04 Mayıs 2026 Pazartesi

Zonguldak, yetiştirdiği değerlerle adından söz ettirmeye devam ediyor. Güzellik ve kuaförlük sektöründe yükselen isimlerden Habibe Karataş, yaptığı çalışmalar, katıldığı organizasyonlar ve ortaya koyduğu vizyonla şehri Türkiye genelinde temsil eden önemli isimler arasına giriyor.
SADECE BİR KUAFÖR DEĞİL, BİR MARKA!
Mesleğini sadece bir geçim kaynağı olarak görmeyen Karataş, saç tasarımı ve güzellik alanında ortaya koyduğu özgün çalışmalarla dikkat çekiyor. Gelin başı, renklendirme ve modern saç tasarımlarındaki başarısıyla adından söz ettiren Karataş, müşteri memnuniyetini ön planda tutarak sektörde fark yaratıyor.
ZONGULDAK’I YARIŞMALARDA TEMSİL EDİYOR
Türkiye genelinde düzenlenen kuaförlük yarışmaları ve etkinliklerde yer aldığı belirtilen Karataş, bu platformlarda hem yeteneğini sergiliyor hem de Zonguldak’ın adını duyuruyor. Sektördeki gelişmeleri yakından takip eden ve kendini sürekli yenileyen yapısıyla dikkat çeken başarılı kuaför, mesleki gelişimini her geçen gün ileriye taşıyor.
YERELDEN ULUSALE UZANAN BİR HİKÂYE
Zonguldak gibi büyük şehirlere kıyasla daha sınırlı imkânlara sahip bir kentten çıkıp Türkiye çapında tanınan bir isim olma yolunda ilerleyen Karataş, özellikle genç girişimcilere de ilham veriyor.
“BU BAŞARI TESADÜF DEĞİL”
Sektör temsilcileri, Habibe Karataş’ın başarısının arkasında disiplinli çalışma, yenilikçi bakış açısı ve müşteri odaklı hizmet anlayışının olduğunu vurguluyor. Her geçen gün büyüyen portföyü ve artan bilinirliği, onun gelecekte çok daha büyük başarılara imza atacağının sinyalini veriyor.
ZONGULDAK’IN GURURU OLUYOR
Habibe Karataş’ın yükselişi, sadece kişisel bir başarı değil; aynı zamanda Zonguldak’ın potansiyelini ortaya koyan güçlü bir örnek olarak görülüyor. Şehri ulusal arenada temsil eden bu tür isimler, Zonguldak’ın marka değerine de önemli katkı sağlıyor.
Kısacası;
Habibe Karataş artık sadece bir kuaför değil,
Zonguldak’ın Türkiye’ye açılan vitrini haline geliyor.

“MEMUR EZİLİYOR, BAŞKAN SEYREDİYOR!”
Kilimli Belediyesi’nde sular durulmuyor. Zabıta Müdürlüğü’nde yaşandığı öne sürülen skandal iddialar, kamu vicdanını derinden sarsacak boyuta ulaştı. İddiaya göre, belediye yönetimi kendi personelinin hakkını korumak bir yana, memurları adeta baskı ve angaryanın içine itiyor.
Zabıta memurlarının, görev tanımları dışında işlere zorlandığı, Belediye Başkan Yardımcısı’ın özel işlerinin personele yaptırıldığı öne sürülüyor. Pazar poşeti taşıtıldığı, kişisel işlerin memurlara yükletildiği iddiaları ise kamu yönetimi adına utanç verici bir tabloyu gözler önüne seriyor.
“DAYANAMADILAR, KAÇMAK İSTEDİLER AMA…”
İddialar bununla da sınırlı değil. Baskı ve mobbing ortamına daha fazla dayanamayan üç zabıta personelinin başka kurumlara tayin talebinde bulunduğu, hatta bu taleplerin ilk etapta Belediye Başkanı tarafından onaylandığı belirtiliyor. Ancak ne olduysa bundan sonra oluyor…
Onaylanan tayinlerin sonradan engellendiği ve söz konusu memurların kurum içinde adeta “pasifize edilerek” vasıfsız işlerde çalıştırılmaya devam edildiği öne sürülüyor. Kendi haklarını kullanmak isteyen memurların önüne set çekilmesi ise “Bu nasıl bir yönetim anlayışı?” sorusunu gündeme getiriyor.
HUKUK VAR AMA UYGULAYAN YOK MU?
Devlet memurlarının kurum değiştirme hakkı açıkça yasalarla güvence altına alınmışken, bu hakların fiilen engellenmesi ciddi bir idari skandal olarak değerlendiriliyor. Peki soruyoruz:
SESSİZLİK SUÇ ORTAKLIĞI MI?
Ortaya atılan bu iddialar karşısında belediye yönetiminin sessizliği ise dikkat çekiyor. İddialar doğruysa ortada sadece bir yönetim zafiyeti değil, açık bir görev suistimali ve kamu gücünün kötüye kullanılması var.
Kilimli Belediyesi’nde yaşanan bu tablo, “hizmet” adı altında kurulan düzenin aslında kimlere hizmet ettiğini sorgulatıyor. Memurun ezildiği, hakkını arayanın cezalandırıldığı bir yapı iddiası, kamu yönetimi adına alarm veriyor.
Şimdi gözler yetkililerde…
Bu iddialar araştırılacak mı, yoksa üstü örtülüp geçilecek mi?

Kart Bastırma Krizi mi, Yoksa Derinleşen Bir Yönetim Skandalı mı?
Kilimli Belediyesi’nde uzun süredir kulislerde fısıltıyla konuşulan iddialar artık açık bir tartışmaya dönüştü. Belediye yönetimine ilişkin ortaya atılan suçlamalar, sadece kurum içi huzursuzlukla sınırlı kalmayıp kamu vicdanını da derinden sarsacak boyuta ulaştı.
İddiaların merkezinde ise Belediye Başkanı Kamil Altun yönetimi var.
Belediye kulislerinde konuşulanlara göre, bazı personellerin aktif bir görev üstlenmeden maaş aldığı, buna karşılık sahada ve masa başında çalışan birçok personelin ağır iş yükü altında ezildiği öne sürülüyor. Eğer bu iddialar doğruysa, ortada yalnızca bir yönetim zaafı değil; kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığına dair ciddi bir hesap verme sorumluluğu var.
YAZI İŞLERİNDE NELER OLUYOR?
En dikkat çekici gelişmelerden biri ise Yazı İşleri Müdürlüğü’nde yaşanan görevden almalar.
İddiaya göre, yazı işlerinde sorumlu çalışan başka bir arkadaşına kartını bastırdığı için görevden alındı aynı birimde görev yapan bir personelde kendi yetkilisinin “kart bastırdığı” gerekçesiyle görevden alındı. Başkanın yakın çevresinden olduğu konuşulan yetkili personelin bu süreçte görevden uzaklaştırıldığı öne sürülüyor.
Sorular ise giderek büyüyor:
Bu görevden alınan Yakın arkadaşını gerçekten yalnızca bir kart bastırma meselesi miydi?
Yoksa bu olay, belediye içinde daha büyük bir gerçeğin üzerini örtmek için kullanılan bir bahane miydi?
Ve en önemlisi, Kilimli Belediyesi Yazı İşleri’nde kamuoyundan gizlenen başka hangi süreçler yaşanıyor?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, şüpheler daha da derinleşiyor.
LİYAKAT MI, AYRIMCILIK MI?
Kurum içinde konuşulan iddialar, belediyede görev dağılımı ve ücret politikalarında ciddi dengesizlikler bulunduğu yönünde.
Bazı personellerin yüksek maaşlarla pasif pozisyonlarda tutulduğu, buna karşın diğer çalışanların adeta sistemin yükünü tek başına sırtladığı öne sürülüyor.
Bu tablo, “liyakat” ilkesinin yerini kişisel yakınlık ilişkilerine mi bıraktığı sorusunu gündeme taşıyor.
Çünkü kamu kurumlarında adalet duygusu zedelenirse, sadece çalışan motivasyonu değil; halkın devlete ve yerel yönetime duyduğu güven de sarsılır.
SESSİZLİK, İDDİALARI BÜYÜTÜYOR
Tüm bu iddialara rağmen Kilimli Belediyesi yönetiminden henüz net, kapsamlı ve kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmış değil.
Oysa sessizlik, bu tür tartışmalarda çoğu zaman iddiaların büyümesine neden olur.
Vatandaşın beklentisi nettir:
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve kamuoyuna açık bir bilgilendirme.
Çünkü belediyeler, kişisel ilişkilerin değil; halkın emaneti olan kurumların adıdır.
Kilimli’de artık cevap bekleyen tek bir soru var:
Bu iddialar gerçeği mi yansıtıyor, yoksa yönetim kamuoyunun önüne çıkıp tüm şüpheleri dağıtacak cesareti gösterecek mi?
Gözler şimdi belediye yönetiminde.
Ve kamuoyu, suskunluğun değil gerçeğin peşinde.

Merhume Neriman Özkan için paylaşım yapan, cenazeye katılan ve acıyı paylaşan herkese anlamlı mesaj
Kilimli’nin sevilen isimlerinden merhume Neriman Özkan’ın vefatının ardından, Özkan Ailesi yayımladığı duygu yüklü mesajla kendilerini bu zor günlerinde yalnız bırakmayan herkese teşekkür etti.
Aile adına yapılan açıklamada; cenazeye katılan, telefon ve SMS yoluyla başsağlığı dileklerini ileten, sosyal medya üzerinden destek mesajları paylaşan, dualarıyla acıya ortak olan tüm dostlara, akrabalara ve hemşehrilere minnettarlık ifade edildi.
Yayımlanan teşekkür mesajında şu ifadelere yer verildi:
“Biricik annemiz Neriman Özkan’ın vefatı dolayısıyla bizleri yalnız bırakmayarak acımızı paylaşan, taziye dilekleriyle kederimizi hafifleten, cenazemize katılan-katılamayan, gerek telefon-SMS yoluyla gerekse sosyal medya üzerinden bizlere ulaşarak üzüntüsünü dile getiren eş-dost ve akrabalarımıza, tüm yakınlarımıza ve büyüklerimizden küçüklerimize varıncaya kadar istisnasız herkese, ayrıca kadirşinas hemşehrilerimize teşekkürü bir borç biliriz. Rabbim hepinizden razı olsun.”
Özkan Ailesi’nin bu anlamlı mesajı, acının paylaşıldıkça hafiflediğini bir kez daha gösterdi.
Teşekkür mesajı; Ahmet Özkan, Gönül Özkan, Nurgül Özkan, Songül Özkan, Sonay Özkan ve Durmuş Özkan imzasıyla kamuoyuna duyuruldu.

ANAHTAR PARTİ’DE TARTIŞMALI ATAMA
Anahtar Parti Zonguldak teşkilatlanmasını sürdürürken, Kilimli İlçe Başkanlığı görevine Vedat Savaş’ın atanması bölgede siyasi tartışmaların fitilini ateşledi. İl Başkanı Dilay Yurdumakan Küçük tarafından yapılan açıklamada, atamanın partinin hedefleri doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi. Ancak kulislerde ve yerel siyasi çevrelerde bu kararın “stratejik değil, riskli” olduğu yönünde ciddi eleştiriler yükseliyor.
Parti tarafından yapılan resmi açıklamada, Vedat Savaş’ın bulunduğu bölgede partiyi en iyi şekilde temsil edeceğine dair güçlü bir inanç vurgulandı. Teşkilat yapısının güçleneceği ve yeni dönemde önemli çalışmalar yapılacağı ifade edildi. Ancak kamuoyunda oluşan tablo, açıklamalardaki iyimser havadan oldukça uzak.
KİLİMLİ’DE TEPKİ ÇEKEN İSİM
Vedat Savaş’ın geçmiş siyasi kariyeri, bu atamayı tartışmalı hale getiren en önemli unsur olarak öne çıkıyor. Daha önce Milliyetçi Hareket Partisi Kilimli İlçe Başkanlığı görevinde bulunan Savaş’ın, o dönemde beklentileri karşılayamadığı ve teşkilat içinde ayrışmalara neden olduğu iddiaları yeniden gündeme taşındı.
Yerel kaynaklara göre, Savaş’ın geçmişte görev yaptığı süreçte tabanı konsolide etmek yerine parçalanmalara yol açtığı, birçok partiliyi küstürdüğü ve sahadaki etkisini istenen düzeye çıkaramadığı ileri sürülüyor. Siyasi başarısızlıkla anılan bir ismin, yeni kurulan bir partide kritik bir göreve getirilmesi ise “yenilik” yerine “eski sorunların transferi” olarak yorumlanıyor.
SİYASETTE İDEAL Mİ, KİŞİSEL HESAP MI?
Siyasi kulislerde en çok konuşulan başlıklardan biri ise bu atamanın parti idealleriyle mi yoksa kişisel hesaplarla mı yapıldığı sorusu. Kamuoyunda, siyasi aidiyetini sık sık değiştiren isimlerin yeni oluşumlarda yer almasının, partilerin kurumsal kimliğine zarar verdiği görüşü hâkim.
Birçok gözlemciye göre, halkın beklentisi çözüm odaklı, üretken ve güven veren kadrolar. Geçmişte başarısızlıklarla anılmış, bulunduğu yapıya katkı sunmakta yetersiz kalmış isimlerin yeniden vitrine çıkarılması ise siyasi hafızayı hiçe saymak anlamına geliyor.
ANAHTAR PARTİ DAHA YOLUN BAŞINDA SINAV VERİYOR
Henüz yapılanma sürecindeki Anahtar Parti için bu atama sadece bir ilçe görevlendirmesi değil; aynı zamanda kamuoyuna verilen ilk ciddi mesajlardan biri olarak görülüyor. Eğer tercih edilen isimler geçmişte tartışmalı sicillere sahipse, partinin “yeni yüz, yeni siyaset” iddiası daha başlamadan yara alabilir.
Kilimli’de konuşulan ortak görüş şu: Bir partinin geleceğini sadece tabelası değil, taşıdığı kadrolar belirler. Yanlış isimlerle çıkılan yol, hedefe varmadan güven kaybettirir.
Siyasette bazen bir atama, onlarca açıklamadan daha fazla şey anlatır. Ve bu atama, birçok kişi için umut değil; soru işareti oldu.
