18 Ekim 2026 Pazar
KİLİMLİ’DE KENDİ ÜYELERİNİ BİR ARAYA GETİREMEYEN, İLÇEYE NASIL YÖN VERECEK?
Yeni Parti Zonguldak İl Başkanlığı ön seçiminde Kilimli’den çıkan sonuç, İlçe Başkanı Erdinç Kargidan’ın teşkilat üzerindeki etkisini tartışmaya açtı. Turhan Oral’ın Kilimli’de 188, Devrim Dural’ın ise 175 oy alması, ilçe teşkilatındaki dengelerin sanıldığı kadar net olmadığını ortaya koydu.
Kargidan’ın kendi teşkilatındaki üyelerin tercihleri üzerinde ne ölçüde etkili olduğu sorusu gündeme gelirken, asıl merak edilen şu: Kilimli’de siyasi ağırlığı olduğunu düşünenler, sandıktan çıkan mesajı doğru okuyabilecek mi?
Yeni Parti Zonguldak İl Başkanlığı ön seçimi öncesinde yaşanan siyasi gelişmeler de dikkat çekiyor. İlk aşamada Devrim Dural’ın karşısında konumlandığı belirtilen Erdinç Kargidan’ın, Dural’ın seçimi kazanmasının ardından bu kez yanında yer alması siyasi kulislerde soru işaretlerine neden oldu.
Bu değişimin arkasında hangi siyasi hesapların bulunduğu ise bilinmiyor. Ancak siyasette tavır değişiklikleri kadar, bu değişikliklerin gerekçesi ve tutarlılığı da önem taşıyor.
Kargidan’ın tutumundaki değişimin nedenleri konusunda kendisinin açıklaması olmadan kesin bir yargıya varmak doğru olmaz. Buna rağmen yaşanan süreç, siyasi çizgi ve tutarlılık tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Kilimli’de kullanılan oylarda Turhan Oral 188, Devrim Dural ise 175 oy aldı. İki aday arasındaki 13 oyluk fark, ilçede tercihlerin tek bir isim etrafında toplanmadığını gösterdi.
Elbette ön seçim sonuçları, üyelerin özgür iradesini ortaya koyar. Hiçbir ilçe başkanının bütün üyelerin aynı adaya oy vermesini garanti etmesi beklenemez. Ancak teşkilat yönetiminde iddia sahibi olan isimlerin, üyelerinin eğilimlerini doğru okuyup okuyamadığı da siyasi açıdan değerlendirilmesi gereken bir konudur.
İşte tam bu noktada Erdinç Kargidan’ın Kilimli’deki siyasi gücü ve teşkilat üzerindeki etkisi tartışmaya açılıyor.
Bir ilçede teşkilat yönetmek yalnızca unvan taşımakla olmaz. Üyelerle bağ kurmak, farklı görüşleri bir arada tutmak, güven oluşturmak ve ortaya çıkan sonuçları doğru değerlendirmek gerekir.
Kilimli’deki ön seçim tablosu, Erdinç Kargidan açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir sonuç ortaya koydu. Bu tablo tek başına başarısızlık hükmü vermeye yetmese de teşkilat içindeki siyasi dengelerin sorgulanmasını kaçınılmaz kılıyor.
Şimdi kamuoyunun merak ettiği soru şu:
Erdinç Kargidan, kendi teşkilatındaki farklı tercihleri ortak bir siyasi hedef etrafında buluşturabilecek mi, yoksa Kilimli’deki siyasi ağırlığı tartışılmaya devam mı edecek?
Sandık konuştu. Şimdi sıra, bu sonucun siyasi sorumluluğunu üstlenip doğru okumakta
ZONGULDAK – Zonguldak’ta etkili olan şiddetli yağışların ardından birçok bölgede heyelan ve su baskınları yaşanırken, Elvanpazarcık Belediyesi’nin afete karşı yürüttüğü çalışmalar ve aldığı tedbirler dikkat çekti. Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun, felaketin ardından sahada yürütülen çalışmaları Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu ve beraberindeki heyete aktararak beldede yapılan müdahaleler hakkında bilgi verdi.

Elvanpazarcık’ın Hayat Mahallesi’nde meydana gelen heyelan ve su baskınları, bölgede incelemeleri beraberinde getirdi. Vali Osman Hacıbektaşoğlu, Genel Sekreter, DSİ Bölge Müdürü, AFAD Müdürü ve beraberlerindeki kurum yetkilileriyle birlikte afetin yaşandığı alanlarda incelemelerde bulundu.
Belediye Başkanı Ümit Uzun da heyetle birlikte sahada incelemeler yaparak yaşanan afetin boyutunu, belediyenin müdahalelerini ve alınan önlemleri anlattı.
Beldede bazı noktalar zarar görse de can kaybı yaşanmaması ve afetin yaşam merkezlerinde ağır bir tabloya dönüşmemesi dikkat çekti. Yaşanan felaketin ardından ortaya çıkan bu tablo, afetlere karşı hazırlığın, zamanında müdahalenin ve kurumlar arası koordinasyonun önemini bir kez daha gündeme taşıdı.
Elvanpazarcık Belediyesinin aldığı tedbirlerin bu süreçte önemli bir karşılık bulduğu değerlendirilirken, Başkan Ümit Uzun’un afet sürecindeki çalışmaları da öne çıktı.

İncelemeler sırasında vatandaşların mağduriyetlerinin giderilmesi ve zarar gören bölgelerin yeniden düzenlenmesi için atılacak adımlar da ele alındı.
Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun talimatları ve destekleri doğrultusunda, 19 Ekim Pazartesi gününden itibaren heyelan ve su baskınlarından etkilenen bölgelerde yenileme ve onarım çalışmalarına başlanması planlanıyor.
Belediye ile ilgili kamu kurumlarının koordinasyonunda yürütülecek çalışmalarla, afetten zarar gören alanların yeniden güvenli ve kullanılabilir hâle getirilmesi hedefleniyor.
Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun, afetin ardından beldeye destek veren kamu kurumlarına teşekkür ederek şu açıklamada bulundu:
“Hayat Mahallemizde meydana gelen heyelan ve su baskınlarını Sayın Valimiz, Genel Sekreterimiz, DSİ Bölge Müdürümüz, AFAD Müdürümüz ve beraberlerindeki tüm kurum müdürlerimizle birlikte yerinde inceledik.
Devletimizin tüm imkânları ve kurumlarımızın koordinasyonuyla vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu bir kez daha gösterdik.
Sayın Valimizin talimatları ve destekleri doğrultusunda, yarından itibaren heyelan ve su baskınlarından zarar gören bölgelerimizde yenileme ve onarım çalışmalarına başlanacaktır.
Bu süreçte desteklerini esirgemeyen Sayın Valimize, Genel Sekreterimize, DSİ Bölge Müdürümüze, AFAD Müdürümüze ve emeği geçen tüm kurum müdürlerimize beldemiz ve belediyemiz adına teşekkür ediyorum.
Rabbim beldemizi ve hemşehrilerimizi her türlü afetten korusun.”

Yaşanan afet, doğal felaketlere karşı hazırlıklı olmanın ve yerel yönetimlerin sahadaki müdahale kapasitesinin önemini bir kez daha gösterdi. Elvanpazarcık’ta oluşan hasarların giderilmesi için yeni bir çalışma süreci başlarken, Başkan Ümit Uzun ve belediye ekiplerinin önümüzdeki günlerde atacağı adımlar yakından takip edilecek.
Elvanpazarcık’ta hedef belli: Afetin yaralarını hızla sarmak, zarar gören bölgeleri yeniden ayağa kaldırmak ve vatandaşların güvenliğini ön planda tutmak.

Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde etkili olan yoğun yağış ve fırtınanın ardından yaşanan olumsuzluklar, yalnızca altyapıyı değil, ilçedeki yöneticilerin sahadaki varlığını da yeniden gündeme taşıdı. Kilimli Kaymakamı Kübra Demirer’in sel felaketinin ardından ilçe merkezinde ve Çatalağzı beldesinde incelemelerde bulunması, beraberinde dikkat çeken soruları getirdi.

Kilimli halkının sormaya hakkı var: Bir kaymakamın sahada görünmesi için mutlaka sel felaketi mi yaşanmalı?
Kaymakam Kübra Demirer’in vatandaşlarla bir araya gelerek talepleri dinlediği, ilgili kurum yetkililerinden bilgi aldığı ve bölgede yürütülen çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunduğu bildirildi. Elbette afet dönemlerinde sahada olmak, vatandaşın derdini dinlemek ve kurumlar arasındaki koordinasyonu takip etmek kaymakamlık makamının önemli sorumlulukları arasında.
Ancak mesele yalnızca bugün sahaya çıkmak değil. Asıl mesele, vatandaşın sorunları büyümeden önce de sahada olmak, ilçenin gündemini takip etmek ve kamuoyunda görünür bir yönetim anlayışı ortaya koyabilmek.
Kilimli’de uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan sorunlar, yaşanan olaylar ve vatandaşların beklentileri karşısında kaymakamlığın nasıl bir rol üstlendiği tartışılmaya açık. Kaymakam Demirer’in kamuoyunda yeterince görünür olmadığı yönündeki eleştiriler, sel felaketinin ardından gerçekleştirilen saha ziyaretleriyle yeniden gündeme geldi.
İlçede yaşanan her sorunun doğrudan kaymakamlığın sorumluluğunda olduğu söylenemez. Belediyenin, ilgili kamu kurumlarının ve diğer yetkili birimlerin ayrı görev ve sorumlulukları var. Ancak kaymakamlık makamının da kamu hizmetlerinin koordinasyonu, vatandaşın taleplerinin ilgili kurumlara iletilmesi ve sorunların takip edilmesi bakımından önemli bir konumu bulunuyor.
İşte tam da bu nedenle Kilimli halkı şu sorulara yanıt bekliyor:

Kaymakamlık, yalnızca resmî ziyaretlerin, protokol programlarının ve kurum toplantılarının yürütüldüğü bir makam değildir. Vatandaşın derdini dinlemek, ilçenin nabzını tutmak ve kamu kurumlarının çalışmalarını takip etmek de bu görevin önemli parçalarıdır.
Kübra Demirer’in sel felaketinin ardından sahaya inmesi elbette olması gereken bir adımdır. Ancak bu ziyaretin, ilçede daha önce dile getirilen görünürlük ve vatandaşla temas konusundaki eleştirileri ortadan kaldırmaya tek başına yetmeyeceği de açıktır.
Kilimli halkı, yalnızca yağmur bastırdığında, yollar su altında kaldığında veya afet yaşandığında karşısında yöneticileri görmek istemiyor. Vatandaş, normal günlerde de kendisini dinleyen, sorunlarını takip eden ve çözüm süreçlerinde varlığını hissettiren bir idari yönetim anlayışı bekliyor.
Bugün sorulması gereken soru basit: Kaymakam Kübra Demirer’in sahadaki varlığı, bundan sonra da devam edecek mi, yoksa sel suları çekildiğinde eleştiriler ve vatandaşın sorunları yine gündemin gerisine mi düşecek?
Kilimli’nin beklentisi açık: Görev yapılan ilçeyle güçlü bağ kurmak, vatandaşın sesini duymak ve kamu hizmetlerini yalnızca olağanüstü günlerde değil, her gün takip etmek.
Çünkü kamu görevi, sadece makamın sahibi olmak değil; o makamın sorumluluğunu sahada da hissettirmektir.

Kaldırımları yükselt, kum torbalarını diz, sorunu çözmüş gibi görün! Peki ya yarın yine sağanak yağarsa? Kilimli Köprübaşı’nda esnafın beklediği geçici tedbir değil, yıllardır tekrarlanan su baskınlarına karşı kalıcı çözüm!
Kilimli’de yıllardır gündemden düşmeyen su baskınları, Köprübaşı esnafının yakasını bırakmıyor. Her kuvvetli yağışta dükkânlarına su girecek mi korkusuyla yaşayan esnafın karşısına bu kez yükseltilen kaldırımlar ve kum torbalarından oluşturulan setler çıktı.
Kilimli Belediyesi ekipleri bölgede önlem aldı. Ancak ortaya çıkan manzara, asıl soruyu daha da büyüttü: Yıllardır tekrar eden bir sorunun çözümü gerçekten kum torbalarına mı kaldı?
Esnafın ekmeğini kazandığı dükkânlar, her yağmurda yeni bir su baskını endişesiyle karşı karşıya kalırken vatandaş artık geçici müdahalelerle yetinmek istemiyor. Çünkü mesele birkaç kum torbası dizmekten ibaret değil; insanların işini, malını ve alın terini korumak!
Kilimli Köprübaşı’nda yaşanan su baskınları, bölge esnafı için sıradan bir yağış meselesi olmaktan çıktı. Yağmurun şiddeti arttığında gözler gökyüzüne, akıllar ise dükkânlara giren suya çevriliyor.
Esnafın korkusu boşuna değil. Geçmişte yaşanan su baskınlarının yeniden tekrarlanması ihtimali, iş yeri sahiplerini her yağış öncesinde tedirgin ediyor.
Peki, yıllardır aynı mağduriyetin yaşandığı bir bölgede neden kalıcı ve güvenilir bir çözüm beklentisi hâlâ gündemde?
Kilimli’nin esnafı her yağmurda aynı korkuyu yaşamak zorunda mı?
Son yağışların ardından Kilimli Belediyesi ekipleri Köprübaşı’nda çalışma gerçekleştirdi. Kaldırımlar yükseltildi, iş yerlerinin önüne kum torbaları yerleştirilerek suyun dükkânlara ulaşmasını engelleyecek bir set oluşturulmaya çalışıldı.
Elbette önlem alınması önemli. Ancak asıl mesele, bu önlemlerin ne kadar etkili olacağı ve bir sonraki kuvvetli yağışta yeterli olup olmayacağı.
Kum torbalarıyla oluşturulan setler geçici bir koruma sağlayabilir. Fakat bölgedeki su baskını riskinin kaynağı, yağmur suyu tahliyesi ve altyapı kapasitesi teknik olarak değerlendirilmeden sorunun bütünüyle çözüldüğünü söylemek mümkün değil.
Bugün kum torbaları dizildi. Peki yarın yağmur şiddetini artırırsa ne olacak?
Köprübaşı esnafı alınan önlemleri görmezden gelmiyor. Ancak yıllardır yaşanan mağduriyetin birkaç geçici tedbirle sona ermesini de beklemiyor.
Esnafın talepleri arasında, iş yerlerinin önünde daha dayanıklı bir koruma seti oluşturulması ve kaldırım boyunca briket kullanılması da bulunuyor.
Ancak yalnızca duvar ya da set yapmak da tek başına yeterli olmayabilir. Suyun yönü, drenaj sistemi, yağmur suyu hatlarının kapasitesi ve olası taşkın senaryoları uzman ekiplerce incelenmeli; kalıcı çözüm bu değerlendirmeler doğrultusunda hayata geçirilmeli.
Çünkü suyun önüne torba dizmek başka, suyun neden sürekli aynı noktada sorun yarattığını bulup ortadan kaldırmak bambaşka!
Kilimli Belediyesi’nin bölgede aldığı önlemler kamuoyu açısından önemli. Ancak şimdi yanıt bekleyen sorular var:
Bunlar suçlama değil, esnafın yaşadığı mağduriyet karşısında yanıtlanması gereken sorular.
Belediyecilik, yalnızca sorun ortaya çıktığında müdahale etmek değil; aynı sorunun tekrar yaşanmaması için gerekli planlamayı ve altyapı çalışmalarını da yapmaktır.
Köprübaşı esnafı dükkânını açarken her yağmurda yeni bir endişeyle yaşamak istemiyor. İnsanlar sabah iş yerini açıp akşam güvenle kapatmak, emeğinin ve malının zarar görmeyeceğinden emin olmak istiyor.
Kimse belediyeden mucize beklemiyor. Beklenen; sorunun kaynağının tespit edilmesi, etkili bir altyapı planının hazırlanması ve verilen sözlerin somut çalışmalara dönüşmesi.
Kum torbaları bugün bir önlem olabilir. Fakat asıl başarı, yarın aynı dükkânların yeniden su altında kalmamasıdır.
Kilimli’de yıllardır tekrarlanan su baskınlarına karşı artık günü kurtaran değil, geleceği güvence altına alan bir yaklaşım gerekiyor.
Kum torbaları mı kazanacak, kalıcı çözüm mü?
Bu sorunun cevabını bir sonraki sağanak yağışa bırakmak doğru değil. Kilimli Belediyesi’nden beklenen; alınan tedbirlerin yeterliliğini açıklaması, altyapı sorununu bütün yönleriyle değerlendirmesi ve Köprübaşı esnafına somut bir çözüm takvimi sunmasıdır.
Çünkü esnafın dükkânı deneme alanı, alın teri de gözden çıkarılabilecek bir kayıp değildir.
KİLİMLİ’DE ESNAFIN İSTEDİĞİ AÇIK: HER YAĞMURDA KUM TORBASI DEĞİL, HER YAĞMURDA GÜVEN!
Kilimli ilçesine bağlı Muslu beldesinde yaşanan heyelan endişe yaratıyor. Kazköy Mahallesi Menekşe Sokak’ta meydana gelen toprak kaymasının, Zonguldak İlme Hizmet Vakfı yerleşkesini tehdit ettiği bildirildi. Bölgede zemin hareketliliğinin devam ettiği yönündeki bilgiler, olası bir yıkım ve can kaybı riskine ilişkin kaygıları artırdı.
Muslu beldesi Kazköy Mahallesi Menekşe Sokak’ta yaşanan heyelan, bölgedeki yapıların güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Zonguldak İlme Hizmet Vakfı yerleşkesinin alt ve yan kısımlarında meydana gelen toprak kaymasının, binanın güvenliğini tehlikeye atabileceği belirtiliyor.
Bölgedeki zemin hareketliliğinin sürdüğüne ilişkin endişeler, hem çevrede yaşayan vatandaşları hem de vakıf yerleşkesini kullanan kişileri tedirgin ediyor.
En büyük korku ise toprak kaymasının ilerlemesiyle binanın zarar görmesi ve olayın telafisi mümkün olmayan sonuçlara yol açması.
Heyelan gibi ciddi risk taşıyan olaylarda en önemli adım, tehlikenin uzman ekipler tarafından hızla değerlendirilmesi ve gerekli güvenlik önlemlerinin gecikmeden alınmasıdır.
Bölgede zemin etüdü yapılması, binanın taşıyıcı sistemlerinin uzmanlarca incelenmesi, çevre güvenliğinin sağlanması ve ihtiyaç duyulması hâlinde tahliye kararı verilmesi hayati önem taşıyor.
Yetkililerin, riskin boyutunu belirleyerek gerekli teknik müdahaleyi gerçekleştirmesi ve vatandaşları alınan önlemler hakkında bilgilendirmesi bekleniyor.
Muslu’da yaşanan heyelanla ilgili gözler, başta belediye ve AFAD olmak üzere ilgili kamu kurumlarının atacağı adımlara çevrildi. Bölgede gerekli incelemelerin yapılıp yapılmadığı, binanın mevcut durumunun uzmanlarca değerlendirilip değerlendirilmediği ve olası bir tehlikeye karşı hangi önlemlerin planlandığı kamuoyunun yanıt beklediği sorular arasında.
Burada mesele yalnızca bir binanın zarar görmesi değil; insan hayatının korunmasıdır.
Olası bir felaketin ardından müdahale etmek yerine, risk büyümeden gerekli adımların atılması gerekiyor. Heyelan tehlikesinin sürdüğü değerlendiriliyorsa alanın güvenliği sağlanmalı, risk altındaki kişiler uzaklaştırılmalı ve teknik incelemeler vakit kaybetmeden tamamlanmalı.
Kazköy Mahallesi Menekşe Sokak’taki heyelan iddiaları ve vakıf yerleşkesine ilişkin güvenlik endişeleri ciddiyetle ele alınmalı. Yetkili kurumlardan bölgedeki son durum hakkında açıklama yapılması, riskin bilimsel verilerle ortaya konulması ve alınan tedbirlerin kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.
Toprak kayması devam ediyorsa zaman kaybetme lüksü yok! Muslu’da olası bir felaket yaşanmadan önce gerekli önlemler alınmalı, vatandaşların can güvenliği güvence altına alınmalı.