısından da dikkat çekti.
İlçe teşkilatının önümüzdeki süreçte de sahadaki çalışmalarını sürdüreceği, vatandaş ve esnafın yaşadığı sorunları ilgili mercilere taşıyarak çözüm noktasında girişimlerde bulunacağı bildirildi.
Kilimli’de etkili olan yağışların ardından siyasi teşkilatların sahadaki çalışmaları da devam ederken, MHP Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer’in esnaf ziyaretleri ilçede dikkat çeken siyasi temaslardan biri oldu.
Zonguldak’ta bir belediyede yaşandığı öne sürülen olaylar artık “bu kadar da olmaz” dedirtiyor!
Belediyede konuşulan iddialar, siyasi kulislerin ve vatandaşların gündemine bomba gibi düştü.
İddiaya göre belediyenin siyasi kanadında yer alan ve hayatını kaybeden bir kişinin genç eşi, belediye başkanının kararıyla belediyede işe alındı.
Bu işe alım, o dönem “Başkan arkadaşının ailesine sahip çıktı, vefasını gösterdi” şeklinde yorumlandı.
Ancak asıl tartışma bundan sonra başladı.
İddialara göre genç kadının belediyede çalışan bir kişiyle özel bir birliktelik yaşadığı yönündeki söylemler kısa sürede belediye koridorlarına ve siyasi çevrelere yayıldı.
Burada kritik nokta şu:
Bir insan eşini kaybetmiş olabilir. Yas sürecinin ardından yeniden hayat kurabilir. Özel hayatında kimi tercih edeceği ise kendi meselesidir.
Ancak iddialara göre belediye yönetimi, yaşanan özel hayat tartışmalarının belediyeye yansımasından rahatsız oldu.
Ve ardından arkadaşının eşinin işine son verildiği öne sürüldü.
İşte bu noktada kamuoyunun sorduğu soru çok net:
Arkadaşının hayatını kaybetmesinin ardından eşine iş vererek destek olmak vefa ise…
Özel hayatıyla ilgili ortaya atılan iddialar nedeniyle işten çıkarmak neyin karşılığı?
İşe alırken vefa, işten çıkarırken hesaplaşma mı?
Yoksa belediyede çalışanların özel hayatları, belediye yönetiminin vereceği kararlarda bir kriter haline mi geldi?
Daha da dikkat çekici olan ise, belediye başkanının yakın arkadaşının eşini işe almasının geçmişte vefa göstergesi olarak değerlendirilmesine rağmen, sonrasında yaşanan gelişmeler nedeniyle işten çıkarıldığı iddiası.
Bu durum belediye kulislerinde:
“Vefa işe alana kadarmış!”
yorumlarının yapılmasına neden oldu.
Öte yandan belediye başkanının geçmiş dönemlerde belediyede işe aldığı bazı kadın çalışanlarla ilgili de çeşitli tartışmalar yaşandığı ve bu konuların belediye içerisinde uzun süredir konuşulduğu ileri sürülüyor.
Asıl cevaplanması gereken soru burada başlıyor.
Belediyelerde işe alımlar hangi kriterlere göre yapılıyor?
Bir kişinin yakınını kaybetmiş olması işe alınmasında etkili olduysa, bu durum kamu görevinde liyakat tartışmasını doğurmaz mı?
Daha sonra kişinin özel hayatıyla ilgili iddialar gerekçe gösterilerek işten çıkarıldığı doğruysa, belediye yönetiminin özel hayat üzerinde söz sahibi olmasının sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Vatandaşın vergileriyle yürütülen bir belediyede;
İşe alma da işten çıkarma da kişisel ilişkilerin gölgesinde mi kalıyor?
Zonguldak’ın deniz kenarındaki bu belediyesinde konuşulanlar artık dedikodu sınırını aşmış durumda.
Çünkü ortada cevap bekleyen ciddi sorular var:
Kim, kimi neden işe aldı?
Kim, kimi neden işten çıkardı?
İşten çıkarma kararının gerçek gerekçesi neydi?
Ve en önemlisi:
Şimdi gözler belediye başkanında.
Kamuoyunun beklediği şey dedikodu değil;
açık, net ve belgeli bir açıklama.
Çünkü belediyeler insanların özel hayatlarını yargılama makamı değil, kamu hizmeti üretme makamıdır.
Eğer bu iddialar doğruysa, ortada sadece bir işe alım ve işten çıkarma meselesi değil;
belediye yönetim anlayışı açısından çok daha büyük bir soru işareti vardır.
Kamuoyu cevap bekliyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla Kilimli’de düzenlenen resmi tören ve kutlamalarda siyasi partilerin katılımı da dikkatle takip edildi. Gözlerin çevrildiği Yeni Parti Kilimli İlçe Teşkilatı’nın tören alanındaki 11 kişilik katılımı, ilçedeki siyasi hareketlilik açısından tartışma konusu oldu.
Yeni Parti Kilimli İlçe Başkanı Erdinç Kargidan yönetimindeki teşkilatın, böylesine önemli ve siyasi açıdan görünürlüğün yüksek olduğu bir günde ortaya koyduğu tablo, “Yeni Parti Kilimli’de gerçekten karşılık buluyor mu?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Kargidan’ın daha önce görev yaptığı CHP’de beklenen siyasi ivmeyi yakalayamadığı yönündeki eleştirilerin ardından Yeni Parti İlçe Başkanlığı koltuğuna oturması, beraberinde yeni bir tartışmayı da getirdi.
Çünkü Kilimli’de CHP’nin yıllara dayanan örgütsel bir geçmişi, seçmen tabanı ve parti aidiyeti bulunuyor. CHP’ye gönül veren seçmenin önemli bölümünün parti çatısı altında kalmaya devam ettiği değerlendirilirken, Yeni Parti’nin bu tabandan beklenen ölçüde destek alamadığı yönündeki görüntü 30 Ağustos programında bir kez daha ortaya çıktı.
11 kişilik katılım, Yeni Parti’nin Kilimli’deki örgütlenmesinin henüz istenilen seviyeye ulaşamadığı şeklinde yorumlandı.
Şimdi gözler Erdinç Kargidan’a çevrilmiş durumda.
CHP döneminde ortaya koyduğu siyasi performans üzerinden eleştirilen Kargidan, Yeni Parti’de bu kez kendi siyasi geleceği açısından çok daha ağır bir sınavla karşı karşıya.
Çünkü ilçe başkanlığı koltuğunda oturmak başka, sahada güçlü bir teşkilat oluşturmak, vatandaşın karşısına çıkmak ve sandığa yansıyacak bir siyasi güç meydana getirmek başka.
30 Ağustos görüntüsü, Yeni Parti Kilimli Teşkilatı’nın henüz bu gücü oluşturamadığı yönündeki eleştirileri beraberinde getirdi.
Kilimli siyasi kulislerinde en çok konuşulan soru ise şu:
Yeni Parti, Erdinç Kargidan yönetiminde gerçek bir siyasi güç mü olacak, yoksa sadece tabelası bulunan bir ilçe teşkilatı olarak mı kalacak?
Henüz yolun başında olan Yeni Parti için kesin hüküm vermek elbette mümkün değil. Ancak siyasi partiler açısından sokaktaki karşılık, teşkilatın kalabalığı ve sahadaki görünürlük, başarı iddiasının en önemli göstergeleri arasında kabul ediliyor.
30 Ağustos Zafer Bayramı programında ortaya çıkan 11 kişilik görüntü ise Yeni Parti açısından hiç de parlak bir başlangıç fotoğrafı vermedi.
Kargidan’ın önünde artık tek bir soru var:
CHP’de gerçekleştiremediği siyasi çıkışı Yeni Parti’de gerçekleştirebilecek mi?
Yoksa Yeni Parti Kilimli’de, siyasi arenada varlığını hissettiremeyen bir teşkilata mı dönüşecek?
30 Ağustos’taki 11 kişilik tablo, şimdilik ikinci ihtimali tartışmaya açmış durumda.
Ancak bundan sonraki süreçte asıl belirleyici olan törenlerde kaç kişinin yan yana durduğu değil; Kargidan’ın Kilimli’de kaç kişiyi parti çatısı altında toplayabildiği, sahada ne kadar görünür olabildiği ve seçim sandığında ne kadar karşılık bulabileceği olacak.
Kilimli’de siyasi sınav başladı.
Şimdi gözler Erdinç Kargidan’da…
Kilimli’de trafik uygulamalarında vatandaşlara karşı son derece katı davranıldığı öne sürülürken, Kilimli Belediye Başkanı’na ait olduğu belirtilen makam aracının “çift/ikiz plaka” olarak nitelendirilen bir plaka ile trafikte kullanıldığı ve buna rağmen gerekli trafik işlemlerinin yapılmadığı iddiası kamuoyunda büyük tepki yaratıyor.
Vatandaşın en küçük trafik ihlalinde dahi gözünün yaşına bakmadan işlem yapan trafik ekipleri, söz konusu araç belediye başkanına ait olduğu için mi sessiz kalıyor?
İddialara göre belediye başkanının kullandığı makam aracında başka bir araca ait olduğu ileri sürülen plaka bulunuyor.
Eğer söz konusu plakanın gerçekten başka bir araca ait olduğu ve araç üzerinde mevzuata aykırı şekilde kullanıldığı tespit edilirse, olay yalnızca basit bir trafik ihlali olmaktan çıkabilecek nitelikte.
Tam da burada sorulması gereken soru şu:
Trafik kuralları herkes için eşit mi, yoksa makam sahibi olunca kurallar değişiyor mu?
Vatandaşın aracında plaka konusunda en küçük aykırılık tespit edildiğinde işlem yapan güvenlik güçleri, aynı hassasiyeti belediye başkanına ait olduğu belirtilen araç için neden göstermiyor?
Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü’ne, Zonguldak İl Trafik Şube Müdürlüğü’ne, Kilimli İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne ve Kilimli’de görev yapan trafik ekiplerine açıkça soruyoruz:
Bu araç denetlendi mi?
Plakanın tescil kayıtlarıyla araç üzerindeki plaka karşılaştırıldı mı?
Araç hakkında herhangi bir tutanak tutuldu mu?
Herhangi bir idari veya adli işlem yapıldı mı?
Yapılmadıysa neden yapılmadı?
Eğer ortada mevzuata aykırı bir durum yoksa, kamuoyuna bunun açıkça açıklanması gerekir.
Eğer aykırılık varsa, kim olduğuna bakılmaksızın gerekli işlemlerin yapılması gerekir.
Kilimli sokaklarında vatandaşın karşılaştığı tablo ile bu iddia doğruysa ortaya çıkan tablo arasında ciddi bir çelişki bulunuyor.
Vatandaşın plakasına, ruhsatına, emniyet kemerine, hızına, aracının teknik durumuna kadar her ayrıntıyı kontrol eden trafik ekipleri;
Söz konusu araç belediye başkanına ait olunca neden aynı hassasiyeti göstermiyor?
Bu soru artık yalnızca bir trafik meselesi değildir.
Bu, kamu görevlilerinin kanun karşısındaki eşitliği ve denetim mekanizmasının tarafsızlığı açısından da cevaplanması gereken ciddi bir sorudur.
Kamuoyunda dile getirilen iddiaların doğru olup olmadığı basit bir incelemeyle ortaya çıkabilir.
Bu nedenle Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı başta olmak üzere yetkili makamların, söz konusu araç ve plaka hakkında gerekli incelemeyi yapması ve varsa herhangi bir ihmal ya da ayrıcalık uygulanıp uygulanmadığını araştırması çağrısında bulunuyoruz.
Çünkü mesele artık şu noktaya gelmiştir:
Kanun gerçekten herkes için eşit mi?
Eğer eşitse, makam aracının da diğer vatandaşların araçları gibi denetlenmesi gerekir.
Eğer denetlenmiyorsa, bunun gerekçesi kamuoyuna açıklanmalıdır.
Kilimli halkının sorusu net:
“Vatandaşın gözünün yaşına bakmayan trafik uygulamaları, belediye başkanının makam aracına neden uygulanmıyor?”
Emniyet makamları bu iddialara cevap verecek mi?
Araç denetlendi mi?
Plaka yasal mı?
İşlem yapıldı mı?
Yapılmadıysa neden yapılmadı?
Kamuoyunun beklediği şey ayrıcalık değil, adalet ve eşit uygulamadır.
Çünkü hukuk makam tanımaz. Kanun kişi seçmez.
Şimdi gözler Zonguldak Emniyet Müdürlüğü’nde ve Cumhuriyet Başsavcılığı’nda.
Kamuoyu cevap bekliyor.

