15 Ağustos 2026 Cumartesi
MHP Zonguldak’ta siyaset yeniden hareketlendi.
Bir tarafta göreve geldiği günden bu yana teşkilatı sahada tutmaya çalışan, kongre süreçlerini tamamlayan, ziyaret trafiğini sürdüren ve Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 8 il başkanını aynı masa etrafında buluşturan MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz…
Diğer tarafta ise parti içinde bitmek bilmeyen hesaplar, kulisler, fısıltılar ve kişisel beklentiler!
Korkmaz bir yandan kongreleri tamamlarken, diğer yandan teşkilat çalışmalarını sürdürüyor, davet edildiği programlara katılıyor, kendisine gelen ziyaretleri kabul ediyor.
Kısacası adam çalışıyor!
Fakat belli ki MHP’nin içerisinde çalışmaktan başka işleri olanlar da var.
MHP’de mevcut il yönetim kurulu üyelerinden Mehmet Ali Güldaş, MHP MYK Üyesi Murat Kotra’ya yakınlığıyla bilinen isimlerden biri.
Ancak son dönemde yaşanan gelişmeler, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:
Kotra ile Güldaş’ın arasına yılan mı girdi?
Merkez İlçe Kongresi’nde yaşanan bazı gelişmeler bu soruyu daha da anlamlı hale getiriyor.
Kongreye davet edilen eski il başkanlarından Mustafa Öztürk’ün protokolde yer alması, bazı isimleri fazlasıyla rahatsız etmiş görünüyor.
Ardından MHP MYK Üyesi Murat Kotra’nın, Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun’u kürsüye konuşma yapmak üzere davet etmesiyle parti içerisindeki gerilimin daha da yükseldiği konuşulmaya başlandı.
Asıl mesele ise divan kurulunun oluşturulması sırasında yaşananlar.
İddialara göre Mehmet Ali Güldaş’ın divanda yer almaması ciddi bir rahatsızlık oluşturdu.
Fakat salonun ortasında açıkça tepki vermek yerine, bu rahatsızlığın farklı ortamlarda ve farklı isimlere anlatıldığı iddiaları gündeme geldi.
Şimdi sormak gerekiyor:
Sayın Mehmet Ali Güldaş, dün Murat Kotra ile aranızdan su sızmıyordu. Bugün ne değişti?
İl başkanı olabilmek adına çalmadığınız kapı, binmediğiniz kayık kalmadığı konuşulurken, o dönemde Kotra’nın yanında durmadınız mı?
Kotra hakkında söylenenlerin, savunulanların ve yapılan siyasi hesapların içerisinde olmadınız mı?
Peki bugün ne oldu?
Aynı insanlar neden birbirlerine sırt dönmeye başladı?
MHP Zonguldak siyasetinde yıllardır değişmeyen bir tablo var:
Parti içerisinde birbirlerine ağır sözler söyleyen, birbirlerine hakaret eden, hatta birbirleri hakkında çok sert ifadeler kullanan bazı isimler; birkaç gün sonra aynı masada oturup hiçbir şey olmamış gibi davranabiliyor.
Sonra da bunun adına “siyaset” deniliyor.
Yok öyle yağma!
Murat Kotra ile eski il başkanı Mustafa Öztürk arasında geçmişte yaşanan siyasi gerilimler bunun en açık örneklerinden biri olarak hafızalarda.
Bugün gelinen noktada ise aynı siyasi hesapların peşine yeni isimlerin takıldığı görüntüsü ortaya çıkıyor.
Şimdi sırada Mehmet Ali Güldaş mı var?
Elbette bunun cevabını Güldaş verecek.
Ama kamuoyunun da sormaya hakkı var:
MHP, kişisel hesaplaşmaların arenası mı olacak, yoksa Zonguldak için siyaset yapan güçlü bir teşkilat mı olacak?
Buradan açıkça söylüyoruz:
MHP Zonguldak’ta bir il başkanı göreve gelmiş.
Kongrelerini tamamlıyor.
Teşkilatlarıyla bir araya geliyor.
Ziyaretler gerçekleştiriyor.
Etkinliklere katılıyor.
Türkiye çapında dikkat çeken organizasyonlara imza atıyor.
Teşkilatı hareketlendirmeye çalışıyor.
Bırakın adam işini yapsın!
Eğer gerçekten MHP’nin başarısını istiyorsanız, kişisel koltuk hesaplarını, eski defterleri, siyasi husumetleri ve küçük hesapları bir kenara bırakın.
Çünkü MHP’nin Zonguldak’ta yeniden güçlü günlerine dönmesi isteniyorsa, bunun yolu kişisel hesaplardan değil, birlikten ve çalışmaktan geçer.
MHP hiç kimsenin babasının malı değildir.
Hiçbir MYK üyesinin, hiçbir il başkanının, hiçbir eski il başkanının ya da hiçbir yönetim kurulu üyesinin şahsi mülkü değildir.
Partiler kişilerin egolarını tatmin edeceği yerler değildir.
MHP, Türk milliyetçiliği iddiası taşıyan bir siyasi harekettir.
Dolayısıyla herkes haddini, yerini ve sorumluluğunu bilmek zorundadır.
Murat Kotra’nın çevresinde siyaset yapanlar da…
Eski il başkanları da…
Mevcut yöneticiler de…
Bugün makam sahibi olanlar da…
Yarın makam bekleyenler de…
Hiç kimse MHP’nin üzerinde değildir.
Parti içerisinde açık açık mücadele etmek yerine, kulislerde konuşmayı, insanların arkasından hesap yapmayı, birinin yanında başka, diğerinin yanında başka konuşmayı siyaset zannedenlere de bir çift sözümüz var:
MHP sizin kişisel hesaplaşma alanınız değildir!
Yılan gibi sessizce dolaşıp fırsat kollamak, insanların arkasından konuşmak, zamanı geldiğinde saf değiştirmek siyaset değildir.
Bu olsa olsa kişisel hesap ve koltuk mücadelesidir.
Eğer Orhan Korkmaz’ın başarısından rahatsız olan varsa, bunu açıkça söylesin.
Eğer yönetimden memnun olmayan varsa, çıkıp açıkça konuşsun.
Eğer il başkanlığına talip olan varsa, günü geldiğinde aday olsun.
Ama arkadan dolanarak, kulis yaparak, fitne üreterek, insanları birbirine düşürerek MHP’ye hizmet edilmez.
MHP’nin yakasından düşün!
Koltuk hesaplarınızı bir kenara bırakın.
Kişisel husumetlerinizi parti üzerinden yürütmeyin.
Kimsenin şahsi egosunu MHP’nin önüne koymaya hakkı yok.
Orhan Korkmaz’ın da yakasından düşün!
Bırakın adam il başkanlığını yapsın.
Bırakın teşkilatı büyütsün.
Bırakın çalışmalarını sürdürsün.
Bırakın MHP’yi yeniden “şahlanmış” dönemlerine taşıyacak çalışmaları yapsın.
Çünkü Zonguldak’ın MHP’ye ihtiyacı varsa, MHP’nin de kendi içerisindeki kısır kavgalardan kurtulmaya ihtiyacı var.
Artık herkes aynaya bakmalı.
Kim ne söylediğini, dün kimin yanında durduğunu, bugün neden karşısında olduğunu ve yarın hangi kapıyı çalacağını düşünmeli.
Çünkü siyaset unutmaz.
Kulis unutmaz.
Teşkilat unutmaz.
Ve en önemlisi…
Kamuoyu hiç unutmaz!

Kilimli Belediye Başkanı, son günlerde yine tartışmaların odağına oturdu.
Bu kez gündemin merkezinde belediyenin yol, asfalt, altyapı ya da imar sorunları değil; “SON HALİ” adı verilen bir tekne ve bu tekneyle ilgili kamuoyuna yansıyan iddialar bulunuyor.
Başkanın aile dostlarıyla ortak aldığı öne sürülen tekneyle Kilimli açıklarında deniz gezileri ve balık sefaları yaptığı iddiaları ilçede konuşulurken, asıl tartışma teknenin kendisinden çok belediye personeli ve belediye imkânlarının bu tekneyle bağlantılı işlerde kullanıldığı yönündeki iddialar üzerine yoğunlaşıyor.
Kamuoyuna yansıyan iddialar bununla da sınırlı değil.
İddiaya göre belediye çalışanları Cemalettin Şen ve ekibi, belediyeye ait imkânları kullanarak söz konusu teknenin yanaşması ve bağlanması amacıyla bir alan oluşturulması çalışmalarında görev alıyor.
Daha da dikkat çekici olan iddia ise kullanılan malzemeler ve iş makineleriyle ilgili.
İddialara göre söz konusu çalışmalarda belediyenin çimentosu, kumu ve kepçesi kullanılarak tekne için bir gemi/tekne bağlama yeri hazırlanıyor.
Eğer bu iddialar doğruysa, artık ortada yalnızca bir belediye başkanının özel teknesiyle denize açılması meselesi bulunmuyor.
Ortada çok daha ciddi bir soru var:
Belediyenin malzemesi, işçisi ve iş makinesi özel bir teknenin kullanımına yönelik bir alan oluşturmak için mi kullanılıyor?
İşte Kilimli halkının asıl cevap beklediği soru budur.
Kamuoyuna yansıyan görüntülerde Fen İşleri bünyesinde görev yapan inşaat ustası Cemalettin Şen ve ekibinin teknenin bulunduğu bölgede çalışma yaptığı görülüyor.
Ancak burada cevaplanması gereken kritik noktalar var:
Cemalettin Şen ve ekibi hangi görev emriyle orada?
Çalışma belediyenin resmi iş programında bulunuyor mu?
Kullanılan çimento ve kum belediyenin deposundan mı çıktı?
Kepçe belediyeye mi ait?
Bu çalışma için resmi bir iş emri veya görevlendirme yapıldı mı?
Yapılan iş Kilimli Belediyesi’nin kamu hizmetleri kapsamında mı?
Ve en önemlisi:
Belediyenin imkânlarıyla yapılan bu çalışmanın kamu yararı nedir?
Eğer gerçekten belediyenin malzemeleri ve iş makineleri kullanılarak özel bir tekneye bağlama yeri hazırlanıyorsa, bunun açıklanması artık bir tercih değil, kamuoyuna karşı bir sorumluluktur.
Kilimli Belediyesi’nde görev yapan personelin asli görevi bellidir:
Kilimli halkına hizmet etmek.
Yol yapmak, altyapıyla ilgilenmek, belediyenin ihtiyaçlarını karşılamak ve vatandaşın sorunlarını çözmek.
Peki belediye çalışanlarının özel bir teknenin bulunduğu alanda çalışma yapması hangi hizmet kapsamına giriyor?
Daha da önemlisi;
Çimento belediyenin.
Kum belediyenin.
Kepçe belediyenin.
İşçiler belediyenin.
Eğer bütün bunlar gerçekten teknenin bağlanacağı alanın hazırlanması için kullanıldıysa, Kilimli halkının şu soruyu sorması son derece doğaldır:
“Belediyenin imkânları neden özel bir teknenin ihtiyaçları için kullanılıyor?”
Bir diğer büyük soru işareti ise teknenin mülkiyeti.
Başkanın aile dostlarıyla ortak aldığı öne sürülen “SON HALİ” isimli teknenin resmi olarak kimin adına kayıtlı olduğu kamuoyu tarafından net biçimde bilinmiyor.
Teknenin sahibi kim?
Ortakları kim?
Başkanın tekneyle hukuki veya ticari bağlantısı bulunuyor mu?
Teknenin bağlanması için yapılan alan kimin kullanımına tahsis edildi?
Bu alan için herhangi bir resmi izin veya tahsis işlemi yapıldı mı?
Bunların tamamı kamuoyunun cevap beklediği sorular.
Elbette bir belediye başkanının özel hayatı ve deniz keyfi kimseyi ilgilendirmez.
Ancak özel hayat ile kamu görevi arasındaki çizgi belediyenin personeli, malzemesi veya iş makineleri devreye girdiği anda tartışmaya açılır.
Çünkü kamu kaynakları kişisel kullanım için değil, kamu hizmeti için vardır.
Bu nedenle iddiaların muhatapları tarafından açık ve net biçimde cevaplanması gerekiyor.
Belediyenin çimentosu kullanıldı mı?
Belediyenin kumu kullanıldı mı?
Belediyenin kepçesi kullanıldı mı?
Cemalettin Şen ve ekibi hangi emirle çalıştı?
Çalışma hangi resmi proje kapsamında yapıldı?
Tekne için özel bir bağlama alanı mı oluşturuldu?
Eğer bütün bunlar belediyenin resmi bir hizmetiyse, projesi, iş emri ve gerekçesi kamuoyuna açıklanmalı.
Eğer resmi bir belediye hizmeti değilse, bu kez kamu imkânlarının hangi gerekçeyle kullanıldığı açıklanmalı.
Bugün Kilimli’de tartışılan mesele artık yalnızca “Başkanın yatı var mı?” sorusu değildir.
Asıl mesele şudur:
“Başkanın özel olduğu öne sürülen teknesi için belediyenin işçisi, kumu, çimentosu ve kepçesi kullanıldı mı?”
Eğer kullanıldıysa;
Kim talimat verdi?
Kim görevlendirdi?
Masraf kimin bütçesinden karşılandı?
Bu işin belediye kayıtlarındaki karşılığı nedir?
Kilimli halkının hakkı olan cevaplar bunlardır.
Çünkü belediye başkanlığı kişisel imkânları artırma makamı değil, kamu hizmeti makamıdır.
Ve eğer “SON HALİ” isimli tekne gerçekten belediye kaynaklarıyla hazırlanan bir bağlama alanının önünde duruyorsa, Kilimli halkının sorusu son derece nettir:
Bu iddiaların tamamı ilgili makamlar tarafından açıklığa kavuşturulmalıdır. Zira mesele bir teknenin ötesine geçiyor; kamu kaynağının nerede, nasıl ve kimin için kullanıldığı sorusuna dayanıyor.


Kilimli-Zonguldak arasında dolmuş ücretlerine yapılan zam, vatandaşın sabrını bir kez daha taşırdı. “Bu halk daha ne kadar zam yükünü taşıyacak?” sorusu yükselirken, gözler Kilimli Belediyesi’ne çevrildi.
Kilimli halkı yine zamla karşı karşıya…
Kilimli Taşıyıcılar Kooperatifi (KİLTAŞ) bünyesinde hizmet veren dolmuş hatlarında yeni tarife uygulamaya alındı. Daha önce 58 TL olan Zonguldak-Kilimli sivil yolcu ücreti 65 TL’ye, öğrenci ve indirimli yolcu ücreti ise 45 TL’den 50 TL’ye yükseldi.
Kısacası Kilimli halkının ulaşım faturası yine kabardı.
Akaryakıt fiyatları ve artan işletme maliyetleri gerekçe gösterilerek yapılan zam, ekonomik yükün altında ezilen vatandaşın sırtına bir yük daha bindirdi.
Peki soruyoruz:
Kilimli halkı her gelen zammı kabullenmek zorunda mı?
Asgari ücretle, emekli maaşıyla, sabit gelirle geçinmeye çalışan vatandaşın ulaşım giderleri nereye kadar artırılacak?
Kilimli halkının cebini kim koruyacak?
Ve en önemlisi…
Vatandaşın doğrudan cebini ilgilendiren ulaşım ücretlerinde yaşanan artış karşısında belediyenin nasıl bir girişimde bulunacağı merak ediliyor.
Elbette dolmuş esnafının da artan maliyetleri var. Ancak vatandaşın da artık dayanacak gücü kalmadı.
Bir tarafta artan akaryakıt, bakım ve işletme maliyetleri…
Diğer tarafta her gün işe, okula ve hastaneye gitmek zorunda olan Kilimli halkı…
İki taraf da “haklıyım” diyorsa, vatandaşın mağduriyetini kim çözecek?
Zonguldak’a çalışmak, eğitim görmek, hastaneye gitmek veya günlük ihtiyaçlarını karşılamak için gidip gelen Kilimli vatandaşının ulaşım gideri artık ciddi bir yük haline geliyor.
Bugün 65 TL olan ücretin yarın nerede duracağının da garantisi yok.
Vatandaşın korkusu yalnızca bugünkü zam değil.
“Yarın yine zam gelir mi?” endişesi…
Kilimli halkı artık yalnızca zamları konuşmuyor; geçimini nasıl sürdüreceğini düşünüyor.
Kilimli Belediyesi’nin önünde önemli bir sınav bulunuyor.
Belediye, vatandaşın ulaşım yükünü hafifletecek alternatifler geliştirecek mi?
Dolmuş ücretleri konusunda tarafları bir araya getirerek çözüm arayacak mı?
Vatandaşın mağduriyetini azaltacak bir çalışma yapacak mı?
Yoksa “Maliyetler arttı, zam kaçınılmazdı” denilerek konu kapanacak mı?
Kilimli halkının artık bu sorulara cevap beklediği açık.
Çünkü mesele yalnızca 7 liralık bir zam değil.
Mesele, her gün üst üste gelen zamların vatandaşın hayatını yaşanmaz hale getirmesi.
Vatandaşın beklentisi çok açık:
Ulaşım temel ihtiyaçtır.
Kilimli halkı, yaşadığı ilçeden Zonguldak’a ulaşmak için her gün daha fazla para ödemek zorunda bırakılmamalıdır.
Esnafın mağduriyeti de vatandaşın mağduriyeti de görmezden gelinmemeli.
Artık top Kilimli Belediyesi’nde.
Kilimli halkının çıkarlarını kim koruyacak?
Vatandaşın sesi ne zaman duyulacak?
Ve en önemlisi: Kilimli halkı daha ne kadar zam yükünün altında ezilecek?
Bu soruların cevabını Kilimli halkı bekliyor.

Çaycuma’da MHP teşkilatında yeni dönem başladı. 15. Olağan İlçe Kongresi’nde Mustafa Kaplan, MHP Çaycuma İlçe Başkanlığı görevine seçildi. Kongrede birlik ve beraberlik mesajları verilirken, teşkilatın yeni dönemde sahadaki çalışmalarını daha da güçlendirmesi hedeflendi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Çaycuma İlçe Teşkilatı’nın 15. Olağan İlçe Kongresi, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Kongrede yapılan seçim sonucunda Mustafa Kaplan, MHP Çaycuma İlçe Başkanı olarak görevi devraldı.
Kongre, MHP teşkilatının yanı sıra Cumhur İttifakı bileşenleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve çok sayıda partilinin katılımıyla gerçekleşti.
Kongreye katılan AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, yaptığı konuşmada Zonguldak’ta siyasi partiler, esnaf ve ticaret odaları ile Cumhur İttifakı’na destek veren tüm kesimlere teşekkür etti.
Çolakoğlu, birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaların sürdürüleceğini vurgulayarak, Cumhur İttifakı çatısı altında ortak hedefler doğrultusunda hareket etmeye devam edeceklerini ifade etti.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz ise kongrede yaptığı konuşmada teşkilat çalışmalarının kararlılıkla devam edeceğinin mesajını verdi.
Korkmaz, “Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin emrinde Çaycuma’da tüm faaliyetlerimiz devam edecektir” diyerek, MHP teşkilatlarının sahadaki çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
Kongrede MHP Çaycuma İlçe Başkanlığı görevine seçilen Mustafa Kaplan, kendisine duyulan güven nedeniyle teşekkür etti.
Kaplan, yeni dönemde teşkilat içerisinde birlik ve beraberliği güçlendireceklerini belirterek, MHP’nin Çaycuma’daki çalışmalarını daha etkin şekilde sürdüreceklerini ifade etti.
Kaplan’ın başkanlığındaki yeni yönetim, önümüzdeki dönemde teşkilat çalışmalarına yön verecek.
Kongrede belirlenen 18 kişilik asil yönetim kurulunda şu isimler yer aldı:
Abidin Tansu Bıyıklı, Engin Sunat, Erdem Yavuzoğlu, Fatih Yıldırım, Fatih Karadaş, Fatih Özil, Hakan Akkoç, Kerem Akça, Levent Çakmak, Menaf Günay, Mustafa Baysal, Özkan Miyanyedi, Ramazan Adıgüzel, Şafak Topçu, Şahin Sefercik, Şenol Aksoy, Tuncay Yılmaz ve Yasin Özyapı.
Kongreye; AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, MHP MYK Üyesi Murat Kotra, MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz, siyasi parti ilçe başkanları, ilçe ve belde teşkilat yöneticileri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, Ülkü Ocakları başkanları, muhtarlar ve çok sayıda MHP üyesi katıldı.
Mustafa Kaplan’ın başkanlığında yeni bir döneme giren MHP Çaycuma İlçe Teşkilatı’nda gözler, önümüzdeki süreçte gerçekleştirilecek saha ve teşkilat çalışmalarına çevrildi.



Milliyetçi Hareket Partisi’nin Zonguldak Merkez İlçe Kongresi geride kaldı. Ancak görünen o ki kongre bitti, tartışmalar bitmedi. Salondan yükselmesi beklenen birlik ve beraberlik mesajlarının yerini kulis dedikoduları, kişisel kırgınlıklar ve makam hesapları aldı.
En dikkat çekici tablo ise şu oldu: Bir tarafta teşkilatın birlik görüntüsü vermeye çalıştığı bir kongre, diğer tarafta ise “Neden ben divanda yoktum?”, “Neden o kürsüye çıktı?” tartışmaları…
Siyaset, kişisel egoları tatmin etme yeri değildir. Hele ki davasını her şeyin üzerinde tuttuğunu söyleyen bir siyasi hareketin içinde, makam beklentilerinin dava bilincinin önüne geçmesi kabul edilebilir değildir.
MHP Zonguldak İl Başkanı Orhan Korkmaz’ın ev sahipliğinde sekiz il başkanının aynı salonda buluşması, teşkilat adına önemli bir organizasyon olarak değerlendirildi. Böyle bir tablo konuşulması gerekirken, kongrenin ardından kişisel hesapların gündeme taşınması teşkilata ne kazandırmaktadır?
Kulislerde birçok iddia konuşuluyor. Kimileri MYK Üyesi Murat Kotra’nın bazı isimlerle yakınlığını tartışıyor, kimileri ise kongrede yaşanan protokol tercihlerini. Ancak asıl sorgulanması gereken, bu tartışmaların teşkilata ne fayda sağladığıdır.
Gerçek dava adamı, istediği görevi alamayınca küsmez; kürsüye çıkamadı diye teşkilatını tartışmaya açmaz. Gerçek dava adamı, kişisel beklentilerini değil, partisinin başarısını düşünür.
Bugün MHP’nin ihtiyaç duyduğu şey yeni tartışmalar değil; birlik, disiplin ve teşkilat ruhudur. Makamlar gelir geçer, görevler değişir. Ancak kırılan güven kolay kolay onarılamaz.
Unutulmamalıdır ki siyasi partileri büyüten makam kavgaları değil, ortak hedef etrafında kenetlenebilen kadrolardır. Kamuoyu da artık kişisel hesaplaşmaları değil, hizmeti ve üretimi görmek istemektedir.