28 Eylül 2026 Pazartesi
Zonguldak’ta gerçekleştirilen 24. Uluslararası Kömür Kongresi, siyasi tartışmayla gündeme geldi. Kongrede Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu’na yönelik “istifa etmelidir” çağrısında bulunmasına MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz sert tepki gösterdi.
Korkmaz, yaptığı açıklamada kongrenin bilimsel ve mesleki niteliğine dikkat çekerek, Kömür Kongresi’nin siyasi hesaplaşmaların ve istifa çağrılarının yapılacağı bir platform olmadığını savundu.
Her siyasi partinin ve milletvekilinin eleştiri hakkı bulunduğunu belirten Korkmaz, ancak bu hakkın kullanılacağı yer konusunda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini ifade etti.
Korkmaz, açıklamasında şu değerlendirmelere yer verdi:
“Kömür Kongresi gibi bilimsel ve mesleki bir organizasyonun kürsüsü, siyasi hesaplaşmaların ve istifa çağrılarının yapılacağı yer değildir.”
Maden Mühendisleri Odası’nın bir meslek kuruluşu olduğunu vurgulayan Korkmaz, meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının siyasi partilere eşit mesafede durması gerektiğini söyledi.
Korkmaz ayrıca, Maden Mühendisleri Odası’nın eski başkanı ve geçmişte Demokrasi Platformu dönem sözcülüğü yapan Erdoğan Kaymakçı’nın bugün Yeni Parti Zonguldak İl Başkan Yardımcısı olarak görev yapmasına da dikkat çekti.
Bu durumun, kamuoyunda meslek odaları ve sivil toplum yapılarının siyasi tarafsızlığı konusunda soru işaretlerine neden olabileceğini belirten Korkmaz, “Bizim itirazımız kişilere değil, kurumların siyasetin arka bahçesi haline getirilmesine yöneliktir” ifadelerini kullandı.
Korkmaz, Kömür Kongresi’nin gündeminin siyasi polemiklerden uzak tutulması gerektiğini belirterek, kongrede asıl konuşulması gereken başlıkların madencilik sektörü, madencilerin sorunları, iş güvenliği, kömürün geleceği ve Zonguldak’ın enerji potansiyeli olduğunu söyledi.
Kongrenin sonuç bildirgesinde de bu konuların öne çıktığını ifade eden Korkmaz, siyasi tartışmaların Zonguldak’ın ortak değerlerinin önüne geçmemesi gerektiğini vurguladı.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz açıklamasının sonunda mesajını üç başlıkta topladı:
“Kömür Kongresi siyasi parti kürsüsü değildir.
Meslek odaları siyasi mücadele alanı değildir.
Sivil toplum kuruluşları hiçbir siyasi partinin arka bahçesi olmamalıdır.”
Korkmaz, Vali Osman Hacıbektaşoğlu’na yönelik istifa çağrısını kınadığını belirterek, Zonguldak’ın ortak değerlerinin günlük siyasi tartışmalara alet edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Korkmaz’ın açıklaması, “Zonguldak’ın ihtiyacı siyasi kavga değil, ortak akıl ve ortak mücadeledir”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kilimli İlçe Başkanlığı’nda yeni yönetim kurulunun görev dağılımı gerçekleştirildi.
Kısa süre önce CHP Kilimli İlçe Başkanlığı görevine gelen Berkay Kesim, oluşturduğu yeni yönetim kurulunda görev alacak isimleri belirlemesinin ardından, yönetim içerisindeki sorumluluk alanlarını da netleştirdi.
Kilimli’de genç yaşta ilçe başkanlığı görevini üstlenen Berkay Kesim, yeni yönetimiyle birlikte çalışmalarını sürdürecek. Yönetim kurulunda farklı çalışma alanlarından sorumlu isimler de belirlenerek görev dağılımı tamamlandı.

İlçe Başkanı: Berkay Kesim
İlçe Sekreteri: Mert Çakır
İlçe Saymanı: Ömercan Güneş
İlçe Bilişim Sorumlusu: Onur Akçaköse
İlçe Eğitim Sekreteri: Murat Eyi
Örgütlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı: Sabattin Nasuhoğlu
Şehit ve Gazi Haklarından Sorumlu Başkan Yardımcısı: Kibar Gençtürk
Yerel Yönetimlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı: Kamil Cengiz
Kadın Politikalarından Sorumlu Başkan Yardımcısı: Gözde Ustabaş
Basın ve STK’lardan Sorumlu Başkan Yardımcısı: Vedat Saydoğan
Seçim ve Hukuk İşlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı: Mürsel Tarçın
Görev dağılımının tamamlanmasıyla birlikte CHP Kilimli İlçe Örgütü’nde yeni dönemin çalışma programının da şekillenmesi bekleniyor.
Örgüt çalışmaları, yerel yönetimler, kadın politikaları, basın ve sivil toplum kuruluşları, seçim ve hukuk işleri ile eğitim ve bilişim gibi farklı alanlarda sorumluluk üstlenen yönetim kurulu üyeleri, önümüzdeki süreçte kendi görev alanlarında çalışmalar yürütecek.
Kilimli CHP’de yeni dönemin ilk adımı görev dağılımıyla atılırken, yeni yönetimin ilçedeki siyasi çalışmalarının nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak.
Kilimli’de günlerdir sürdüğü belirtilen asfalt çalışmaları, Zonguldak İl Genel Meclisi Başkanı Necdet Karaveli’yi yeniden kamuoyunun gündemine taşıdı.
Zonguldak’ta geçtiğimiz günlerde yaklaşık 100 metrelik bir asfalt çalışmasının sosyal medya üzerinden paylaşılmasıyla başlayan tartışma, bu kez Kilimli’deki çalışmalar üzerinden büyüyor.
İl Özel İdaresi’nin resmi görev tanımında köy yerleşim yerleri, köy yolları, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri yer alıyor. Kurumun Kilimli İlçe Özel İdaresi sayfasında da köy yollarına yönelik hizmetler açıkça belirtiliyor.
Ancak Kilimli’de İl Özel İdaresi ekiplerinin asfalt çalışması yaptığı görüntülerin kamuoyuna yansıması üzerine şu soru gündeme geldi:
Eğer söz konusu yol belediyenin sorumluluğundaysa, İl Özel İdaresi ekiplerinin burada hangi karar, protokol, yetki veya çalışma programı kapsamında görev yaptığı kamuoyuna açıklanmalı.
Çünkü mesele yalnızca bir asfalt çalışması değil.
Mesele, kamu kurumlarının görev ve kaynaklarının hangi kriterlere göre kullanıldığı.
İl Özel İdaresi’nin resmi teşkilatında ayrıca Yol ve Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü bulunuyor.
Dolayısıyla Kilimli’de yapılan çalışmanın;
sorularının cevabı önem taşıyor.
Zonguldak İl Genel Meclisi Başkanı Necdet Karaveli, İl Özel İdaresi’nin karar ve çalışmalarının siyasi açıdan en görünür isimlerinden biri.
Karaveli’nin başkanlığındaki İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresi’nin karar alma süreçlerinin önemli bir parçası. Nitekim 18 Eylül 2026 tarihinde Karaveli ile İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Ahmet Karayılmaz, Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nu ziyaret ederek il genelindeki çalışmalar ve projeler hakkında görüş alışverişinde bulundu.
Bu nedenle Kilimli’deki tartışmanın muhataplarından biri olarak Karaveli’ye şu çağrı yapılıyor:
“Zonguldak’ta yapılan asfalt çalışmasını nasıl kamuoyuna taşıdıysanız, Kilimli’de günlerdir devam eden çalışmayı da açıklayın. Bu çalışma neden yapılıyor, hangi bütçeden karşılanıyor ve hangi kurumun sorumluluğunda?”
Tartışmanın bir diğer boyutu ise İl Özel İdaresi’nin asli hizmet alanları.
Kurumun kendi internet sitesinde Kilimli İlçe Özel İdaresi’nin görevleri arasında köy yolları, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri açıkça sayılıyor.
Bu nedenle vatandaşların sorduğu soru şu:
Köy yollarında çözüm bekleyen sorunlar varken, belediyenin sorumluluğunda olduğu ileri sürülen bir yolda İl Özel İdaresi ekiplerinin çalışmasının gerekçesi nedir?
Eğer bunun mevzuata ve kurumun çalışma programına uygun bir açıklaması varsa, kamuoyunun bilmesinde fayda var.
Çünkü açıklama yapıldığında tartışma da büyük ölçüde sona erecektir.
Kilimli’de tartışmanın büyümesinin temel nedeni ise çalışmanın kendisinden çok, hangi kurumun hangi hizmeti yaptığı konusundaki belirsizlik.
Bu nedenle Karaveli’ye yönelik çağrı net:
Çıkın ve açıklayın.
Bu asfaltı kim yapıyor?
Neden yapıyor?
Parası nereden geliyor?
Hangi karar doğrultusunda yapılıyor?
Ve aynı imkân diğer belediyeler için de geçerli mi?
Bütün bu soruların cevabı verildiğinde, “el altından yardım”, “ayrıcalık” veya “siyasi tercih” gibi kamuoyunda oluşabilecek yorumların da önü alınmış olur.
Kilimli’de vatandaşın görmek istediği şey siyasi polemik değil, açık ve net bir açıklama.
İl Özel İdaresi ekipleri neden burada?
Bu çalışma hangi kapsamda yürütülüyor?
Kurumun görev alanı nerede başlayıp nerede bitiyor?
Ve en önemlisi:
Bu sorunun cevabını kamuoyu bekliyor.
Not: “Belediyenin yapması gereken yol” ifadesini haberde kesin hüküm olarak kullanmadım; çünkü bunun için söz konusu yolun tam konumu ve yol statüsünün resmi olarak doğrulanması gerekir. İl Özel İdaresi’nin resmi kaynakları, özellikle köy yolları konusunda açık görev tanımı yapıyor.
Kilimli’de belediyenin sosyal medya paylaşımları üzerinden yeni bir tartışma başladı.
Kilimli Belediyesi tarafından yol ve asfalt çalışması olarak kamuoyuna duyurulan çalışmada, görüntülerde Zonguldak İl Özel İdaresi’ne ait ekip ve araçların sahada görev yaptığı görülüyor.
Şimdi Kilimli halkı adına soruyoruz:
Bu yolu kim yaptı?
Belediye mi?
İl Özel İdaresi mi?
Yoksa vatandaşın vergileriyle çalışan İl Özel İdaresi’nin ekipleri sahada çalışırken, ortaya çıkan hizmet belediyenin hanesine mi yazılıyor?
Kamuoyunun görmek istediği şey çok basit:
Hangi kurum çalıştı, hangi bütçe kullanıldı, hangi araçlar sahaya çıktı ve bu çalışmanın resmi sorumlusu kim?
Çünkü mesele asfalt değil.
Mesele, yapılan hizmetin kime ait olduğunun doğru anlatılmasıdır.

Zonguldak İl Özel İdaresi’nin resmi görev tanımında köy yerleşim yerleri, köy yolları, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri açıkça yer alıyor.
Peki Kilimli’nin köylerinde durum ne?
Vatandaşların uzun süredir bozuk, çamurlu ve bakım bekleyen yollarla ilgili şikâyetleri gündeme gelirken, İl Özel İdaresi ekiplerinin belediye sınırları içerisindeki bir yol çalışmasında kullanılması, doğal olarak yeni bir tartışmayı beraberinde getiriyor.
Daha birkaç gün önce Gelik-Damarlı bölgesindeki bozuk yollar nedeniyle vatandaşların belediyeye tepki gösterdiği ve yolların uzun süredir çözüm beklediğinin haberleştirildiği görülüyor.
O halde soruyoruz:
Köy yolları beklerken belediye yollarında İl Özel İdaresi ekiplerinin çalışmasının kriteri nedir?
Bu imkân bütün belediyelere aynı şekilde sağlanıyor mu?
Yoksa siyasi aidiyet burada belirleyici bir faktör mü?
Bu soruların cevabını artık vatandaş istiyor.

Kamil Altun yönetiminin yaklaşık 6 yıldır Kilimli’yi yönettiği biliniyor.
Belediyenin resmi internet sitesinde asfalt çalışmaları da dahil olmak üzere çok sayıda proje belediyenin çalışmaları arasında sıralanıyor.
Ancak vatandaşın değerlendirmesi sosyal medya görsellerinden değil, sokağın gerçek halinden geçiyor.
Çünkü Kilimli’nin bazı bölgelerinde vatandaş hâlâ yol, altyapı ve ulaşım sorunlarıyla uğraşıyor.
Vatandaşın beklentisi ise oldukça açık:
“Fotoğraf değil, kalıcı hizmet istiyoruz.”
Bir belediye başkanının görevi, yapılan her çalışmayı sahiplenmekten önce, hangi hizmetin hangi kurum tarafından ve hangi kaynakla yapıldığını şeffaf biçimde açıklamaktır.

Kilimli’de vatandaş yol, asfalt ve altyapı sorunlarıyla uğraşırken, kamuoyuna yansıyan görüntülere göre Belediye Başkanı Kamil Altun’un dün “SON HALİ” isimli yatla palamut avına çıktığı görülüyor.
Elbette herkesin özel hayatı kendisini ilgilendirir.
Ancak kamu görevi yapan bir belediye başkanı söz konusu olduğunda, vatandaşın sorması da son derece doğaldır:
Kilimli’de yollar beklerken başkanın önceliği nedir?
Kamu hizmetleri mi, sosyal medya paylaşımları mı, yoksa özel hayatındaki keyifli programlar mı?
Daha da önemlisi:
“SON HALİ” isimli yatla ilgili kamuoyunda gündeme gelen ortaklık iddialarının doğrusu nedir?
Yat kimin?
Başkanın bu tekneyle ilişkisi nedir?
Varsa ortaklık ne zaman ve hangi şartlarda kurulmuştur?
Bunların tamamı açıklanabilir.
Biz de zaten tam olarak bunu istiyoruz:
Şeffaflık!
Çünkü vatandaşın sorduğu sorulara cevap vermek yerine susmak, soru işaretlerini ortadan kaldırmaz.
Başkan palamut avına çıkmış olabilir.
Bunda tek başına haber değeri yaratacak bir durum olmayabilir.
Ancak aynı günlerde Kilimli’de yol ve hizmet tartışması yaşanıyorsa, vatandaşın şu soruyu sorması kaçınılmaz hale geliyor:
Kilimli halkı hizmet beklerken, yönetimin gündemi gerçekten ne?
Biz burada kimsenin özel hayatını didiklemiyoruz.
Kamuoyunun merak ettiği ekonomik ve idari konuların açıklığa kavuşmasını istiyoruz.
Çünkü belediye başkanlığı bir şahsi makam değil, emanet makamıdır.

Kilimli halkının görmek istediği tablo aslında çok basit:
İl Özel İdaresi hangi yolu yaptıysa açıkça söylesin.
Belediye hangi yolu yaptıysa onu da açıkça söylesin.
Hangi kurum ne kadar para harcadı?
Hangi araç çalıştı?
Hangi ekip görev yaptı?
Hangi karar alındı?
Hepsi kamuoyuna açıklansın.
Çünkü vatandaş artık sadece asfaltın üzerine bakmıyor.
Asfaltın parasının nereden geldiğine, işin kimin tarafından yapıldığına ve hizmetin kimin hanesine yazıldığına da bakıyor.
Ve görünen o ki Kilimli halkı artık sosyal medya vitrininden çok sokağın gerçeğine bakıyor.
Kamil Altun yönetimine soruyoruz:
1. Paylaşım konusu yol çalışmasını fiilen hangi kurum yaptı?
2. Çalışmada İl Özel İdaresi araç ve personeli kullanıldı mı?
3. Kullanıldıysa bunun hukuki ve idari dayanağı nedir?
4. Çalışmanın maliyeti hangi kurumun bütçesinden karşılandı?
5. İl Özel İdaresi aynı imkânı Zonguldak’taki tüm belediyelere eşit şekilde sağlıyor mu?
6. Köy yollarında bakım ve asfalt bekleyen vatandaşlar varken belediye sınırları içerisindeki bu çalışma hangi önceliklendirme kriterine göre yapıldı?
7. “SON HALİ” isimli yatla ilgili Başkan Kamil Altun’un ortaklığı veya ticari ilişkisi var mı? Varsa kamuoyuna açıklanacak mı?
Bu soruların cevabı verilirse tartışma da biter.
Verilmezse…
Sorular büyür.
Çünkü Kilimli halkı artık sadece yapılan yolu değil,
o yolu kimin yaptığını da biliyor olmak istiyor.
Ve bundan sonra sosyal medyada güzel görünen asfalt fotoğraflarından önce sorulacak soru belli:

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın, Zonguldak Belediyesi ve Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e yönelik sert eleştirilerini kamuoyunun dikkatine sunması elbette siyasetin doğal bir parçası.
Nitekim Çağlayan son açıklamalarında Zonguldak Belediyesi’ni; hizmet anlayışı, sel ve afet sürecindeki çalışmaları, Pembe Köşk’ün kullanım şekli ve belediyenin bazı uygulamaları üzerinden eleştirdi.
Buraya kadar sorun yok.
Hatta Zonguldak’ın yaşadığı sorunların gündeme getirilmesini, vatandaşın yaşadığı sıkıntıların yüksek sesle dile getirilmesini biz de destekliyoruz.
Ancak asıl mesele bundan sonra başlıyor.
Sayın Çağlayan…
Muhalefet belediyesini eleştirmek elbette sizin en doğal siyasi hakkınız.
Ancak AK Parti Zonguldak İl Başkanı olarak sizin göreviniz yalnızca karşı siyasi partinin belediyelerini denetlemek, eleştirmek ve kamuoyu önünde hesap sormak olmamalı.
Aynı hassasiyeti kendi partinizin belediyelerine karşı da göstermeniz gerekmiyor mu?
Bugün Zonguldak’ta AK Parti yönetimindeki belediyelerle ilgili de vatandaşların, gazetecilerin ve kamuoyunun gündeme getirdiği çok sayıda sorun, eleştiri ve iddia bulunuyor.
Peki Sayın Çağlayan;
Bu konuların hangisini enine boyuna araştırdınız?
Hangisi hakkında belediye başkanlarından kamuoyu önünde hesap sordunuz?
Hangi iddianın üzerine giderek, “Bu konu nedir?” diye sordunuz?
Ve daha da önemlisi…
Kendi belediyelerinizle ilgili gündeme gelen tartışmalar konusunda kamuoyuna kaç kez açık ve net bir açıklama yaptınız?
İşte asıl soru burada.
Siyaset yalnızca karşı tarafa hesap sormak değildir.
Eğer gerçekten “temiz siyaset”, “şeffaf yönetim” ve “milletin hakkını savunmak” gibi bir anlayıştan söz ediyorsak, bunun adresi parti ayrımı gözetmeksizin aynı olmalıdır.
Bir belediyede yanlış varsa yanlıştır.
Bir belediye başkanı hakkında ciddi bir iddia varsa araştırılmalıdır.
Bir uygulama kamu vicdanında soru işareti oluşturuyorsa açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bunun AK Parti belediyesi olması da CHP belediyesi olması da gerçeği değiştirmemelidir.
Çünkü vatandaş parti rozetine değil, yapılan işe bakar.
Burada Sayın Çağlayan’a açıkça sormak gerekiyor:
Kendi partinizin belediye başkanları hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalarda neden aynı sertlikte konuşmuyorsunuz?
Partinizin belediye başkanları hakkında ortaya atılan iddiaların üzerine neden aynı kararlılıkla gitmiyorsunuz?
Sizin göreviniz yalnızca AK Parti dışındaki belediyelerin eksiklerini göstermek midir?
Yoksa gerektiğinde kendi belediye başkanlarınıza da “Durun, burada yanlış yapıyorsunuz” diyebilmek midir?
Çünkü siyasetçinin gerçek sınavı, karşısındakini eleştirmek değil;
kendi tarafındaki yanlışa da karşı çıkabilmesidir.
Kamuoyunda son dönemde AK Parti belediyeleriyle ilgili de çeşitli eleştiri ve iddialar konuşuluyor.
Bunların tamamının doğru olduğunu söylemek elbette mümkün değil.
Ancak gazeteciliğin ve siyasetin görevi de zaten iddiaları görmezden gelmek değil, gerektiğinde araştırılmasını ve cevaplandırılmasını sağlamaktır.
Sayın Çağlayan’ın Zonguldak Belediyesi hakkında gösterdiği hassasiyetin aynısını kendi partisinin belediyelerinde de göstermesi, kamuoyu açısından çok daha anlamlı olacaktır.
Çünkü aksi durumda vatandaşın aklına ister istemez şu soru gelir:
“Muhalefetin yanlışını görmek kolay da kendi tarafının yanlışını görmek neden bu kadar zor?”
Mustafa Çağlayan’ın siyasi tecrübesi ve parti içerisindeki konumu kamuoyu tarafından biliniyor.
Bu nedenle kendisine düşen yalnızca muhalefet belediyelerini eleştirmek değil, kendi belediyelerine de aynı mercekle bakmaktır.
Eğer AK Parti belediyelerinde bir yanlış varsa bunu ilk söyleyenlerden biri yine AK Parti İl Başkanı olmalıdır.
Eğer bir belediye başkanı hakkında ciddi bir iddia varsa bunun üzeri örtülmemeli, araştırılmalıdır.
Eğer kamuoyunda güven sorunu oluşturabilecek bir durum varsa açıklığa kavuşturulmalıdır.
Çünkü aksi halde “temiz siyaset” söylemi havada kalır.
Sayın Mustafa Çağlayan’ı;
önce kendi partisinin belediyelerine, ardından Zonguldak’taki tüm belediyelere aynı objektiflikle bakmaya,
kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılmasını sağlamaya,
haksızlık, usulsüzlük ve yanlışlık varsa bunların üzerine parti ayrımı gözetmeden gitmeye,
belediye başkanlarının yaptığı doğru işleri desteklerken yanlışlarını da açıkça söylemeye davet ediyoruz.
Çünkü AK Parti’nin belediyeyi kaybetmemesi değil, vatandaşın güvenini kaybetmemesi önemlidir.
Ve Sayın Çağlayan…
İğneyi kendinize de batırmadan, çuvaldızı başkasına batırırsanız; vatandaşın aklına sadece tek bir soru gelir: