15 Eylül 2026 Salı
İmralı’da Abdullah Öcalan için yapıldığı öne sürülen yeni yaşam ve çalışma alanına ilişkin tartışmalar büyürken, İYİ Parti’den siyasi gündemi sarsacak sertlikte bir video geldi.
Partinin sosyal medya hesaplarından yayımlanan “Satılık Bahçeli Villa” başlıklı video, kısa sürede dikkat çekti. Emlak ilanı görüntüsüyle başlayan videoda lüks villa, deniz manzarası ve geniş bahçe görüntüleri kullanılırken, hemen ardından Türk bayraklarının asılı olduğu mütevazı şehit evlerine yer verildi.
İYİ Parti, kurgu üzerinden iki farklı tabloyu karşı karşıya getirdi.
Bir tarafta lüks yaşam görüntüleri…
Diğer tarafta Türk bayraklarının gölgesinde yaşayan şehit ailelerinin evleri…
Videonun mesajı ise açıkça siyasi bir eleştiri üzerine kuruldu.
Videonun finalinde ise tartışmayı daha da sertleştiren ifadeler kullanıldı.
“Hayalinizdeki villaya sahip olmak için aranan şartlar” başlığı altında;
“İdam cezasına çarptırılmış olmak”
“Bir terör örgütünün kurucusu olmak”
“50 bin vatan evladının katili olmak”
ifadelerine yer verildi.
Ardından ekran karardı ve tek bir cümle ortaya çıktı:
İsim verilmemesi ise videonun en dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu.
İYİ Parti’nin bu ifadeyle, Abdullah Öcalan üzerinden yürütülen siyasi sürece destek veren veya bu süreçte rol alan siyasi aktörlere göndermede bulunduğu değerlendiriliyor.
Parti, uzun süredir İmralı temaslarına ve Öcalan merkezli siyasi girişimlere karşı çıkıyor.
İYİ Parti’nin videosu yayımlandıktan kısa süre sonra sosyal medyada geniş yankı buldu.
Özellikle “Satılık Bahçeli Villa” başlığı ve videonun finalindeki “Kefiller: Malum” ifadesi tartışmanın fitilini yeniden ateşledi.
İmralı’da yapıldığı öne sürülen yapı üzerinden başlayan tartışma, İYİ Parti’nin sert çıkışıyla birlikte yalnızca bir “villa” tartışması olmaktan çıkıp, Terörsüz Türkiye sürecinin siyasi sorumluluğu ve İmralı temasları üzerinden yeni bir polemiğe dönüştü.
Zonguldak’ın Kilimli ilçesinde Şalvarcıoğlu ailesini yasa boğan acı bir kayıp yaşandı. Bölüm Mahallesi’nin eski sakinlerinden Hayrullah Şalvarcıoğlu’nun gelini, Mehmet Şalvarcıoğlu’nun eşi Arzu Şalvarcıoğlu hayatını kaybetti.
Arzu Şalvarcıoğlu’nun vefat haberi, ailesi, yakınları, dostları ve sevenleri arasında büyük üzüntüye neden oldu. Kilimli’de sevilen ailelerden biri olan Şalvarcıoğlu ailesi, aldıkları acı haberle yasa boğuldu.
Merhume Arzu Şalvarcıoğlu’nun cenazesi bugün ikindi namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası son yolculuğuna uğurlanacak.
Şalvarcıoğlu’nun naaşının, Beycuma Beytepe Köyü’ndeki aile mezarlığında toprağa verileceği öğrenildi.
Arzu Şalvarcıoğlu’nun vefatının ardından yakınları ve sevenleri, acılı aileye destek olmak ve başsağlığı dileklerini iletmek üzere bir araya geliyor.
Kilimli Haber olarak merhumeye Allah’tan rahmet; başta eşi Mehmet Şalvarcıoğlu olmak üzere ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaklaşık 40 yıl siyaset yapan, milletvekili ve belediye başkan adaylığı süreçlerinden geçen Erol Sarıal’ın CHP’den istifasının ardından Zafer Partisi saflarına katılması, Zonguldak siyasetinde yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Yıllarca CHP çatısı altında siyaset yapan Sarıal’ın, bugün CHP’den siyasi çizgisi ve söylemleri bakımından oldukça farklı bir noktada duran Zafer Partisi’nde yer alması, beraberinde ciddi siyasi soru işaretlerini de getirdi.
Sarıal’ın CHP’den ayrılmasının ardından Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın Zonguldak ziyaretinde Özdağ ile birlikte verdiği fotoğrafın ardından, bugün de Zafer Partisi Zonguldak İl Başkanı Oğuzhan Turhan’ı makamında ziyaret etmesi dikkat çekti.
Turhan, ziyaret sonrasında Sarıal’ın partiye üye olduğunu açıklarken şu ifadeleri kullandı:
“Bugün İl Başkanlığımızda, partimize üye olan Sayın Erol Sarıal ile bir araya geldik. Zonguldak’ımızı, ülkemizin geleceğini ve Zafer Partisi’nin Zonguldak’taki mücadelesini konuştuk. Samimi ve verimli bir sohbet gerçekleştirdik.”
Turhan ayrıca, “Bizim için önemli olan makamlar, isimler ya da kişisel hesaplar değil; Zonguldak’ın ve Türk milletinin geleceğidir” ifadelerini kullandı.
Asıl tartışma da tam burada başlıyor.
Yaklaşık 40 yıl CHP içerisinde siyaset yapan, CHP’den milletvekili ve belediye başkan adaylığı süreçlerinden geçen Erol Sarıal’ın, siyasi hayatının bu aşamasında Zafer Partisi’ni tercih etmesinin gerekçesi ne?
CHP ile Zafer Partisi’nin siyasi söylemleri, politik öncelikleri ve Türkiye meselelerine bakışları arasında önemli farklılıklar bulunurken, Sarıal’ı bu tercihe götüren temel motivasyonun ne olduğu kamuoyunun merak konusu.
Sarıal, CHP’de yıllarca siyaset yaptı.
Peki bugün neden CHP değil de Zafer Partisi?
Sarıal’ın geçmiş siyasi kariyerine bakıldığında, milletvekilliği hedefinin uzun yıllar önemli bir siyasi beklenti olduğu bilinirken, yeni adresiyle birlikte şu soru da kaçınılmaz biçimde gündeme geliyor:
Zafer Partisi’nde kendisine yeni bir siyasi gelecek mi gördü?
Önümüzdeki dönemde milletvekilliği adaylığı gibi bir siyasi hedef mi var?
Yoksa Sarıal gerçekten siyasi düşüncelerinde köklü bir değişim yaşayarak mı Zafer Partisi’ne geçti?
Bunların cevabını elbette Erol Sarıal’ın kendisi verecek.
Ancak kamuoyunun merak ettiği nokta açık:
40 yıllık CHP geçmişinden Zafer Partisi’ne uzanan bu siyasi yolculuğun arkasında hangi hesap, hangi hedef ve hangi düşünce var?
Zafer Partisi İl Başkanı Oğuzhan Turhan’ın açıklamasında özellikle “makamlar, isimler ya da kişisel hesaplar değil” vurgusu yapılması da dikkat çekici.
Bu ifade ister istemez yeni bir soruyu beraberinde getiriyor:
Sarıal’ın partiye katılımı yalnızca siyasi düşünce değişiminin sonucu mu, yoksa önümüzdeki döneme ilişkin daha büyük bir siyasi planın ilk adımı mı?
Şimdilik bu soruların cevabı yok.
Ancak siyaset kulislerinde bu transferin yalnızca sıradan bir parti üyeliği olmadığı, Sarıal’ın Zafer Partisi içerisinde nasıl bir rol üstleneceğinin önümüzdeki süreçte daha net görüleceği konuşuluyor.
Siyasette parti değiştirmek elbette herkesin kendi tercihidir.
Ancak söz konusu isim 40 yıl boyunca CHP çatısı altında siyaset yapmış, adaylık süreçlerinden geçmiş ve CHP kimliğiyle kamuoyunda tanınmış bir isimse, bu değişim doğal olarak daha fazla dikkat çeker.
Çünkü mesele yalnızca bir parti üyeliği değildir.
Mesele, 40 yıllık siyasi geçmişin ardından neden tamamen farklı bir siyasi kulvarın tercih edildiğidir.
Şimdi gözler Erol Sarıal’da.
Sarıal kamuoyuna açık ve net biçimde anlatacak mı?
CHP’de ne değişti?
Zafer Partisi’nde ne buldu?
Yeni partisinde siyasi hedefi ne?
Milletvekilliği için yeni bir kapı mı açıldı?
Yoksa bütün bunların ötesinde gerçekten siyasi bir fikir değişimi mi yaşandı?
Bu soruların cevabı verilmeden, Erol Sarıal’ın CHP’den Zafer Partisi’ne geçişi Zonguldak siyasetinde tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.
Çünkü 40 yıllık CHP geçmişinden sonra değişen yalnızca parti tabelası değil; Sarıal’ın siyasi rotası.
Şimdi merak edilen ise şu:

Kilimli’de siyasi dengeler tartışılırken, gözler Yeni Parti Kilimli İlçe Başkanı Erdinç Kargidan’a çevriliyor.
CHP’den ayrılarak Yeni Parti saflarına geçen Kargidan’ın, ana muhalefet görevini üstlenmesine rağmen Kilimli’de belediye yönetimine karşı yeterince güçlü bir muhalefet ortaya koymadığı yönündeki eleştiriler giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Öyle ki vatandaşın aklındaki soru artık net:
Kargidan’ın CHP döneminde belediye başkan adaylığı konusunda iddialı açıklamalar yaptığı ve Kilimli’nin sorunlarına yönelik sert çıkışlarda bulunduğu hatırlanıyor.
Ancak Yeni Parti’ye geçişinin ardından ortaya çıkan tablo, siyasi çevrelerde yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Daha önce tepki gösterileceği söylenen sorunlar ortada dururken neden bugün aynı sertlikte bir muhalefet görülmüyor?
Kilimli’de vatandaşın karşısına çıkıp;
“Bu soruna neden müdahale edilmiyor?”
“Belediye bunu neden yapıyor?”
“Kilimli halkının hakkını kim savunacak?”
diye soracak bir muhalefet beklenirken, Kargidan’ın sessizliği dikkat çekiyor.
Kargidan hakkında asıl tartışılması gereken konulardan biri de burada başlıyor.
Siyaset yapan bir kişinin ticari ilişkileri ile siyasi duruşu arasında nasıl bir çizgi çizdiği kamuoyunun merak ettiği bir konu.
Elbette hiç kimsenin ticari faaliyetleri siyaset yapmasına engel değildir.
Ancak bir siyasetçi, ticari kaygılar nedeniyle belediyeye veya iktidar partisine karşı eleştiri yapmaktan kaçınıyor görüntüsü veriyorsa, bunun hesabını kamuoyuna açıklamak zorundadır.
Burada soru açık:
Bu soru Kargidan’ın cevaplaması gereken en önemli sorulardan biri.
Kargidan’ın geçmişte Kilimli’nin sorunları karşısında daha sert bir muhalefet ortaya koyacağı, sahildeki sorunlara dikkat çekmek için eylemler yapılacağı yönündeki söylemleri de kamuoyunun hafızasında.
Fakat bugün vatandaş aynı Kargidan’ı göremediğini düşünüyor.
Dün “sesimizi yükselteceğiz” diyen siyasetçi, bugün neden susuyor?
Dün belediyeye tepki göstereceğini söyleyen siyasetçi, bugün neden ortalıkta görünmüyor?
Dün sorunların üzerine gideceğini söyleyen Kargidan, bugün sorunların karşısında neden sessiz?
Kilimli halkının cevabını beklediği sorular bunlar.
Ortaya çıkan siyasi tablo, Kargidan’ın adeta “Kamil Altun ne yaparsa doğrudur” anlayışına yaklaştığı yönünde bir algı oluşturuyorsa, bunun sorumlusu da yine Kargidan’ın kendisidir.
Çünkü muhalefet partisinin ilçe başkanı olmak, yalnızca toplantılara katılmak, açıklama yapmak veya parti tabelasının altında fotoğraf vermek değildir.
Muhalefet; yanlış gördüğüne yanlış demektir.
Vatandaşın yanında durmaktır.
Belediye başkanının karşısına gerektiğinde çıkabilmektir.
Siyasi bedeli olsa bile doğru bildiğini söyleyebilmektir.
Aksi halde vatandaşın sorması son derece doğaldır:
Kargidan’ın önünde bir başka kritik soru daha bulunuyor.
CHP döneminde belediye başkan adaylığı için ismi gündeme gelen Kargidan, Yeni Parti çatısı altında da Kilimli Belediye Başkanlığı için aday olacak mı?
Eğer olacaksa, bugünden itibaren ortaya koyacağı siyasi performans çok daha fazla önem kazanacak.
Çünkü yarın seçim meydanına çıkıp belediyeyi eleştirmeye başladığında vatandaşın karşısına şu soru çıkabilir:
“Bugüne kadar neredeydiniz?”
“İlçe başkanı olduğunuz dönemde neden ses çıkarmadınız?”
“Şimdi aday olduğunuz için mi sorunları görmeye başladınız?”
İşte asıl sınav tam da burada başlayacak.
Siyasetçinin gerçek sınavı seçimden birkaç ay önce değil, seçim olmadığı dönemde verdiği mücadeledir.
Kargidan bugün gerçekten Kilimli Belediye Başkanlığına aday olmayı düşünüyorsa, önce ilçe başkanı olarak Kilimli halkının karşısında güçlü bir siyasi duruş sergilemek zorunda.
Çünkü seçim döneminde ortaya çıkıp;
“Kilimli’nin sorunlarını çözeceğiz”
demek kolaydır.
Zor olan, sorun devam ederken ses çıkarmaktır.
Zor olan, güçlüye karşı söz söylemektir.
Zor olan, siyasi bedel ödemeyi göze almaktır.
Kilimli’de artık vatandaşın beklentisi basit:
Sorun varsa konuş.
Yanlış varsa eleştir.
Belediye yanlış yapıyorsa karşı çık.
Kilimli halkının hakkını savun.
Ama bütün bunları yapmayacaksan da çıkıp kamuoyuna açıkça anlat:
Ve eğer hedef gerçekten Kilimli Belediye Başkanlığı ise, daha bugünden şu sorunun cevabını ver:
Çünkü Kilimli halkı artık seçimden seçime hatırlanan vaatleri değil, bugün gösterilen gerçek siyasi duruşu görmek istiyor.
Kargidan için sözün bittiği, icraat ve muhalefetin başladığı yer tam da burası.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz, 12 Eylül’de gerçekleştirilen il kongresinin ardından yeni dönem çalışmalarının startını verdi.
Kongrenin ardından teşkilatın önüne yeni bir yol haritası koyan Korkmaz, milletvekilliği, belediye başkanlığı, belediye meclis üyeliği ve il genel meclisi üyelikleri için adaylık taleplerinin alınmaya başlanacağını açıkladı.
Genel Merkez’in talimat ve tavsiyeleri doğrultusunda teşkilat çalışmalarının hızlandırılacağını belirten Korkmaz, “Her an seçim olacakmış gibi” sandık kurullarının oluşturulacağını ifade etti.
Bu açıklama, Zonguldak siyasetinde seçim hazırlıklarının şimdiden başladığı şeklinde yorumlandı.
Adaylık sürecinde herkese eşit yaklaşılacağının altını çizen Korkmaz, sürecin adil, şeffaf ve istişare kültürü içerisinde yürütüleceğini vurguladı.
Önümüzdeki günlerde teşkilatlarla kapsamlı bir istişare sürecinin başlatılacağını belirten Korkmaz, adaylık için başvurmak isteyenlerin taleplerinin alınacağını söyledi.
Korkmaz, Zonguldak’ın sorunlarını yakından takip edeceklerini belirterek, çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaşacaklarını ve çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini ifade etti.
MHP’nin kongre sonrasında doğrudan seçim hazırlığına yönelik adımlar atması, Zonguldak siyasetinde yeni bir hareketliliğin habercisi olarak değerlendirildi.
Zonguldak’ta siyasi kulisler yeniden hareketlenirken, MHP’nin adaylık sürecinde kimlerin öne çıkacağı ise şimdiden merak konusu oldu.