01 Ekim 2026 Perşembe
Kilimli’de yerel seçimlere yaklaşık iki yıl olmasına rağmen siyaset kulisleri şimdiden ısınmaya başladı. Sandığa daha uzun bir süre olmasına karşın, belediye başkanlığı koltuğu için kılıçların erken çekildiği görüntüsü ortaya çıktı.
2024 yerel seçimlerinde AK Parti’den yeniden aday gösterilen Kamil Altun, seçimi yüzde 38,92 oyla kazanmıştı. Altun 4 bin 677 oy alırken CHP adayı Erol Sarıal yüzde 26,90, İYİ Parti adayı Mesut Şalvarcıoğlu ise yüzde 24,91 oyda kalmıştı.
Ancak seçim bitti, siyasetin Kilimli’deki hesabı bitmedi.
Altun’un 2024 seçim sürecinde açıkladığı projeler arasında 700 konut, OSB, sahil projesi, halk plajı, yaşam parkı, seyir terası, millet bahçesi, terminal, kapalı spor salonu, kültür merkezi, emekliler konağı, arıtma tesisi ve çeşitli altyapı yatırımları bulunuyordu.
Bugün ise Kilimli kamuoyunda en çok konuşulan başlıklardan biri şu:
“Açıklanan projelerin hangileri tamamlandı, hangileri hâlâ vaat olarak kaldı?”
Bu sorunun cevabı artık yalnızca vatandaşın değil, AK Parti içerisindeki muhtemel adayların da önümüzdeki dönemde kullanacağı en önemli siyasi başlıklardan biri olmaya aday.
Üstelik belediyenin kendi 2024 faaliyet raporunda şeffaflık ve hesap verebilirlik vurgusu yapılırken, belediye yönetiminin faaliyetlerinin kamuoyu tarafından değerlendirilmesi gerektiği özellikle ifade ediliyor.
Kulislerde adı yeniden yüksek sesle konuşulmaya başlayan isimlerden biri ise Sedat Tolga Demirci.
2024 seçim sürecinde Kamil Altun’a karşı aday adaylığı sürecinde adı öne çıkan Demirci’nin son dönemde düğünlerde, hastanelerde, açılışlarda ve vatandaş buluşmalarında daha görünür hale gelmesi dikkat çekiyor.
Ortaya çıkan görüntü, siyasi kulislerde şu soruyu beraberinde getiriyor:
Demirci yeniden sahaya mı indi?
Vatandaşla temasını artıran, sosyal çevresinde daha görünür hale gelen Demirci’nin önümüzdeki dönemde belediye başkanlığı yarışında yeniden adının geçmesi şaşırtıcı olmayacak.
Fakat asıl soru şu:
Altun’a karşı aday olabilecek mi?
Daha da önemlisi;
Aday olursa, 2024’te yapamadığını bu kez başarabilecek mi?
Kilimli siyaset kulislerinde dolaşan en dikkat çekici iddialardan biri ise Kamil Altun’un yeniden aday gösterilmemesi için AK Parti Genel Merkezi’ne bazı dosyaların ulaştırıldığı yönünde.
Bu iddiaların doğruluğunun ilgili makamlarca ortaya konulması gerekiyor.
Ancak iddia doğru olsun ya da olmasın, siyasi kulislerdeki hareketlilik açıkça gösteriyor ki:
Altun’un yeniden adaylığı şimdiden tartışma konusu olmuş durumda.
Üstelik yalnızca AK Parti içerisinden değil, farklı siyasi partilerden adaylık hesabı yapan bazı isimlerin de Altun yönetimi hakkında çeşitli dosyalar hazırladığı yönündeki iddialar Kilimli kulislerinde konuşuluyor.
Burada kritik soru şu:
Bunlar gerçek bir siyasi hazırlık mı, yoksa erken başlatılmış bir koltuk savaşı mı?
Kilimli siyasetinde dikkat çeken bir diğer isim ise Hakan Çakır.
Yaklaşık beş yıl Türk Kızılay Kilimli Şube Başkanlığı görevinde bulunan Çakır’ın son dönemde siyasi çevrelerde ve çeşitli sosyal ortamlarda daha görünür hale gelmesi dikkatlerden kaçmıyor.
Bir dönem Kamil Altun’a yakınlığıyla bilinen Çakır ile Altun arasındaki ilişkinin bugün aynı noktada olmadığı yönündeki değerlendirmeler ise Kilimli kulislerinde konuşulan konular arasında.
Çakır’ın sahadaki görünürlüğünün artması, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
“Hakan Çakır siyasete mi hazırlanıyor?”
Ve daha çarpıcı soru:
“Hazırlanıyorsa hedefi neresi?”
Kilimli’de bugün ortaya çıkan tablo şimdilik şu:
Bir tarafta mevcut Belediye Başkanı Kamil Altun.
Diğer tarafta yeniden sahaya çıktığı görülen Sedat Tolga Demirci.
Ve giderek daha fazla siyasi ortamda görünmeye başlayan Hakan Çakır.
Henüz seçim takvimi başlamadı.
Henüz adaylık süreci yok.
Henüz hiçbir isim resmi olarak aday değil.
Ama siyasetin dili çoktan değişmeye başladı.
Çünkü Kilimli’de artık yalnızca “Altun yeniden aday olacak mı?” sorusu sorulmuyor.
Asıl soru şu:
Ve belki de daha önemlisi:
Kilimli’de seçim sandığına daha iki yıl var.
Ama görünen o ki siyasi hesaplaşma için kimsenin iki yıl beklemeye niyeti yok.
Kılıçlar erken çekildi.
Şimdi herkes birbirini izliyor:
Demirci mi? Çakır mı? Başka bir isim mi? Yoksa Altun yeniden mi?
Kilimli’de cevap, önümüzdeki dönemde sahada daha net görülecek.
AK Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı’nda merakla beklenen süreç sona erdi. Sezer Köroğlu’nun görevinden ayrılmasının ardından yeni başkanın kim olacağına ilişkin yürütülen değerlendirmeler sonucunda Hüseyin Uzun, AK Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanı olarak görevlendirildi.
Yeni başkanın belirlenmesi için yürütülen süreçte Hüseyin Uzun, Burhan Onuk ve Murat Kulaç AK Parti Genel Merkezi’ne davet edilmişti.
Genel Merkez’de gerçekleştirilen görüşme ve değerlendirmelerin ardından karar netleşti. AK Parti Zonguldak Merkez İlçe Başkanlığı görevi Hüseyin Uzun’a verildi.
Görevi devralmasının ardından Uzun’un önümüzdeki günlerde yeni ilçe yönetimini oluşturması ve teşkilat çalışmalarına hız vermesi bekleniyor.
AK Parti Zonguldak Merkez İlçe teşkilatında yeni dönemin nasıl şekilleneceği, Uzun’un oluşturacağı yönetim kadrosu ve izleyeceği çalışma programı ise önümüzdeki süreçte netlik kazanacak.
Zonguldak siyasetinde gözler şimdi Hüseyin Uzun’un oluşturacağı yeni yönetimde.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son açıklamaları, Zonguldak’ta AK Parti teşkilatlarının ve AK Partili belediyelerin tutumunu yeniden gündeme taşıdı.
Erdoğan, 28 Eylül’de gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada son derece net ifadeler kullandı:
“Her kim milletin hakkına, hukukuna, malına, mülküne el uzatırsa karşısında bizi bulur, devleti bulur.”
Erdoğan bununla da yetinmedi.
“Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenilmesine göz yumarız. Hele hele başkaları gibi hak yiyenleri savunma yoluna asla gitmeyiz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ayrıca, milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarını savunmak için meydan meydan dolaşanlarla AK Parti’nin mukayese edilmemesi gerektiğini söyledi.
İşte asıl soru burada başlıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu bu yaklaşım yalnızca Ankara’daki gelişmeler için mi geçerli?
Yoksa AK Parti’nin il ve ilçe teşkilatları ile AK Partili belediyeler için de aynı hassasiyet geçerli mi?
Zonguldak’ta son dönemde belediyelerle ilgili kamuoyuna yansıyan çeşitli tartışmalar, uygulamalar, harcamalar ve hizmetlere ilişkin eleştiriler ortadayken AK Parti teşkilatlarının bunları ne kadar yakından takip ettiği merak ediliyor.
Kamuoyunun bilmek istediği çok basit:
Bu soruların hiçbirinin cevabı kamuoyunun kafasında soru işareti bırakmayacak şekilde ortaya konulmuş değilse, AK Parti teşkilatlarının Erdoğan’ın sözleri doğrultusunda daha açık ve şeffaf bir tutum sergilemesi bekleniyor.
Erdoğan’ın açıklamasındaki en dikkat çekici ifadelerden biri de şu oldu:
“Kimse bizi başkalarıyla mukayese etmesin. Biz onlara benzemeyiz.”
O halde Zonguldak kamuoyu da doğal olarak şu soruyu soruyor:
Eğer bir AK Partili belediye hakkında ciddi bir iddia veya kamuoyunda karşılık bulan bir soru işareti varsa, teşkilatın görevi bunu görmezden gelmek mi, yoksa araştırmak mı?
Eğer ortada hiçbir sorun yoksa bunun açıklanması da son derece kolay.
Belgeler ortaya konulur.
İddialar cevaplandırılır.
Kamuoyu bilgilendirilir.
Ve konu kapanır.
Ancak hiçbir inceleme yapılmıyor, hiçbir açıklama yapılmıyor ve kamuoyunun soruları cevapsız bırakılıyorsa, bu kez daha büyük bir soru ortaya çıkar:
“Neden?”
AK Parti teşkilatları açısından bir başka önemli mesele de bu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Zonguldak’taki her belediyede yaşanan her gelişmeyi tek tek bilmesi elbette beklenemez.
İşte tam da bu noktada il başkanlarına, ilçe başkanlarına ve teşkilatlara önemli bir sorumluluk düşüyor.
Genel merkez sahadan bilgi bekliyorsa, sahadaki teşkilat neyi raporluyor?
Hangi belediye hakkında hangi şikâyetler var?
Hangi konuda vatandaş rahatsız?
Hangi hizmetle ilgili soru işaretleri bulunuyor?
Hangi iddialar araştırıldı?
Hangileri araştırılmadı?
Bunların cevabı teşkilatların sorumluluğundadır.
Daha sert soru ise burada başlıyor:
AK Parti il ve ilçe yöneticileri, belediye başkanlıklarının siyasi geleceğini korumak adına bazı konularda sessiz kalıyor olabilir mi?
Bu elbette bir iddia ve cevaplanması gereken bir soru.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ortaya koyduğu ölçü açık:
“Biz ne hak yeriz ne de vatandaşın hakkının yenmesine göz yumarız.”
O halde aynı hassasiyetin Zonguldak’ta da gösterilmesi beklenir.
Bir belediye başkanı AK Partili olduğu için eleştirilerden muaf olamaz.
Bir teşkilat yöneticisi partisinin belediyesini korumak adına kamuoyunun sorularını görmezden gelemez.
Tam tersine, parti yönetiminin kendi belediyesini daha yakından takip etmesi gerekir.
Çünkü varsa bir sorun, bunu ilk önce teşkilatın görmesi gerekir.
Biz buradan AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı’na, ilçe başkanlıklarına ve ilgili teşkilat yöneticilerine açıkça soruyoruz:
Zonguldak’taki AK Partili belediyeler hakkında kamuoyuna yansıyan iddialar ve eleştiriler araştırılıyor mu?
Araştırılıyorsa hangi sonuçlara ulaşıldı?
Genel merkeze rapor sunuldu mu?
Vatandaşın şikâyetleri gerçekten dinleniyor mu?
Belediye başkanlarından hesap sorulması gereken bir konu varsa soruluyor mu?
Ve en önemlisi:
Bu soruların cevabını kamuoyu bekliyor.
Biz de takip ediyoruz.
Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi mesele bir parti meselesi değilse, mesele milletin hakkı, hukuku, malı ve mülküyse, siyasi kimlik ne olursa olsun aynı hassasiyetin gösterilmesi gerekir.
AK Parti’nin Zonguldak teşkilatları ve belediyeleri için de ölçü bu olmalıdır.
Aksi halde yarın çok daha basit bir soru sorulur:
Kilimli’de son dönemde adı daha fazla duyulmaya başlayan Kilimli Yerel Eylem Grubu Derneği, şimdi de yaptığı alımlar, yayımladığı tedarik ilanları, aldığı kamu desteği ve yönetim yapısıyla kamuoyunun dikkatini çekmeye başladı.
Sorular basit:
Bu dernek bugüne kadar Kilimli için ne yaptı?
Kaç faaliyet gerçekleştirdi?
Bu faaliyetlerin toplam maliyeti ne kadar?
Derneğe aktarılan para ne kadar ve nereye harcanıyor?
Alımlar hangi firmalardan yapılıyor?
Teklifler kaç firmadan alınıyor?
İhalelerde ve satın almalarda rekabet nasıl sağlanıyor?
Ve en önemlisi:
Kilimli halkı bütün bu süreçleri gerçekten biliyor mu?
Konunun en dikkat çekici noktalarından biri ise para boyutu.
TKDK kaynaklarına yansıyan bilgilere göre Kilimli Yerel Eylem Grubu Derneği, IPARD III kapsamında LEADER yaklaşımı çerçevesinde 14,8 milyon TL tutarında desteğe hak kazandı. Söz konusu desteğin yüzde 100 hibe olarak sağlanacağı açıklandı.
Yani ortada küçümsenmeyecek bir kamu kaynağı var.
İşte tam da burada kamuoyunun sorması gereken soru ortaya çıkıyor:
Bu 14,8 milyon TL hangi faaliyetler için kullanılacak?
Derneğin resmi internet sitesinde 2026 yılı içerisinde çok sayıda tedarik ve alım ilanı yayımlandığı görülüyor.
Temmuz ayında ofis eşyaları için fiyat teklifleri istenirken; ardından yönetici koltuğu, uzman personel, store perde, klima, projeksiyon cihazı, televizyon, tabela, roll-up ve çeşitli promosyon malzemeleri için ilanlar yayımlandı.
Örneğin resmi sitede;
gibi çeşitli alımların duyurulduğu görülüyor.
Burada mesele televizyon, klima veya projeksiyon cihazı alınması değil.
Mesele kamu kaynağının hangi usulle, hangi fiyatla ve hangi firmalardan yapılan teklifler sonucunda harcandığıdır.
Kilimli’de konuşulan iddialar ise daha ağır.
Bazı çevrelerde, dernek üzerinden yapılan bazı satın almaların belirli kişi veya firmalara avantaj sağlayacak şekilde gerçekleştirildiği ileri sürülüyor.
Ancak burada kritik nokta şudur:
Bu iddialar mutlaka belgeleriyle ortaya konulmalı ve yetkili kurumlar tarafından incelenmelidir.
Çünkü bir internet sitesinde ihale veya tedarik ilanının yayımlanmış olması tek başına sürecin tamamen şeffaf ve rekabetçi olduğunu göstermeye yetmez.
Asıl açıklanması gereken;
Kaç firma teklif verdi?
Kimler teklif verdi?
Hangi teklif neden kabul edildi?
Piyasa araştırması nasıl yapıldı?
Alınan ürünlerin gerçek piyasa değeri neydi?
Ödemeler hangi firmalara yapıldı?
Faaliyet bazında toplam harcama ne kadar oldu?
Kilimli halkı bunları bilmek istiyor.
Derneğin başkanlığını Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun yürütüyor. 13 Şubat 2026 tarihinde TKDK ile sözleşme imza töreninde de Altun, Kilimli Yerel Eylem Grubu’nun başkanı olarak yer aldı.
Derneğin amacı resmi kaynaklarda; Kilimli ilçesi, beldeleri ve köylerinde yerel kalkınma stratejileri doğrultusunda çalışmalar yürütmek olarak açıklanıyor.
Bu amaç son derece önemli.
Ama tam da bu nedenle şeffaflık daha da önemli.
Çünkü kamuoyunun gözünde mesele artık sıradan bir dernek faaliyeti olmaktan çıkmış durumda.
Kamu desteği alan, kamu kaynaklarıyla faaliyet yürüten bir yapıdan daha fazla açıklık beklenmesi son derece doğal.
Bir başka soru da burada ortaya çıkıyor:
Kilimli halkının kaçta kaçı bu derneğin varlığından, görevlerinden, bütçesinden ve yaptığı faaliyetlerden haberdar?
Derneğin resmi açıklamalarında toplantılar, proje çalışmaları ve çeşitli faaliyetler yer alıyor. Örneğin 2026 yılında Halk Eğitim Merkezi ile iş birliği ve proje imkanlarının görüşüldüğü, ayrıca arıcılık eğitimi gibi faaliyetlerin gerçekleştirildiği görülüyor.
Peki bunların toplam maliyeti nedir?
Hangi faaliyete ne kadar para harcandı?
İşte kamuoyunun görmek istediği tablo budur.
Derneğin yönetiminde yer alan isimler konusunda da kamuoyunda çeşitli tartışmalar bulunuyor.
Ancak burada kişileri herhangi bir usulsüzlükle ilişkilendirmek yerine sorulması gereken soru çok daha açık:
Dernek yönetimindeki isimlerin seçilme kriterleri nedir?
Yönetim yapısı nasıl oluşturuldu?
Kamu görevi veya belediye geçmişi bulunan kişilerin dernek içerisindeki görevleri nelerdir?
Karar alma süreçlerinde herhangi bir çıkar çatışması oluşmaması için hangi mekanizmalar uygulanmaktadır?
Bunların tamamı belgeleriyle açıklanmalıdır.
Kilimli’nin zaten çözülmeyi bekleyen onlarca sorunu var.
Yol var.
Kaldırım var.
Çevre var.
Hava kirliliği var.
Altyapı var.
İşsizlik var.
Sosyal ve ekonomik sorunlar var.
Şimdi bunların arasına bir de “Yerel Eylem Grubu’nun milyonluk bütçesi nasıl kullanılıyor?” sorusu eklenmiş durumda.
Bu soruların cevabı verilmediği sürece tartışmaların büyümesi kaçınılmaz.
Kilimli Belediye Başkanı ve aynı zamanda dernek başkanı Kamil Altun’a açıkça soruyoruz:
14,8 milyon TL’lik destek hangi kalemlerde kullanılacak?
Bugüne kadar dernek tarafından kaç faaliyet gerçekleştirildi?
Bu faaliyetlerin toplam maliyeti nedir?
Kaç satın alma yapıldı?
Bu satın almalarda kaç firmadan teklif alındı?
İhaleleri ve satın almaları kimler değerlendirdi?
Hangi firmalara ne kadar ödeme yapıldı?
Derneğin tüm gelir-gider tablosu kamuoyuna açıklanacak mı?
Faaliyet raporları ve harcama belgeleri paylaşılacak mı?
Ve belki de en önemli soru:
Kilimli Yerel Eylem Grubu gerçekten Kilimli’nin kalkınması için mi çalışıyor, yoksa kamuoyunun daha yakından takip etmesi gereken başka bir yapı mı ortaya çıkıyor?
Biz kimseyi peşinen suçlamıyoruz.
Ama kamu kaynağı varsa soru sormak gazeteciliğin görevidir.
Eğer ortada her şey usulüne uygun, şeffaf ve mevzuata uygun yürütülüyorsa, belgeler ortaya konur ve bütün tartışmalar biter.
Kilimli halkı da cevabını alır.
Şimdi gözler Kamil Altun’da.
Kilimli’nin sorularına cevap verecek mi?
Yoksa bu sorular da daha önce yöneltilen diğer sorular gibi cevapsız mı kalacak?
KİLİMLİ HABER SORUYOR:
14,8 MİLYON NEREYE, NASIL VE KİMLER İÇİN HARCANIYOR?
ÇAKIR’A KAMUOYUNDAN TEK SORU: “ÖNCE KIZILAY’I MI KONUŞALIM?”
Kilimli’de siyaset kulisleri son günlerde Hakan Çakır’ın adı üzerinden hareketleniyor.
Yaklaşık 5 yıl Türk Kızılay Kilimli Şube Başkanlığı görevini yürüten Çakır’ın görevinden ayrılmasının ardından bazı siyasi partilerden teklif aldığı iddiaları gündeme taşındı. Çakır’ın siyasete girip girmeyeceği tartışılırken, ortaya atılan bu iddialar ilçede yeni bir tartışmanın da kapısını araladı.
Ancak asıl soru başka:
Hakan Çakır siyasete mi giriyor, yoksa siyasete giriş öncesi kamuoyu yoklaması mı yapılıyor?
Son günlerde bazı yayın organlarında “Hakan Çakır siyasete mi giriyor?” başlığıyla haberlerin çıkması, Kilimli’de bu sorunun daha yüksek sesle sorulmasına neden oldu.
Çakır’ın aktif siyasete girip girmeyeceği elbette kendi kararı.
Fakat siyasete girmek isteyen bir ismin önce kamuoyunun karşısına çıkıp geçmişte üstlendiği görevlerle ilgili sorulara cevap vermesi gerektiğini düşünenlerin sayısı da az değil.
KAMİL ALTUN İLE YAKINLIK NASIL BU NOKTAYA GELDİ?
Kilimli kulislerinde ayrıca Hakan Çakır ile Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun arasındaki geçmişteki yakın ilişki de konuşuluyor.
Çakır’ın Kızılay’daki görev sürecinde Altun ile yakın temas içerisinde olduğu ilçede bilinen bir durum olarak gündeme gelirken, bugün gelinen noktada iki isim arasındaki ilişkinin aynı sıcaklıkta olmadığı yönündeki değerlendirmeler de konuşuluyor.
İşte burada cevaplanması gereken soru daha da büyüyor:
Ne oldu da yakınlık yerini mesafeye bıraktı?
Bir dönem aynı fotoğraf karesinde yer alan isimlerin arasına ne girdi?
Kiminle kim ters düştü?
Hangi mesele iplerin kopmasına neden oldu?
Ve en önemlisi…
Kamuoyunun bilmediği hangi gelişme yaşandı?
Bu soruların cevabı verilmeden, yaşananların sorumluluğunu yalnızca Kızılay yönetimine yüklemek kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor.
“SİYASETE GİRİYOR” HABERLERİ NEYİN İŞARETİ?
Çakır’ın siyasete gireceği yönündeki haberlerin peş peşe gündeme gelmesi de dikkat çekiyor.
Elbette bir kişinin siyasete girip girmeyeceğini kamuoyu değil, kendisi belirler.
Ancak siyasi geleceği konuşulmaya başlayan bir isim açısından geçmişteki görev döneminin de kamuoyunun gündemine gelmesi kaçınılmaz.
Üstelik Çakır’ın siyasete hangi partiyle, hangi görevle veya hangi siyasi yapılanmayla gireceğine ilişkin şu an için kamuoyuna açıklanmış kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor.
Bu nedenle “Çakır siyasete giriyor” başlığından çok, “Çakır siyasete hazırlanıyor mu?” sorusu bugün için daha fazla tartışma yaratıyor.
“KİLİMLİ’Yİ YÖNETMEYE TALİP OLACAKSA…”
Kilimli küçük bir ilçe.
Siyasi hafıza güçlü.
Kim kiminle yakın, kim kiminle ters düştü, hangi süreçte hangi isim nerede durdu; bunların tamamı ilçede konuşuluyor.
Bu nedenle siyasete soyunacak her isimden beklenen yalnızca yeni hedeflerini anlatması değil, geçmişindeki tartışmalı noktaları da açıklığa kavuşturmasıdır.
Çakır’ın siyasete girme ihtimali üzerinden ortaya çıkan en sert soru da tam burada ortaya çıkıyor:
Bir siyasi göreve talip olacaksa, önce Kızılay dönemine ilişkin kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini gidermesi gerekmiyor mu?
Kızılay gibi Türkiye’nin en köklü yardım kuruluşlarından birinde yaklaşık 5 yıl görev yapan bir ismin siyasi geleceği elbette merak konusu olabilir.
Ancak siyaset yalnızca yeni hedefler anlatmak değildir.
Geçmişin hesabını vermek, sorulara cevap vermek ve kamuoyunun karşısına açık bir şekilde çıkmak da siyasetin gereğidir.
ŞİMDİ TOP ÇAKIR’DA
Hakan Çakır gerçekten siyasete girmeyi düşünüyorsa, kamuoyunun karşısına çıkıp açık konuşmasının tam zamanı.
Kiminle görüştü?
Hangi siyasi partilerden teklif aldı?
Teklif varsa hangi görev için yapıldı?
Kamil Altun ile neden ters düştü?
Kızılay görevinden ayrılmasının gerçek nedeni ne?
Kürşat Yağız ile yaşanan anlaşmazlığın perde arkasında ne var?
Ve en önemlisi:
Kızılay’da bıraktığı dönemle ilgili kamuoyuna söylemek istediği her şey nedir?
Bu sorular cevaplanmadan yapılacak her siyasi hamle, beraberinde yeni soru işaretleri getirecektir.
Çünkü Kilimli kamuoyu artık yalnızca “Hakan Çakır siyasete mi giriyor?” diye sormuyor.
“Çakır siyasete giriyorsa, önce geçmişindeki Kızılay defterini açıp kamuoyuna hesap verecek mi?” diye soruyor.
Şimdi gözler Hakan Çakır’da.
Konuşacak mı, susacak mı?
Kilimli kamuoyu cevabı bekliyor.