19 Ağustos 2026 Çarşamba
Kilimli’de vatandaşın su faturası isyanı büyüyor. Yaz aylarında mahalle mahalle süren su sıkıntısına bir de yüksek faturalar eklenince, vatandaşın tepkisi artık sokaktan yükseliyor.
İhbar hattımıza ulaşan bir vatandaşın paylaştığı fatura ve tüketim hesabı, Kilimli Belediyesi’ne yönelik “suya gizli zam mı yapıldı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Vatandaşın iddiasına göre su sayacı 26 Haziran’da okunmasına rağmen, kendisi 2 Temmuz’da Ankara’ya gitti ve 13 Temmuz’da Kilimli’ye döndü. 24 Temmuz’da gelen faturanın yaklaşık 300 TL olduğunu belirten vatandaş, “Evde bulunmuş olsaydım faturam 900 TL’ye yaklaşacaktı” diyerek tepki gösterdi.
Vatandaşın isyanı ise oldukça sert:
“Bu kadar zam nedir? Emekliye verilen zam yüzde 18. Ben çok merak ediyorum, acaba belediye başkanları su faturası ödüyor mu? Belediyede çalışan personeller kendi faturalarını ödüyor mu, yoksa bizden mi çıkarıyorlar acısını?”
Kilimli’de asıl tepki ise yalnızca faturaların yüksekliğine değil, su hizmetindeki sorunların devam etmesine yönelik.
Karadon Mahallesi ve Damarlı bölgesinde vatandaşların hâlâ su sıkıntısı yaşadığı yönündeki şikâyetler devam ederken, vatandaşlar belediyenin altyapı konusunda yaptığı açıklamaların sahadaki tabloyla örtüşmediğini savunuyor.
Bir tarafta yaz sıcağında musluktan yeterli su akmayan vatandaş, diğer tarafta yüksek faturayla karşılaşıyor.
Vatandaşın kafasındaki soru ise son derece basit:
“Su yoksa bu fatura neden bu kadar yüksek?”
Belediye yönetiminin zaman zaman altyapı sorunlarının çözüldüğünü dile getirmesine rağmen, özellikle yaz aylarında vatandaşlardan gelen su kesintisi ve basınç sorunları, bu açıklamaların yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Kilimli halkı artık bahane değil, net cevap istiyor.
Çünkü vatandaşın sırtında elektrik, doğalgaz, market ve ulaşım zamları varken şimdi bir de su faturalarının yükü tartışılıyor.
Üstelik ortada ciddi bir çelişki var:
Vatandaş suyu düzenli alamıyor ama faturayı düzenli ödüyor.
Şimdi vatandaş adına Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun’a soruyoruz:
Kilimli’de su tarifesine son dönemde herhangi bir zam yapıldı mı?
Yapıldıysa hangi tarihte, hangi karar doğrultusunda ve yüzde kaç oranında zam yapıldı?
Su faturalarındaki artışın sebebi nedir?
Karadon ve Damarlı bölgelerinde yaşanan su sıkıntısının gerçek nedeni nedir?
“Altyapı sorunu yok” deniliyorsa vatandaş neden hâlâ su sıkıntısı yaşıyor?
Ve en önemlisi:
Bu soruların cevabını vatandaşın hakkı olarak bekliyoruz.
Eğer ortada bir zam varsa açıkça açıklanmalı.
Eğer zam yoksa, vatandaşın faturalarının neden bu kadar yükseldiği kalem kalem ortaya konulmalı.
Çünkü artık Kilimli’de vatandaşın sabrı da, cebindeki para da tükeniyor.
Musluktan su akmasını bekleyen vatandaş, posta kutusundan yüksek faturayla karşılaşıyorsa burada açıklanması gereken ciddi bir sorun vardır.
Kilimli Belediyesi’nin bu iddialara sessiz kalmak yerine, vatandaşın karşısına çıkıp rakamlarla ve belgelerle açıklama yapması gerekiyor.

Milliyetçi Hareket Partisi’nde Kilimli teşkilatının yeniden yapılanması sürerken, MHP Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer’in yeniden göreve gelerek güven tazelemesi ve teşkilata yeni isimler kazandırması, parti tabanında dikkat çekiyor.
Örer’in göreve yeniden seçilmesiyle birlikte Kilimli teşkilatının daha da güçlenmesi ve sahadaki çalışmalarını artırması beklenirken, asıl tartışma ise başka bir noktada düğümleniyor:
MHP, Kilimli’de yaşanan tartışmalar karşısında neden sessiz?
Bu sorunun muhatabı yalnızca Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer değil.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz, MHP Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak ve Kilimli İlçe Başkanı Atakan Örer’e soruyoruz:
MHP ile AK Parti arasında ülke genelinde sürdürülen Cumhur İttifakı siyasi bir gerçeklik.
Ancak ittifak ortaklığı, ittifak içerisinde yer alan yöneticilerin veya belediyelerin yaptığı ileri sürülen yanlışlar karşısında sessiz kalmayı mı gerektiriyor?
Bir siyasi parti ittifak ortağı olduğu için, kendi tabanının ve vatandaşların gündeme getirdiği sorunlara karşı susmayı mı tercih etmeli?
Yoksa tam tersine, ittifakın ruhuna zarar verecek yanlışlar varsa bunları açıkça dile getirmek, çözüm istemek ve vatandaşın yanında durmak mı siyasi sorumluluğun gereğidir?
İşte Kilimli’de asıl tartışılması gereken soru budur.
Atakan Örer’in yeniden göreve gelmesi ve teşkilata yeni isimler kazandırması, MHP Kilimli’nin örgütsel olarak güçlenme iddiasını ortaya koyuyor.
Kamuoyuna yansıyan çalışmalar, saha faaliyetleri ve teşkilatın hareketliliği dikkate alındığında, Kilimli’de MHP’nin daha görünür bir siyasi aktör olma çabası açıkça görülüyor.
Ancak tam da bu nedenle şu soru daha yüksek sesle soruluyor:
Teşkilat sahada bu kadar aktifken, Kilimli’de vatandaşların gündeme getirdiği bazı sorunlarda neden aynı cesaretle konuşulmuyor?
Kilimli halkının beklentisi yalnızca törenlerde, toplantılarda ve siyasi programlarda görünmek değil.
Vatandaş, haksızlık gördüğünde karşısında duran, yanlış gördüğünde konuşan ve gerektiğinde kendi ittifak ortağına dahi “burada yanlış yapıyorsunuz” diyebilen bir siyasi irade görmek istiyor.
Kilimli Belediyesi hakkında son dönemde kamuoyunda çeşitli tartışmalar ve iddialar gündeme geliyor.
Bazı çalışanların haksızlığa uğradığı, hakaret veya küfür içerikli olaylar yaşandığı, bazı kişilerin ise işlerinden haksız veya keyfi biçimde uzaklaştırıldığı yönündeki iddialar kamuoyunda tartışılıyor.
Bu iddiaların doğru olup olmadığı elbette araştırılmalı ve ilgili tarafların açıklamaları alınmalı.
Fakat burada MHP yöneticilerine düşen sorumluluk açısından daha temel bir soru var:
Kilimli’de insanlar bu iddiaları konuşurken, siyasi partiler neden konuşmuyor?
Eğer ortada bir haksızlık yoksa, çıkıp açıklayın.
Eğer iddialar gerçeği yansıtmıyorsa, kamuoyunu bilgilendirin.
Eğer gerçekten vatandaşın, çalışanın veya teşkilat mensuplarının mağdur edildiği bir durum varsa, o zaman da gereğini yapın.
Ama sessizlik, Kilimli’de artık cevap olarak görülmek istenmiyor.
Siyasi tarih boyunca sıkça kullanılan “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır” sözü üzerinden MHP yöneticilerine de açık bir soru yöneltmek gerekiyor:
Siz hangi tarafta duracaksınız?
Sessiz kalan tarafta mı?
Yoksa yanlışın karşısında duran tarafta mı?
Elbette bir siyasi parti yöneticisinin her iddia karşısında açıklama yapması beklenemez. Ancak kamuoyunun ciddi biçimde tartıştığı konuların tamamını görmezden gelmek de siyasi sorumluluk açısından ciddi soru işaretleri doğurur.
Atakan Örer yeniden göreve geldi.
Teşkilatını güçlendiriyor.
Yeni isimlerle kadrosunu genişletiyor.
Sahada daha güçlü bir MHP görüntüsü vermeye hazırlanıyor.
O halde şimdi daha zor bir görev var:
Kilimli’de konuşulması gereken meseleleri de konuşmak.
Belki İlçe Başkanı Örer’in bazı konularda yetkisi sınırlıdır.
Belki teşkilat hiyerarşisi nedeniyle tek başına hareket etmesi mümkün değildir.
Belki ittifak dengeleri nedeniyle siyasi olarak daha dikkatli davranması gerektiğini düşünüyordur.
Ancak bu ihtimallerin hiçbiri Kilimli halkının sorularını ortadan kaldırmıyor.
Burada yalnızca Atakan Örer’i hedefe koymak da doğru değil.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz ve MHP Merkez İlçe Başkanı Gündüz Torlak’ın da bu tartışmanın dışında kalması mümkün değil.
Eğer Kilimli İlçe Başkanı teşkilatın başında yalnız bırakılıyorsa, bunun hesabını il ve merkez ilçe yönetimleri vermeli.
Eğer Atakan Örer’in bazı konularda açıklama yapmasının önünde siyasi veya teşkilatsal bir engel varsa, bu engelin kaldırılması yine üst yönetimin sorumluluğunda.
Kilimli halkı artık şunu görmek istiyor:
MHP, ittifak ortağı olduğu için mi susuyor, yoksa gerçekten Kilimli’de yaşanan sorunları görmüyor mu?
Bu sorunun cevabı artık ertelenmemeli.
İlçe başkanlığı koltuğu elbette önemlidir.
Ancak o koltuğun anlamı yalnızca makam sahibi olmak değildir.
O koltuk; teşkilatın, üyelerin ve vatandaşın sorunlarını dinlemek, gerektiğinde kendi siyasi çevresine karşı dahi doğru bildiğini söylemek ve haksızlık gördüğünde tavır koyabilmektir.
İttifak ortaklığı siyaseten anlaşılabilir.
Ancak ittifak adına her yanlışa susmak, kamuoyunda bambaşka bir algı oluşturur.
Kilimli’de bugün tartışılan tam olarak budur.
Kilimli halkının MHP yöneticilerinden beklediği şey kavga değil.
Beklenen şey, açıklık, samimiyet ve siyasi cesaret.
Atakan Örer’e,
Orhan Korkmaz’a,
Gündüz Torlak’a soruyoruz:
Kilimli’de yaşanan tartışmalara daha ne kadar sessiz kalacaksınız?
İttifak, yanlışları görmezden gelmek anlamına mı geliyor?
Kilimli’de vatandaşın yanında olduğunuzu göstermek için daha ne olması gerekiyor?
Ve en önemlisi:
Kilimli için artık masaya yumruğu vurmanın zamanı gelmedi mi?
Çünkü makamlar geçici olabilir.
İttifaklar değişebilir.
Siyasi dengeler yeniden kurulabilir.
Ama vatandaşın hafızası kalır.
Kilimli halkı da bugün en çok bunu sorguluyor:
“Yanlış karşısında kim konuşacak?”
Birlik Bizim Gücümüzdür
Çatalağzı’nda bağımlılıkla mücadele üzerinden başlayan tartışma, teşkilatçılık ve birlik mesajlarıyla farklı bir boyut kazandı.
Çatalağzı’nda gençleri ve geleceği ilgilendiren projeler ile özellikle bağımlılıkla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalar kamuoyunda önemsenirken, siyasi teşkilatların sahadaki varlığı ve teşkilatçılık anlayışı üzerinden dikkat çeken mesajlar gündeme geldi.
Çatalağzı’nda yapılan her olumlu çalışmanın desteklenmesi gerektiğine vurgu yapılırken, bağımlılıkla mücadele gibi toplumun geleceğini doğrudan ilgilendiren konularda atılan adımların siyaset üstü bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Ancak verilen mesajlarda, “Teşkilatların kapısını seçimden seçime açanlar, günü geldiğinde teşkilatçılık dersi vermeye kalkmasın” ifadeleriyle dikkat çekici bir çıkış yapıldı.
Teşkilat çalışmalarının yalnızca seçim dönemlerinde hatırlanamayacağına dikkat çekilirken, sahada halkla iç içe olan ve teşkilatın sorumluluğunu taşıyan isimlerin önemine vurgu yapıldı.
Mesajda, “Biz makam, davet veya fotoğraf peşinde değiliz. Biz sahadayız, halkımızlayız, teşkilatımızın başındayız” denilerek, siyasi çalışmanın yalnızca protokol programları veya davetlerle sınırlı olmadığı belirtildi.
Açıklamanın en dikkat çeken bölümlerinden biri ise teşkilatlar arasındaki birlik ve beraberlik vurgusu oldu.
Teşkilat mensuplarının birbirine düşürülmesine, kişisel hesapların dava arkadaşlığı üzerinden yürütülmesine karşı çıkılırken, “Kimse aramıza nifak tohumu ekmeye, teşkilatları birbirine düşürmeye veya şahsi hesaplarla dava arkadaşlığını zedelemeye heveslenmesin” mesajı verildi.
Birlik ve beraberliğin korunacağının altı çizilirken, nifak oluşturmak isteyenlerin teşkilatların dayanışması karşısında sonuç alamayacağı ifade edildi.
Bağımlılıkla mücadele gibi önemli sosyal konuların desteklenmesinin gerekliliği bir kez daha vurgulanırken, teşkilatçılığın da yalnızca ihtiyaç duyulduğunda hatırlanacak bir görev olmadığı belirtildi.
Mesajda, “Bağımlılıkla mücadele elbette önemlidir. Ama teşkilatçılık da bir davadır; sadece ihtiyaç olduğunda hatırlanacak bir kapı değildir” ifadeleriyle siyasi teşkilatların sürekliliğine dikkat çekildi.
Verilen mesajın sonunda ise birlik ve beraberlik vurgusu daha da güçlendirildi.
Çatalağzı, Kilimli ve Zonguldak’ta halkın yanında olunduğu belirtilerek, siyasette kişilerin değil, kalıcı değerlerin ve teşkilatların önemli olduğu ifade edildi.
“Makamlar geçici, teşkilat kalıcıdır. Davetler unutulur, gönüllerde bırakılan iz kalır. Bizim mücadelemiz kişilerle değil, zihniyetlerledir.”
ifadeleriyle noktalanan açıklama, Çatalağzı’nda siyasi kulisleri hareketlendirecek mesajlar içerirken, birlik ve beraberlik vurgusunun yanı sıra teşkilatçılık anlayışı üzerinden verilen sert mesajlar dikkat çekti.
Gözler şimdi bu açıklamaya ilişkin siyasi çevrelerden gelecek olası değerlendirmelere çevrildi.
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte Türkiye genelinde binlerce genç için yeni bir dönem başlarken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanı Olcay Can’dan gençlere moral ve destek mesajı geldi.
Can, üniversiteye yerleşme başarısı gösteren öğrencileri ve bu zorlu süreçte çocuklarının yanında olan ailelerini tebrik ederken, istediği bölüme veya üniversiteye yerleşemeyen gençlere de önemli bir çağrıda bulundu.
YKS sürecinin gençler açısından uzun, yorucu ve yoğun bir emek gerektirdiğine dikkat çeken Olcay Can, sınav sonucunun gençlerin geleceğini tek başına belirleyemeyeceğini vurguladı.
Can, yerleşemeyen öğrencilere yönelik mesajında şu ifadeleri kullandı:
“Lütfen unutmayın, bu sonuç asla yolun sonu değildir. Hayat tek bir sınavdan ibaret olamaz. Bu durum, daha güçlü ve daha kararlı bir şekilde yeniden ayağa kalkmanız için sadece yeni bir başlangıçtır.”
Gençlerin bir sınav sonucuyla değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Can, başarının yalnızca bir üniversiteye yerleşmekten ibaret olmadığını ifade etti.
Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bütün umudum gençliktedir” sözünü hatırlatan Can, Türkiye’nin geleceğinin gençlerin ellerinde şekilleneceğini belirtti.
Üniversiteye yerleşen öğrencilerin yeni bir eğitim ve yaşam dönemine adım attığını ifade eden Can, gençlere üniversite hayatlarında başarı diledi.
Can, ailelerin de bu süreçte gösterdiği fedakârlığın altını çizerek, öğrencilerin başarısında ailelerinin verdiği maddi ve manevi desteğin büyük önem taşıdığını söyledi.
YKS sonucunun istediği gibi gelmeyen gençlere özellikle seslenen CHP Zonguldak İl Başkanı Olcay Can, gençlerin hayallerinden vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.
“Bir yıl daha hazırlanmak, farklı bir yol seçmek ya da hedefini yeniden belirlemek başarısızlık değildir” mesajı veren Can, gençlerin önünde çok sayıda fırsat bulunduğuna dikkat çekti.
Can açıklamasında eğitim politikalarına da değinerek, CHP’nin gençlerin eğitim hayatında fırsat eşitliğine sahip olması gerektiğini savundu.
Gençlerin üniversite eğitimi sırasında barınma, beslenme ve gelecek kaygısı yaşamaması, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması ve çalışma hayatında emeğin ve liyakatin esas alınması gerektiğini belirten Can, adil bir düzenin kurulmasını temel sorumluluklardan biri olarak gördüklerini ifade etti.
Olcay Can, açıklamasının sonunda üniversiteye yerleşen tüm öğrencilere başarı dileklerini iletirken, yeniden sınava hazırlanacak gençlere de sabır, kararlılık ve zihin açıklığı temennisinde bulundu.
Can’ın mesajı, YKS sonucunu istediği gibi alamayan gençlere yönelik şu çağrıyla özetlendi:
“Bir sınav kaybedilebilir; ancak hayallerden vazgeçilmediği sürece gelecek kaybedilmiş değildir.”
Kilimli’nin Karadon ve Damarlı Mahallesi’nde yaşanan su sıkıntısı, yaz sıcaklarının kavurduğu günlerde vatandaşları adeta canından bezdirdi.
Özellikle fındık toplama sezonunun başlamasıyla birlikte köy ve mahallelerine giden vatandaşlar, gün boyu ağır şartlarda çalıştıktan sonra evlerine döndüklerinde karşılaştıkları susuzluk nedeniyle adeta isyan ediyor.
Vatandaşın isyanı açık:
“Fındık toplamaktan ter içinde dönüyoruz. Eve geliyoruz, duş alacak su yok!”
Günlerdir su sıkıntısı yaşandığı belirtilen Damarlı Mahallesi’nde vatandaşlar, yaşanan sorunun artık tahammül sınırlarını aştığını söylüyor.
Yazın en sıcak günlerinde insanların temel ihtiyacı olan suya ulaşmakta zorlanması tepki çekerken, vatandaşlar yetkililere şu soruyu yöneltiyor:
Mahalle sakinlerinin tepkisini daha da büyüten görüntü ise Başkan’ın deniz kenarında keyif yaptığına ilişkin paylaşımlar oldu.
Bir tarafta;
Fındık tarlasında alın teri döken, eve geldiğinde duş yapacak su bulamayan vatandaş…
Diğer tarafta;
Vatandaş susuzlukla boğuşurken başkanın deniz kenarında keyifi yaptığı idea ediliyor …
Bu tablo karşısında vatandaşın öfkesi büyüyor.
Kilimli’de vatandaş artık açıklama değil, çözüm istiyor.
“Su ne zaman gelecek?” sorusunun cevabını bekleyen mahalle sakinleri, özellikle sıcaklıkların bu kadar yüksek olduğu bir dönemde günlerce süren su kesintilerinin kabul edilemez olduğunu ifade ediyor.
Vatandaşın beklentisi son derece basit:
Musluktan su aksın!
Ancak ortaya çıkan manzara, Kilimli’de hizmet anlayışına ilişkin yeni bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.
Kilimli halkı şimdi yetkililerden net cevap bekliyor:
Damarlı’ya neden günlerdir yeterli su verilemiyor?
Sorun ne zaman çözülecek?
Vatandaş neden temel ihtiyacı olan suya ulaşamıyor?
Ve en önemlisi:
Kilimli susuzlukla boğuşurken belediye yönetimi bu krizi neden çözemiyor?
Vatandaşın sabrı tükenmiş durumda.
Çünkü mesele artık yalnızca bir su kesintisi değil.
Mesele, sıcak altında çalışan insanların eve döndüğünde duş alacak suyu bile bulamaması.
Kilimli’de vatandaşın musluğundan su akmıyor ama öfke giderek büyüyor.
Şimdi gözler belediyede:
Vatandaş “SU” diye haykırıyor.
Kilimli cevap bekliyor.